Puan vermedi·124 syf.··
2026 5. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 17:41
Cehennem Acı Çektiğimiz Yer Değil, Acı Çektiğimizi Kimsenin Bilmediği Yerdir", yalnızca bir söz değil, insanın içindeki sessiz çığlığın tarifidir. Hallac-ı Mansur'un hakikat arayışını anlatırken, insanın kendi yalnızlığıyla yüzleşmesine de ayna tutuyor. Bu kitapta beni etkileyen şey, cevaplar vermesinden çok sorular sordurması oldu. Çünkü insan bazen acının kendisinden değil, anlaşılmamaktan yorulur. Kitap, hakikati dışarıda arayanlara değil, kendi içine bakma cesareti olanlara sesleniyor. Kimi bölümlerde dil ağırlaşsa da taşıdığı anlam, okuyucuyu düşünmeye zorluyor. Bitirdiğimde elimde sadece bir kitap kalmadı; insanın kendine karşı dürüst olmasının ne kadar zor olduğunu da yeniden fark ettim. Hallac'ın sözleri bana şunu düşündürdü: En derin yaralarımızı herkes görseydi belki bu kadar yalnız hissetmezdik. Bu yüzden kitap, tasavvufi bir metinden çok, insan ruhunun sessiz taraflarına tutulmuş bir ışık gibi geliyor. İyi okumalar dilerim...
Cehennem Acı Çektiğimiz Yer Değil Acı Çektiğimizi Kimsenin Bilmediği YerdirHallac-ı Mansur · Destek Yayınları · 20254,044 okunma
7/10
·496 syf.··
2026 15. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:04
Kitap hallac i mansurun hayatini ve tasavaffu polisiye roman olarak anlatiyor. Dinlerin yahudilik hristiyanlik islam hinduizm zerdust tao ve mani gibi dinlerin hepsinden bahsediyor ve ortak noktalarina dikkat cekiyor. Bilim dini ispatliyabilir mi , kuantum fizik ve dinler arasinda ki kesismeleri gozler onune seriyor. Tasavvufun temellerini enel hakk hakkinda bahsettiginide goruyoruz. Hallaci mansurun hayati cok duyguluydu benim icin etkilenmemek elde degil. Kitap guzeldi. Bu konulara merakiniz varsa tavsiye ederim
NigahdarBaşak Sayan · İthaki Yayınları · 20261,767 okunma
Reklam
Puan vermedi·124 syf.··
2026 34. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 02:19
Hallac-ı Mansur… öyle sıradan biri değil. Adı geçince tarih biraz susar, kalp biraz konuşur. Kalabalık bir şehirde, herkesin birbirine benzediği bir zamanda, farklı düşünen bir adam vardı. Adı Mansur’du. Onu tanıyanlar zamanla başka bir isimle anmaya başladı. Hallac. Diğer insanlar gibi yaşamıyordu. İnanç onun için sadece kabul etmek değildi; anlamak, hatta içinde kaybolmaktı. Bu yüzden yıllarını kendini sorgulayarak geçirdi. Gördüğü, düşündüğü şeyleri de saklamadı. Ne hissediyorsa söyledi. Bir gün, herkesin anlayamayacağı bir söz çıktı ağzından: “Enel Hak.” O, bunu söylerken kendini büyütmüyordu; tam tersine kendinden geriye hiçbir şey kalmadığını anlatıyordu. Ama insanlar bunu böyle duymadı. Kimi korktu, kimi öfkelendi. Sonrası hızlı oldu. Yargılandı, yalnız bırakıldı ve sonunda Bağdat’ta idam edildi. Ama hikâye orada bitmedi. Çünkü bazı insanlar susturulsa bile söyledikleri kaybolmaz. Hallac da onlardan biriydi. Aradan yüzyıllar geçti ama o tek cümle hâlâ konuşuluyor. Tamam, bu sefer düz bir inceleme yapıyorum. Ne hikâye, ne süs. Gerçekten kitap ne veriyor, onu anlatıyorum: --- Hallac-ı Mansur üzerine yazılan bu kitap, klasik bir biyografi gibi başlamasına rağmen aslında sadece bir hayat hikâyesi anlatmıyor. Yazar, Hallac’ın düşünce dünyasını merkeze alarak tasavvufun en zor konularından birine giriyor. İnsanın kendi benliğini aşması. Kitapta en dikkat çeken şey, Hallac’ın neden bu kadar tepki çektiğinin açık açık gösterilmesi. “Enel Hak” sözünün sadece bir cümle olmadığı, arkasında uzun bir içsel süreç olduğu anlatılıyor. Yani kitap, bu sözü tek başına bırakmıyor; nasıl bir düşünce yolculuğunun sonucu olduğunu adım adım açıklıyor. Aynı zamanda dönemin yapısını da görüyorsun. İnsanların neden bu kadar sert tepki verdiğini, din anlayışının ne kadar katı
Hayata Dair
Cehennem Acı Çektiğimiz Yer Değil Acı Çektiğimizi Kimsenin Bilmediği YerdirHallac-ı Mansur · Destek Yayınları · 20254,044 okunma
İncelemeye bakınız
7/10
·124 syf.··
2026 10. kitabı
Arkadaşlar bu kitap yerine Hallacı Mansur u bir kaç sayfalık pdf ile daha iyi öğrenebilirsiniz. Öncelikle belirtmeliyim ki bu tarz kitapların çoğu çerezdir. Size zerre miktarınca kişi hakkında bilgi verir kelimleri etrafında çevirir çok katkısı olmaz yani. Ben de isimlere aldandım ya daha uygun olur kitap olsun elimde diye aldım. Bu seri içinde okuduklarımdan en verimli bulduğum kitap Yunus Emre. Bir kaç tane daha var yine yorumlarımı belirtirim. Enel Hak’ı daha geniş çaplı okumak lazım.
