hale kumbaroğlu

hale kumbaroğlu
@halekum
ankara
23 Ağustos 1989
23 okur puanı
Nisan 2022 tarihinde katıldı
Metis'ten Şahmaran'a yitik annelik
Annelik içgüdüsel değil "dürtüsel" bir etkinlik olarak tanımlanmalı. Annelik süreçlerini "annelik içgüdüsü" gibi genel bir terime bağlamak sürecin çeşitliliğini ve özgüllüğünü anlamayı güçleştirir. İçgüdü biyolojiktir, dürtü ise öyküseldir. İçgüdü türe özgüdür, dürtü ise kişiye. Annelik içgüdüsü yerine annelik dürtüsü demek de sorunu çözmez, annelik süreçlerinin birçok farklı dürtünün etkinleştiği ve bebeğin anne için dürtüsel bir merkez haline dönüştüğü geniş bir süreç olarak düşünmek daha tutarlı bir kavrayış geliştirmemize olanak sunabilir. İnsanın her etkinliğini dürtü üzerinden düşünmeyi denemek oldukça önemlidir. Elbette bütün etkinliklerimiz bedende olup biten süreçlerle çok yakından ilişkilidir. Ancak bireysel çeşitliliği mümkün kılan şey hormonlardaki farklılıklardan öte öykülerimizdeki farklılıklardır. Annelik gibi karmaşık bir etkinlik içgüdü gibi ele alındığında bu sürecin biricikliği ciddi bir tahribata uğrar.
Sayfa 11 - İshak Saygılı·Kitabı okudu
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.

hale kumbaroğlu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·184 syf.·
2023 1. kitabı
Elisabeth Badinter
8.1/10 · 129 okunma
"... Miletli Thales'in neden çocuk yapmaktan kaçındığı sorulduğunda 'Tamamen çocuklara duyduğum sevgi nedeniyle' yanıtını verir. [...] Kim oğluna ya da kızına gerçeği, yani ölümün kaçınılmaz olduğunu, insanlar arasındaki ilişkilerin riyakarlığını, dünyanın çıkar dünyası olduğunu, ücretli emeğin zorunluluğunu, bunun hemen her zaman külfetli ve zorunlu olduğunu, aksinin istikrarsızlık ve işsizlik getirdiğini açıklamayı arzular? Hangi nahif, budala ve şaşkın ebeveyn soyuna sunacağı sefaleti, hastalığı, yoksunluğu, yoksulluğu, yaşlılığı, mutsuzluğu sevebilir? [...] Sevgi, bu alçaklıkları biricik yavruna aktarma sanatı mıdır?"
Sayfa 128·Kitabı okudu
Alıntı
"... Bebeğim olduğundan beri çift hayatı yaşamıyorum, artık uyumuyorum, artık saçlarımı yıkamıyorum, artık okumuyorum, arkadaşlarımı görmüyorum. Evet, sözde anne oldum. Ama annenin sadece anne olmadığını bilmiyordum. Bütün diğer rolleri bırakmak, cinsellikten, cazibeden, işten, spordan, bedeninden, aklından vazgeçmek gerektiğini bilmiyordum. Hayattan vazgeçmek gerektiğini bilmiyordum. [...] Bütün gözler sanki katilmişim veya daha da kötüsü iğrenç bir anneymişim gibi bana çevrilmişti."
Sayfa 109·Kitabı okudu
Alıntı
Tarihte kendini gösteren ilk sınıf çatışması, erkekle kadın arasındaki uzlaşmaz karşıtlığın karı-koca evliliği içindeki gelişmesiyle; ve ilk sınıf baskısı da dişi cinsin erkek cins tarafından baskı altına alınmasıyla düşümdeştir. Karı-koca evliliği, büyük bir tarihsel ilerlemedir; ama aynı zamanda, kölelik ve özel mülkiyetin yanı sıra, günümüze kadar uzanan ve bazılarının gönenç ve gelişmesi, bazılarının da acı ve gerilemesiyle elde edildiğine göre, o her ilerlemenin aynı zamanda görece bir gerileme olduğu çağı açar.
Sayfa 78·Kitabı okudu
Alıntı