Bu söylediklerimizden şu sonuç çıkar ki, aramızda özgürlük engelleyicilerinin kalmadığına, bizim gibi düşünen ve duyabilenlerle birlikte yaşadığımız yargısına varmak güçtür. O hâlde, görülen bağnazsızlık değil, zayıf, güçsüz bıraktığı bağnazlıktır.
Kuşkusuz, düşüncelerin, inançların başka başka olmasından yakınmamak gerekir. Çünkü, bütün düşünceler ve inançlar bir noktada birleşirse, bu, hareketsizlik belirtisidir. Böyle bir durum, elbette istenilmez. Bunun içindir ki, gerçek özgürlükçüler, bağnazsızlığın genel bir karakter olmasını isterler. Fakat, hatta, iyi niyetle de olsa bağnazlık hatalarına karşı, dikkatli olmaktan vazgeçemiyorlar. Çünkü iyi niyetler hiçbir zaman, hiçbir şeyi düzeltememiştir.
İnsanların, ruhun rahatlaması için yakıldıklarını biliyoruz. Herhâlde bunu yapan engizisyon papazları iyi niyetlerinden ve iyi iş yaptıklarından söz ederlerdi; belki de gerçekten bu sözlerinde samîmî idiler. Fakat, bu ahmaklığı ya da hıyaneti iyi bir iş kalıbına uydurmak güç değildir, en sonunda bu, bir ad değiştirmek sorunudur.
İşte bu nedenledir ki, aldırmazlğı, ilgisizlik derecesine kadar götürmemek önemlidir.