Halid

Halid
Marmara
İstanbul
30 Ekim
27 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı

Halid

, bir kitap okudu
Puan vermedi·272 syf.·
2022 1. kitabı
Halil İnalcık
8.6/10 · 2.181 okunma
Reklam

Halid

, bir kitap okudu
8/10
·144 syf.·
Beğendi
·
2019 3. kitabı
Bahaeddin Özkişi
8.1/10 · 1.365 okunma
Babalar ve Oğullar
[..] Rusya’nın uzak köşelerinden birinde küçük bir köy mezarlığı vardır. Hemen hemen bütün mezarlıklarımız gibi, bu mezarlık da hüzünlü bir görünüme sahiptir: Çevresindeki hendekleri uzun zaman önce otlar bürümüştür; gri ahşap haçları eğilmiş ve bir zamanlar boyalı olan küçük çatıları altında çürümeye terk edilmiştir; mezar taşlarının hepsi de sanki alttan biri itiyormuş gibi yerinden oynamıştır; kel kel iki üç ağaç zar zor gölge verir; koyunlar rahat rahat mezarların üzerlerinde dolaşır... Ama bu mezarların arasında hiç kimsenin dokunmadığı, hiçbir hayvanın çiğnemediği bir tanesi vardır ki, bu mezara sadece kuşlar konar ve şafakta şarkı söylerler. Etrafı demir parmaklıkla çevrilmiştir; her iki ucuna iki taze çam dikilmiştir: Bu mezarda Yevgeniy Bazarov gömülüdür. Yakındaki köyden mezara artık iyice çökmüş karı koca ihtiyar sık sık gelirler. Birbirlerine dayana dayana ağır adımlarla yürürler; parmaklığa yaklaşırlar, dizlerinin üstüne çökerler ve uzun uzun, acı acı ağlarlar, uzun uzun ve dikkatle altında oğullarının yattığı o dilsiz taşa bakarlar; birbirlerine kısa kısa bir iki söz söylerler, taşın üzerindeki tozları alırlar, çamın dallarını düzeltirler, tekrar dua ederler ve sanki oğullarına, onunla ilgili anılara daha yakın oluyormuş gibi buradan bir türlü ayrılıp gidemezler... Onların duaları, gözyaşları boşuna mıdır? Aşk, kutsal, sadık aşk her şeye kadir değil midir? Ah hayır! Mezarın içinde ne kadar tutkulu, ne kadar günahkâr ve isyankâr bir yürek saklı olursa olsun üzerinde büyüyen çiçekler bize masum gözleriyle sakin sakin bakarlar: Onlar bize sadece sonsuz huzuru değil, “kayıtsız” doğanın büyük huzurunu değil, sonsuz barışmayı ve sonsuz yaşamı da anlatırlar
Sayfa 251 - İş Bankası·Kitabı okudu
Babalar ve Oğullar
[..] Odintsova Bazarov’a baktı. Solgun yüzünü acı bir gülümseme kaplamıştı. “Bu adam beni sevdi!” diye düşündü Anna Sergeyevna ve ona karşı içinde bir acıma hissetti, candan bir tavırla Bazarov’a elini uzattı. Bazarov da onu anlamıştı. “Hayır!” dedi ve geri çekildi. “Ben yoksul bir adamım ama şimdiye kadar hiç sadaka almadım. Hoşça kalın, efendim, Tanrı size sağlık versin.” “İnanıyorum ki, son kez görüşmüyoruz,” dedi Anna Sergeyevna elinde olmayan bir hareketle. “Dünyada neler olmaz ki!” diye cevap verdi Bazarov, eğilerek selam verdi ve çıktı. “Demek, kendine bir yuva kurmaya karar verdin ha?” dedi Bazarov, aynı gün Arkadiy’e, yere çömelmiş çantasını hazırlarken. “E, ne yapalım? İyi iş. Yalnız boşu boşuna kurnazlık ettin. Ben senden bambaşka bir davranış beklerdim. Ya da bu durum seni de şaşırtmıştır belki, ne dersin?” “Doğrusu, senden ayrıldığımda ben de bunu beklemiyordum,” diye cevap verdi Arkadiy, “ama sen de downloaded from KitabYurdu.org 315 neden kurnazlık ediyor ve ‘iyi iş’ diyorsun? Sanki ben senin evlilik hakkında ne düşündüğünü bilmiyor muyum?” “Ah, sevgili dostum!” dedi Bazarov. “Neler söylüyorsun! Ne yaptığımı görüyorsun: Çantamda boş yer kalmış ve ben oraya kuru ot koyacağım; hayat çantamızda da aynı şey söz konusudur; içini neyle doldurursak dolduralım, yeter ki boşluk kalmasın. Kızma lütfen, hatırlarsan, Katerina Sergeyevna hakkında ne düşündüğümü biliyorsun zaten. Başka bir küçükhanım sırf akıllıca iç geçiriyor diye adı akıllıya çıkar; seninki ise kendini tutuyor, hem öyle bir tutuyor ki seni de avucunun içine alacak, zaten de öyle olması gerekir.” Çantanın kapağını kapattı ve yerden kaldırdı. “Şimdi sana bir kere daha elveda diyorum... çünkü kendini kandıracak bir şey yok: Biz ebediyen ayrılıyoruz, bunu sen de hissediyorsun... akıllıca davrandın; sen
Sayfa 225 - İş Bankası·Kitabı okudu
Babalar ve Oğullar
[..] “Katerina Sergeyevna,” dedi Arkadiy titreyen bir sesle ve kollarını kenetleyerek, “sizi sonsuza kadar seveceğim ve sizden başka hiç kimseyi de sevmiyorum. Bunu size söylemek, düşüncenizi öğrenmek ve benimle evlenmenizi rica etmek istiyordum, çünkü ben zengin biri değilim ve her türlü fedakârlığı yapmaya da hazır olduğumu hissediyorum... Bir şey demeyecek misiniz? Bana inanmıyor musunuz? Düşüncesizce laflar ettiğimi mi düşünüyorsunuz? Ama son günleri hatırlayın! Daha geçen gün başka her şeyin (anlayın beni), her şeyin, evet her şeyin iz bırakmadan çoktan yok olup gittiğine inanmayan siz değil miydiniz? Bana bakın, bir tek söz söyleyin... Seviyorum... sizi seviyorum... inanın bana!” Katya, Arkadiy’e ciddi ve pırıl pırıl gözlerle baktı ve uzun uzun düşündükten sonra hafifçe gülümseyerek, “Evet,” dedi. Arkadiy oturduğu sıradan ayağa fırladı. “Evet! Evet dediniz, Katerina Sergeyevna! Bu ne anlama geliyor? Sizi sevdiğime inandığınız anlamına mı... ya da... ya da... sözümü bitirmeye cesaret edemiyorum...” “Evet,” diye tekrarladı Katya ve Arkadiy, Katya’yı anlamıştı bu kez. Katya’nın büyük güzel ellerini tuttu ve heyecandan soluk soluğa bu elleri kalbinin üzerine bastırdı. Ayakta zor duruyordu ve sadece “Katya, Katya...” diye tekrarlıyordu. Katya ise masum gözyaşları başladı, döktüğü gözyaşlarına kendisi de sessiz sessiz gülüyordu. Sevdiği varlığın gözlerinde bu gözyaşlarını görmemiş bir kimse, yeryüzünde bir insanın minnettarlıktan ve utançtan eli ayağı kesilircesine mutlu olabileceğini bilemez. [..]
Sayfa 222 - İş Bankası·Kitabı okudu
Reklam