Halil Uludağ

Halil Uludağ

, bir kitap okudu
9/10
·243 syf.··
13 günde okudu
·
2025 36. kitabı
Emine Öztürk
8.6/10 · 38 okunma
Reklam
Okul köyden biraz kenarda yarı taş, yarı kerpiçten yapılmış içi ve dışı çamur sıvalı bir oda, bir aralıktan ibaret toplam yirmi-yirmi beş metre kare toprak bir damdı. Ders araç gereci olarak birkaç tane kırık dökük sıra, yazı tahtası olarak da bir tarafı yumurta ve kurum karışım bir boyayla boyanmış eski bir kapıdan ibaretti. Duvarda bir kısmı yırtık Türkiye haritası, üst tarafında rengi solmuş Atatürk fotoğrafı asılıydı. Öğretmen masa ve sandalyesi yoktu. Şeker sandığından bozma dolapta okul kuyudatı (yoklama defteri, kütük defteri vs) duruyordu. Nereden bakarsanız bakın hoşnut olacağınız bir yanı yoktu okulun. Fakat köy enstitüsü mezunuydum. Öğretmenlerime verdiğim sözümü tutacaktım. Onlar bize hep derlerdi ki: "oğlum marifet, imkânsızlıklar içinde imkân yaratmaktır. Her türlü imkâna sahip işi herkes başarır. Önemli olan imkânsızlıkları yenmek için imkânlar yaratmaktır." Ben imkânsızlıklar içinde imkân aramaya başladım.
10/10
·752 syf.··
2025 35. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2025 20:49
Milli mücadele / kurtuluş savaşını anlatan bir çok kitap okuduktan sonra okudum. Turgut Özakman ile bu vesile ile tanışmış oldum. Kendisine türk gençliğine ve halkına böyle bir eser bıraktığı için teşekkür ederim. Diğer kitaplarını da okumayı hedefliyorum. Türk gençlerinin ve türk halkının özellikle okuması ve kütüphanesinde bulundurması gereken bir eser.
Şu Çılgın TürklerTurgut Özakman · Bilgi Yayınları · 202324,6bin okunma

Halil Uludağ

, bir kitap okudu
10/10
·752 syf.··
20 günde okudu
·
2025 35. kitabı
Turgut Özakman
9.2/10 · 24,6bin okunma
YETMİŞ BEŞ kağnılık bir kağnı kolu İnebolu-İkiçay'dan yola çıkmak üzereydi. Zafer Kemal "Uğurlar olsun anam!" diye seslendi. Kolbaşı, "Sağ ol oğul" dedi, elindeki sopayla öküzünü dürttü. Kağnılar tekerleri inleyerek kımıldayıp yürüdüler. Kağnıcıların hepsi kadındı. Yalnız üçüncü kağnıyı 12 yaşında bir erkek çocuk yediyordu. Kadınlardan biri hamileydi. Yedinci kağnının yanında yürüyen sırım gibi genç kadının ayakları çıplaktı. Bazı kadınlar bebeklerini torbalayıp sırtlarına bağlamışlardı. Genç subaylardan biri içi ürpererek, "Ne mübarek kadınlar bunlar" dedi. Öyleydiler. Yavrularına yiyecek taşıyan anaç kuşlar gibi orduyu besliyorlardı. Kağnı kolu gacırdıya gacırdaya uzaklaşıp gitti.
Alıntı
Reklam