Kendi içimizde ve kendi cebimizde kaybettiğimiz, sonra körler gibi elyordamıyla eşya ve hâdiseleri sığayarak hep dışımızda ve yabancı ceplerde aradığımız, aradıkça kaybettiğimiz, kaybettikçe bulduk sandığımız, bulduk sandıkça kaybımızı derinleştirdiğimiz anahtarın kum üzerindeki yuvası...
BÜYÜK DOĞU budur.
Zannedersem Necip Fazıl'ın okuduğum ik kitabıydı. Okuyalı yaklaşık 10 sene oldu. Şiirler dikkatimi çekmişti. Şöyle birkaç şiir okuyup bırakayım demiştim. Zaten her sayfada çok az şiir olduğundan şiirler şiirleri, sayfalar sayfaları kovaladı ve ben baktım ki çile bitmiş. Tabi bu okuma benim için bayağı yüzeysel oldu. En kısa sürede tekrar okumak istiyorum.
İnsanlık çok çeşitli avunma ve mistifikasyon nesneleri ile sarılmış durumda. Öyle denilebilir ki insan insana kulluk etsin diye birçok değişik usüllerle sarhoş ediliyor.