Barındıkları vatanda kendilerinin ecdat kemikleri gömülü bulunmayan ve içerisine sokuldukları cemiyetin ruhunda kendi tarih ve mazileri yüklü olmayan insanlar, bütün kuvvetleriyle o milletin mâzisine musallat olur, onun rûhunu tarihiyle beraber kökünden kazımak isterler.
Ne zaman Boğaz'a gitsek, çarşı içindeki İstinye Camii'ne uğrardık. Duvarda, İkinci Sultan Mahmut'un el yazısıyla bir hadîs-i şerif vardı ki Hocamız dikkatimizi bilhassa üstüne çekerek:
--Bakın ne büyük, ne doğru bir kelâm.." derdi: "Mü'minin îmanda en üstün olanı, ahlâkı güzel olandır."
Bizim hareketimiz, mesuliyet hareketidir; dâvamız hayata uymak değil, hayatımızı hakka uydurmaktır. Bizi Allah'a doğru götürecek olan irademizin iktidarı, isyan hâlinde ifadesini bulucudur: Hayatımızın içinde hayat yokluğuna, ruhumuzda aşkın yokluğuna, vicdanlarımızda mesûliyetin yokluğuna isyan; merkezi, mihrakı, meşalesi aşk ve iman olan ve aydınlığın sahası içindeki nesle ilim, sanat ahlâk ve felsefe yolları açacak olan yaratıcı isyan.