"Yeri gelince hem herkes gibiyim hem de hiç kimse gibi... İnsanlar beni sadece kendimi onlara gösterdiğim kadarıyla tanıyabilirler, izin verdiğim kadar hayatıma müdahil olabilirler. Ancak kendimi biliyor muyum diye sorguladığımda bilmediğimden eminim. Arayışımda kendimi halen bulamadım. Kim bilir belki de çaba göstermemek en doğrusudur..."diye gelen yoruma, "Öyle deme lütfen. Kendini bilmeden ölen insanlar yüzyıllardır var. Arayanlar buluyor. Herkesin kafasına bir şey düşüp de 'Evreka!' diye bağırıp kendini bilmesi ne yazık ki gerçek olmuyor..." diye cevap geldi.
Ekber Şah bütün dinleri aynı derecede tutardı. Yani şimdiki deyimiyle "lâik" bir kafaya sahipti. Hatta muhtelif dinlere mensup bilginleri toplayarak, bu dinlerin karışımı, umuma şamil ve müşterek bir din kurmaya çalıştı.
Payitahtında bir "ibadet evi" kurdu.
Adam güneşin suya batıp yok oluşuna dek bu yaşına kadar halen nasıl yüzme bilmediği, nasıl halen aynı işte çalıştığı ve zerre yükselemediği, birisi höt dese hiçbir zaman karşılık veremeyeceği, yapayalnız olduğu ama hak ettiğinin zaten tam olarak bu olduğu üzerine bilinçsizce düşünüp oturacaktı.
Kelâm ilminin Tanrı'nın varlığını temellendirmede başvurduğu temel yollardan biri olan hudüs delili, âlemin sonradan var olduğu gerçeği üzerinden bir Muhdis'in zorunluluğunu savunur.”* Modern bilim, bu delil için güçlü ampirik bir destek sağlamıştır. Evrenin başlangıcına ilişkin ilk güçlü bilimsel destek, 19. yüzyılın ortalarında termodinamik alanından geldi.
Termodinamiğin İkinci Yasası (entropi ilkesi), kapalı bir sistemde düzensizliğin sürekli arttığını ve kullanılabilir enerjinin geri dönüşümsüz biçimde azaldığını söyler.” Eğer evren sonsuzdan beri var olsaydı, “ısı ölümü” çoktan gerçekleşmiş ve evren mutlak bir dengeye ulaşmış olurdu. Oysa evrende enerjinin hâlen işlenebilir olması, onun geçmişte belirli bir anda düşük entropili bir başlangıca sahip olduğunu ve bu başlangıçtan itibaren süreklilik arz eden bir “zaman oku”nun mevcudiyetini göstermektedir.”* Bu argüman, termodinamiğin keşfinden itibaren evrenin bir başlangıcı olması gerektiğine dair en güçlü bilimsel-teolojik kanıtlardan biri olarak kabul edilmiştir. ———