Cehennem Acı Çektiğimiz Yer Değil Acı Çektiğimizi Kimsenin Bilmediği YerdirHallac-ı Mansur · Destek Yayınları · 20254,044 okunma
9/10
·664 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 19:24
Roman; 1221 yılının mistik ve karanlık atmosferini, günümüzün bilimle şekillenen dünyasıyla ustalıkla harmanlıyor. Alamut Kalesi'nin taş duvarları arasında başlayan hikâye, bir anda modern bir laboratuvara uzanıyor ve sizi iki uç dünyanın tam ortasında bırakıyor. Eser, Şems-i Tebrizi ile Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî arasındaki derin ve hakikat yüklü bağı merkezine alan mistik bir anlatı sunuyor. Yazarın ciddi bir araştırma sürecinin ardından güçlü bir kurgu inşa ettiği çok net hissediliyor. Sayfalar boyunca sanat, siyaset, felsefe ve dinler gibi pek çok farklı alan iç içe geçerken; geçmişten bugüne, hatta geleceğe uzanan düşünsel bir yolculuk da okuyucuya eşlik ediyor. Hallac-ı Mansur'un Kayıp Risalelerinin peşinde maceradan maceraya koşarken buluyoruz kendimizi. Ama bu macera hem Kuantum Fiziğinden Tanrı Parçacığına, hem de Alamut'tan başlayıp Şems-i Tebrizi'ye, Mevlana'ya uzanan bir yolculuğa çıkarıyor bizi.Okuduğumuz sadece bir kitap değil. Tarih’in derinliklerine uzanan bir tünel, bazen bilinmeyene açılan bir kapı, bazen hepimizin bildiği isimleri içine alan mistik bir yolculuk, bazen de dünyayı değiştirebilecek bilimsel çalışmaların feldiği son noktayı açıklayan bir makale karşımızdaki. Dünyayı yöneten en güçlü ailelerin yeniden peşine düştüğü risaleler, yeni nigâhdarın da hayatını etkilemeye devam ediyor. Yolumuz Alamut Kalesi'nde Şems-i Tebrizi ile başlayıp dünyayı sarsabilecek bir buluşa imza atmak üzere olan Şirin'e uzanıyor. Bir yandan Şems'in Mevlana ile olan mistik yolculuğuna çıkarken diğer yandan Şirin ve Profesör Fisher'in çığır açabilecek deneyinin ortasında buluyoruz kendimizi. İki koldan ilerleyen bu hikayenin birleştiği noktada ortaya keyifle okunan muhteşem bir macera çıkıyor... Ben okurken elimden bırakamadım. Eğer siz de hâlâ yazarın kalemiyle
Gülün Açtığı GeceBaşak Sayan · İthaki Yayınları · 2026129 okunma
Bir kahve içtiler ve…
9/10
·192 syf.·
2020 26. kitabı
- Her şey huzursuzlukla başlıyor. Kitabı bölüm bölüm incelemek istedim. Her hikayede aslında tıpkı vahdeti vücut gibi aynı ana yola ulaşan tali yollar gibi kısa mesajlar var. I. BÖLÜM 1) Aynalı Baba ile Konuşma ilk çatışma: “Kalbimle inkâr ettiğimi aklımla, aklımla inkâr ettiğimi kalbimle kabul ediyordum.” “Yalnızca ben “var”ım. Çünkü “hiç”im ve “yok”um. Varlığım mutlaktır. Yokluk, bağımlı olan için vardır. Mutlak “varlık”tır, “var”dır.” ↳ Vahdet-i Vücud (varlığın birliği) “Ben” insan egosu değil, ilahi varlığın bir yansımasıdır. Tasavvufta insan kendi başına bir varlığa sahip değildir. Bir aynanın içindeki görüntü gibidir. Ayna çekilirse görüntü yok olur. Kişi kendi benliğini yok saydığında geriye kalan tek gerçeklik Allah’tır. - Benliğimden vazgeçtiğim an, gerçek varlığın bir parçası olduğumu anlarım. - Eğer bir şey mutlak ise onun dışında bir varlıktan söz edilemez. Evrende her şey tek bir kaynaktan geliyor. Mutlak varlık için yokluk diye bir kavram yok. Eğer bir şey mutlaksa, onun zıttı yokluk imkânsızdır. Özet: ölmeden önce ölünüz. Benim bu küçük, sınırlı ve aciz benliğim aslında koca bir hiçtir. Ben bu hiçliği kabul ettiğimde aslında her şey olan o Mutlak Varlık ile birleşirim. Gerçekten var olan tek şey O’dur ve ben O’nun bir yansımasıyım. Kitabın ana felsefesi budur. Bu anlayışla yazılan diğer eserleri toparlamak gerekirse en bilinenleri: (1) Muhyiddin İbnü'l Arabî = Fususü'l Hikem (fikir babası - en büyük şeyh) (2) Mevlana = Mesnevi (3) Yunus Emre = Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm (4) Hallac-ı Mansur = “Enel Hak” - Ben Hakk'ım. Canını vermiştir. (5) Spinoza = Etika → Mantıkut Tayr (Kuşların Dili) → Hay Bin Yakzan → Dünyanın ilk felsefi romanı → Siddhartha 2) Yokluk Tepesi Filibe’yi biraz araştırınca– Bulgaristan / Plovdiv (Alimler yatağı) Meriç
A'mak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Pozitif Yayınları · 201122,3bin okunma
Reklam
Reklam