"...bu kez hangi şehirde olduğunu yazmamıştı, çünkü bir kafesin içindeydi. Mektup yazmayı bıraktıktan sonra gerçekten de kanadındaki ağrı azalmıştı. Ama uçtuğu, gördüğü yerleri çocuğa anlatamamak bir süre sonra ona çok ağır gelmeye başlamıştı. 'Sana anlatamadıktan sonra gördüklerim neye yarar!' diyordu. Kafeste kanatlarına ihtiyacı olmadan rahatça yazabilecekti..."
Belki de ancak şüphe edebilen, çaresizliğe düşebilen insan, büyük ve fevkalade şeyler yaratabilir. Hoşnut olan, arkasına yaşlanmayı yeğleyecektir. Bu bakımdan, bir hoşnutluk eğer fazla uzun sürerse hoşnutsuzluğun tamamen kendiliğinden doğuvermesi şans olarak görünebilir.
Talihin yüzüne güldüğü insanı da kıskanmamalı. Mutlu tesadüfü elinde tutamazsa, o da mutsuz olur. Uğurlu tesadüfle elde ettiğine inanıp da yan gelip yatar, mutluluğunu muhafaza etmek için bir şey yapmazsa şayet, talih uçar gider elinden. Bu çeşit mutluluğun mükemmel mecazı, kârdır: kârı sapasağlam elinde tutacağına inanan biri, onun eriyip gittiğine şahit olacaktır; talih oyunlarının en yaygını olan aşkta, sözgelimi. İki kişinin birbirini bularak mutluluğa erişmiş olması, hep öyle kalacakları anlamına gelmez, mutluluğu hep onlarla eğleşmeye zorlayabilecekleri anlamınaysa hiç gelmez.