Halil Uludağ

Yarbay Mehmet Nazım ...
Cephe emrini alır almaz iki alayıyla Yumruçal-Nasuhçal mevzilerini tutmak için harekete geçen 4üncü Tümen'in karargâhı da hemen arkalarından hareket eder. Karargâh subayları ve atlı muhafız takımıyla mevzileri son kez kontrol etmek isteyen Yarbay Nazım Bey atını Yumruçal'a doğru sürer. 58. Alayı Nasuhçal'a yerleşmiş, namlusunu güneye çevirmiş- tir bile. Ancak Yumruçal'da bir tuhaflık vardır; mevzileri işgal etmesi gereken 40. Alay yerinde olmadığı gibi, mevzileri savunacak ileri emniyet noktaları da oluşturulmamıştır. Oysa düşman her an taarruza geçmek üzeredir. Tümen Kurmay Başkanı Binbaşı Şerafettin Bey'le yaptıkları kısa değerlendirme sonucunda alay gelene kadar yanlarındaki atlı muhafız takımıyla tepeyi tutmaya karar verirler. Oysa bu sırada Yunan 5. Tümeninden bir piyade takımı cepheye sokulmuştur. Açılan makineli tüfek ateşi 4üncü Tümen karargâhını bu hazırlıksız anda yakalar ve felaket olur. Muhafız takımının da, karargâh subaylarının da çoğu orada şehit olur. Tümen Komutanı Nazım Bey ve Kurmay Başkanı Şerafettin Bey ise ağır yaralıdır. Yaralı komutanını istasyondaki doktorlara yetiştirmek için atını dolu dizgin süren Ankaralı Zeynel Çavuş ağlayarak ona yalvarır: “Gözünü seveyim dayan komutanım". Yarbay Mehmet Nazım'ın bilinen son sözü dudaklarından burada dökülür: "Asıl siz dayanın çocuğum."
Reklam
Konya'da Bozkır, kuzeyde Bolu-Düzce isyanlarının bastırılmasında bu kadar büyük rol oynayan Binbaşı Nazım Bey Bolu'da Bolu-Düzce-Gerede-Mudurnu yöresi gençlerinden oluşan bir tümen kurar. Dönemin Bolu Belediye Başkanı bu tümene belediye bandosunu da dahil eder. 29 Ekim 1920 günü kendi oluşturduğu tümenin başında Binbaşı Mehmet Nazım Bey Bolu'dan halkın coşkulu vedası ile Ankara'ya uğurlanır. Milli Mücadele'nin en buhranlı günlerinde isyan bastırmaya geldiği, Kuvayı Milliye'den nefret edilen Bolu'dan beş ay sonra törenle, bir kahraman olarak uğurlanmaktadır. Milli Mücadele'ye düşman Bolu'yu, Düzce'yi kazanmakla kalmamış, bu yöreden o dönemde çok ihtiyaç duyulan bir tümen de teşkil etmiştir. Düzenli ordu kurma ve bu orduya asker bulma telaşı içerisinde, o karamsar ortamda bu genç Binbaşı akıl almaz şeyler yapmıştır. Birkaç gün sonra Büyük Millet Meclisi'nin önüne gelen tümeni gören vekiller, askerler mutlulukla birbirine sarılır. Öyle ki o dönemde Ankara'ya gelen yabancı temsilcilere hep bu tümen gösterilir, geçit törenleri yaptırılır. Bu en sıkıntılı dönemde Binbaşı Nazım Bey yaptıklarıyla Mustafa Kemal Paşa'ya da, Meclis'e de, orduya da rahat bir nefes aldırmıştır.
Bizzat İsmet Paşa'nın Metristepe'den yönettiği taarruz saat 16:30'da başlar. İki tümenin kararlı ve birlikte hücumu sonrasında iki direnek de ele geçirilir. Bozularak Söğüt istikametinde kaçan, Yunanların gururu 2/39 Evzon Alayı'dır. 1 Nisan 1921 akşam saat 18:30'da Papoulas'ın ikinci ileri harekât denemesi de hüsranla sonuçlanır. Bu kez "keşif taarruzuydu" bahanesine de sığınamayacak, gerçekle yüzleşecektir; "Türk savaşmaktadır".
Ankara'da ise Mustafa Kemal Paşa özellikle Güney Cephesi konusunda endişelidir. Akşam saatlerinde Refet Paşa'ya gönderdiği telgrafla bu endişesini dile getirir ve kendisinin cepheye yakın bir konumda olup olmadığını sorar. Refet Paşa durumun Afyon'da Fahrettin Bey tarafından kontrol altına alındığını, endişe verici bir durum olmadığını belirterek, kendisinin de cepheye doğru yola çıkmak üzere olduğunu söyler. Büyük Millet Meclisi'nin Reis Paşa'sı yüzlerce kilometre uzakta da olsa, muharebeyi satır satır yazacak kadar yakından takip etmektedir. Aslında Güney Cephesi Komutanı'na verdiği sitemkâr mesaj son derece açıktır: "Afyon'da bu ölüm kalım mücadelesini Fahrettin Bey yönetecekse, siz Güney Cephesi Komutanı olarak muharebeye hangi aşamasında katılmayı düşünüyorsunuz?" Refet Paşa 20. Süvari Alayı'yla beraber gece yarısı Konya'dan trenle cepheye hareket eder.

Halil Uludağ

, bir kitap okudu
10/10
·248 syf.·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2025 12:37
·
2025 9. kitabı
Afet İnan
10/10 · 5 okunma
Reklam