Halil Uludağ

Alagöz'de, Başkomutanlık Karargâhı'nda endişe vardır. Halide Edip Hanım yangına körükle gitmek istemese de, daha fazla dayanamaz: "Ankara'yı da mı boşaltıyoruz Paşam? Muharebeyi kayıp mi ediyoruz?" Mustafa Kemal Paşa rahatlatıcı bir gülümsemeyle Halide Edip'e döner: "Hayır hanımefendi, meselenin özüne dikkatinizi çekerim. İlk maddede muharebenin Ankara'ya intikal etme ihtimalinden bahsediyorum. Yani bu, gerekirse Ankara'ya, hatta daha geriye çekilir yine dövüşürüm, ama muharebeyi kaybetmem demektir. Biz kimseye Yunanları Haymanada durduracağız diye söz vermedik. Ankara da olabilir, Kırıkkale de, Sivas da. Ama durduracağız. Çünkü yenilmeye hakkımız yok. Savunduğumuz Türk'ün son ocağıdır. İsmet Paşa, başkomutanın bıraktığı yerden, aynı kararlı üslupla devam eder: “Bir ay önce Sakarya'nın doğusuna çekilirken ilk yaptığımız iş müdafaa alanları tespit ettirmekti. Yalnızca burada değil, Kızılırmak'a kadar pek çok savunma hattı belirledik. Elimizdeki asker sayısı ve imkanlarla düşmanı ancak böyle durdurabiliriz. Kademeli olarak, dövüşe dövüşe çekiliyoruz. Papoulas ilerlemenin hırsıyla nasıl bir tuzağa düştüğünü fark edemiyor". Halide Edip bir an odadaki herkese göz gezdirir. Mustafa Kemal Paşa masanın başında son gelen cephe raporlarına bakmaktadır. İsmet Paşa ve Asım Bey ise yine harita üzerinde çalışmaya dalmışlardır. O an aslında gecenin kör karanlığında değil, şafağın eşiğinde olduklarını fark eder. Taarruz eden Yunanlar olsa da oyunun kurallarını koyan Alagöz'deki kurttur. Sarışın bir kurt!
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
105'lik Skoda bataryasının genç komutanı Mülazım Cevdet Sunay' Efendi'nin bir gözü topunda, bir gözü de kalan cephanededir. Rasat subayından uzun zamandır düzeltme gelmemesinden doğru adresi bulduğunu anlamış, Prens Andreas'ın gözbebeği 5/42 Evzon Alayının gününü cehenneme çevirmektedir. Yine de tutumlu davranmakta fayda vardır: “Dereden dolduruyor gibi mermi harcıyor adamlar! Ah şunlardaki cephanenin yarısı bizde olsaydı."
İki gün sonra muharebeler başladığında Yunan ordusunun aynen Mustafa Kemal Paşa'nın gönderdiği emirdeki gibi davrandığı görülecek, Papoulas ise her hamlesinin anında karşılık bulması yüzünden çılgına dönecektir. Mustafa Kemal Paşa cephenin güneyinde düşmana fark ettirmeden beş deneyimli ihtiyat tümeni toplamış, Yunan kurmaylarının üzerinde on beş gün uğraştığı, uygulamak için 120.000 asker ve onca ağırlığı bozkırda 250 kilometre yürüttüğü harekât planını tek hamleyle çöpe atmıştır. Yani uyanık hırsız, bahçe duvarından içeri atladığında, tüm ev halkını kendisini beklerken bulacaktır!
Sarışın Kurt
10 Ağustos 1921 sabahı Yunan Küçük Asya Ordusu Ankara Harekâtı için yürüyüşe geçer. Bilmedikleriyse, bu kez karşılarında tüm planları bozmak için gelmiş sarışın bir kurt vardır!
Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'nin bilançosu çok ağırdır; 30.000'i aşkın er tüfekleriyle firar etmiştir. Ölü ve yaralı olarak da zayiat çok fazladır. Ordunun muharip gücü neredeyse yarıya düşmüştür. Buna rağmen Genelkurmay'ın 22 Temmuz günü verdiği emirler, kaybetmeyi bilmeyenlerin vereceği türdendir. Yunan Ordusu zafer kutladığı sırada Adana bölgesinden trene binmekte olan 5inci Tümenin yanı sıra, 9uncu Tümenin de Batı Cephesi emrine yollanması, Merkez Ordusu emrindeki 42. Alay, 15inci Tümenin hücum taburu gibi, irili ufaklı tüm birliklerin acele Ankara'ya doğru yola çıkarılması emredilir. Papoulas muharebeler bitti sanmaktadır. Oysa söz konusu vatansa, Türk bitti demeden bitmez!