Psikoloji kökenli olmama rağmen bu eseri bu kadar geç okuduğum için kendime kızıyorum! Psikoloji eğitimi alan üniversiteli her öğrenciye şiddetle tavsiye ediyorum. Yazar resmen kalemi ile bizleri ameliyat ediyor ve hastanın çektiği acıları ruhumuza işlemek suretiyle bizlere de hissettiriyor. Türk edebiyatının böyle başarılı eserleri ile geç karşılaştığım için üzgünüm tabi. Bir de son olarak nedendir bilmiyorum ama eser sonlarına doğru “Bir İdam Mahkumunun Son Günü” ile benzer hisleri de yaşattı bana. Az sayfalı, derin manalı bir çırpıda okuyabileceğiniz lezzetli bir kitap!
Gelecekteki sevgili çocuğum veya çocuklarım, ilk defa sizlere bir kitap tavsiyesinde bulunuyorum. Eğer olur da bir gün karşılaşamazsak ve hayat sizi bazen yoruyor olursa lütfen bu kitabı okuyun. Neden bilmiyorum ama bu kitabı okumak için kafamda iki ideal dönem şekillendi. Bunlardan birincisi üniversiteden ilk mezun olduğun tarih aralığı ve ikincisi ise iş bulduğun ve bu işten bunaldığın otuzlu yaşların başı. Sanki her iki dönemde de sizlere bir kaçış yolu sunabilir gibi hissettim.
Evet şimdi gelelim kitabın benim için olan hissiyatına. Öncelikle uzun süreden sonra bana hayal etmeyi yeniden hatırlattığı için yazara ve Dreamer’a sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Hayal etmenin gücünü unutup suni hayatlar yaşadığımız gerçeğini yüzüme bir tokat gibi çarpıp yaşamı bana yeniden hatırlattı. Bu kitabın, gelecekteki yaşamımı inşaa etmesinde yeri büyük olacaktır, hissediyorum. Umarım gelecekte bu satıları okurken “İşte hayat böyle değiştirilir, gör beni Dreamer” diyebilirim.
Ve içimdeki Antagonist’e de söz vermek istiyorum. Kitabın bazı yerlerindeki uzun olması gereken olay örgüsünün çok kısa cümleler ile birden sonuca bağlandığını ve bu sürecin biraz daha uzun tasvir edilebileceğini düşünüyorum. Çok az öğretilerinde ise Dreamer’a katılmadığımı da söylemek isterim.