Kitabımız ‘’eğitim’’ kavramının okullarda gerektiği gibi verilmediğinin, bireylerin bir kısır döngü içerisine girmiş sisteme birçok değerini kaybettiklerinin, müfredatın bireyleri fabrikadan çıkmış misali aynı kalıba koyup robotlaşmış bir insan kitlesi oluşturmasından ve bu okulların gün geçtikçe kolej, dershane, üniversite gibi çeşitli ticaret merkezlerine nasıl dönüştüğünden bahsetmektedir. Genel olarak ana fikri toplumların bu kısır döngü içerisinden kurtulmasına yöneliktir. Kitap genel olarak 7 bölümden oluşmaktadır. Bunlar:
• Okulu Neden Devlet Kurumu Olmaktan Çıkarmalıyız?
• Okul Olgusu
• Sürecin Ritüelleşmesi
• Toplumsal Kurumların Görünümü
• Sağduyuya Dayanmayan Tutarlılık
• Öğrenme Ağları
• Ephimetousçu İnsanın Tekrar Doğuşu
Neden Devlet Kurumu Olmaktan Çıkarmalıyız?
Okullar kendi belirledikleri müfredatlara göre eğitim verdikleri için sadece belli bir düşünce ve ya hayat tarzına göre insan yetiştirmektedir. Bireyleri oldukları gibi kabul etmek yerine kendi istediği gibi şekillendirmektedir. Okul bireylerin sosyal hayatlarını, yaşam tarzlarını ve hatta benliklerini dahi etkilemektedir dolayısıyla okul insanlarının kendileri olmasını engellemektedir.
Okul Olgusu
“Bazı kelimeler öylesine esnektir ki, bir işe yaramazlar. Okul ve öğretim böylesi terimlerdendir.’’ (syf.41)
Okulu genel olarak eğitimhane olarak görürüz ama oradaki düşünce özgürlüğü o kadar kısıtlıdır ki öğrencileri kısıtlayıp bir hapishane görevi görür. Bunun sebebi ise okulların öğretmen merkezli olup o ne söylüyorsa doğrudur onun yanılma hakkı yoktur ve aynı şekilde bizim de onu eleştirme hakkımızın olmadığı düşüncesinin yerleştirilmiş olmasıdır. Bu düşüncede öğrencilerin zihni boş olarak düşünülür, öğretmen ve müfredata bağlı olarak yetiştirilir. Bütün öğrenciler aynı fikirlerle