İkinci Paylaşım Savaşı sonrasından yakın döneme kadar ABD, hegemonik gücünü sadece askeri üstünlükle değil; kurduğu kurumlar, küresel ticaret ağları ve "öngörülebilir bir statüko" vaadiyle konsolide ediyordu (Pax Americana). Ancak bugün, karşımızda statükoyu korumaya çalışan bir lider değil, bizzat "statükoyu dinamitleyen küresel bir bozguncu" (global disrupter) profili var. Klasik hegemonya, sistemin istikrarını sağlamak adına bazen kendi kısa vadeli çıkarlarını feda eder veya müttefiklerini bir şemsiye altında toplar. Mevcut Trump yönetimi ise bu kurumsal ve diplomatik bagajı tamamen fırlatıp atmış durumda. ABD artık küresel çok taraflı mekanizmaları (iklim anlaşmalarından Atlantik ittifaklarına kadar) birer yük olarak görüyor ve tek taraflı hamlelerle "hızlı hareket et, her şeyi yık" doktrinini dış politikaya uyguluyor. Güç, kuralları korumak için değil, muhatapları köşeye sıkıştırıp anlık tavizler koparmak için bir manivela olarak kullanılıyor. 28 Şubatb2026'da Tahran’ın göbeğinde Ali Hamaney ve ülkenin neredeyse tüm askeri komuta kademesinin tek bir hava saldırısıyla yok edilmesi, uluslararası hukukun ve devlet egemenliği kavramının tamamen askıya alındığının en radikal ilanıydı. İçinde bulunduğumuz Haziran ayında şahit olduğumuz üzere, Pakistan arabuluculuğundaki ateşkes ve barış müzakereleri yürütülürken, Trump'ın "Tahran anlaşmayı kabul etmek için çok uzattı" diyerek iki gündür İran şehirlerine yeniden ağır bombardıman başlatması, diplomasinin yerini tamamen "öngörülemez bir şantaj mekanizmasına" bıraktığının kanıtı. Bir hegemon tehdit oluşturduğunda bile ne yapacağı aşağı yukarı tahmin edilebilir bir aktördür. Bir "başbelası" ise kuralları tamamen flulaştırarak küresel sistemi sürekli bir anksiyete ve alarm durumunda tutar. ABD’nin bu agresifliği aslında
1000Kitap
Brzezinski’nin "Amerika’yı bölgede tüketecek ve İsrail’in varlığını uzun vadede temel bir felakete sürükleyecek" diyerek yıllar önce yaptığı o rasyonel uyarılar, tam da korktuğu şekilde 2026 yılının başında tamamen kulak ardı edildi ve bölge tarihinin en büyük sıcak çatışmalarından birine sürüklendi. 28 Şubat 2026'da ABD ve İsrail’in başlattığı ortak askeri harekât (Operation Epic Fury / Destansı Öfke Operasyonu), Brzezinski'nin "sağduyu" odaklı Amerikan dış politikası ekolünün Washington'da tamamen tasfiye edildiğini gösterdi. Brzezinski’nin öngördüğü statükoyu yıkan ve bugünkü topyekün savaş tablosunu ortaya çıkaran değişen temel durumlar ve yeni parametreler mevcut. Brzezinski, İran gibi köklü bir devlet yapısına karşı girişilecek bir savaşın öngörülemez bir kaos yaratacağını biliyordu. Ancak Trump yönetimi ve Tel Aviv, farklı bir jeopolitik kumar oynadı. Ocak 2026'da İran içinde yaşanan kitlesel halk protestoları ve rejimin bunu sert biçimde bastırması, Washington ve İsrail'de "rejimin kırılgan olduğu" algısını yarattı. 28 Şubat'taki ilk hava saldırısı dalgasında doğrudan İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney ve onlarca üst düzey askeri/siyasi figür suikastla öldürüldü. ABD ve İsrail, komuta kademesi bu denli ağır darbe alan rejimin hızla çökeceğini ve Venezuela modeline benzer bir çözülme yaşayacağını hesap etti. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı; İran sert bir refleksle boşluğu doldurdu ve Ali Larijani de facto liderliği üstlenerek yapıyı konsolide etti. Kissinger ve Brzezinski döneminde güç, uçak gemileri, tanklar ve konvansiyonel ordularla ölçülüyordu. Bugün ise durum tamamen asimetrik bir hal aldı. İran, uğradığı devasa yıkıma ve askeri kayıplara rağmen, Brzezinski'nin uyardığı o meşhur "maliyet yükleme" kapasitesini sonuna kadar kullandı. Satürasyon (yoğunlaştırma)
1000Kitap
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Dışarıdan gelen devasa askeri baskı ve "yok etme" retoriği, rasyonel bir çözüm getirmekten ziyade, rejimlerin hayatta kalma güdüsünü en uç noktaya taşıyabiliyor. "Kuzey Koreleşme" senaryosu şu an Pakistan gibi arabulucuların önündeki en büyük engel. Bu durumu şu üç ana başlıkta okumak mümkün: ​1. Savunma Refleksi ve Radikalleşme ​İran gibi sözde köklü bir devlet geleneğine sahip yapılar, Hamaney gibi bir figürün kaybı ve "yok ediş" tehdidiyle karşılaştığında ikiye bölünür: ​Ya tamamen çökerler (ki Trump’ın iddiası bu yönde), ​Ya da hayatta kalan çekirdek kadro (Devrim Muhafızları'nın üst düzey komutanları gibi) tüm dünyaya kapıları kapatıp "kuşatılmışlık kalesi" stratejisine geçer. Kuzey Kore örneğinde olduğu gibi, dış dünya ile bağı kopan bir rejim, halkını "dış düşman" korkusuyla daha kolay konsolide eder ve nükleer kapasite gibi asimetrik silahlara daha sıkı sarılır. ​2. Arabulucuların "Ehil" Olmayan Ellere Düşmesi Barış çabası, ancak iki taraf da masaya "denk" ve "niyetli" oturduğunda ziyan olmaz. ​Trump tarafı "Ben zaten yıktım, teslim olun" diyor. ​İran tarafı ise "Şehitlerimizin intikamını alacağız" diyerek yeraltına çekiliyor. Bu noktada Pakistanlı diplomatlar, aslında ortada olmayan bir "orta yolu" bulmaya çalışıyorlar. Ehil bir arabuluculuk için her iki tarafın da "kazan-kazan" diyebileceği bir zemin kalmamış olması, diplomatik emeğin ziyan olma riskini artırıyor. ​3. "Rejim Değişti" İllüzyonu ​Trump’ın "Eskiler öldü, yenilerle konuşuyoruz, rejim aslında değişti" demesi, sahadaki gerçek bir demokratik dönüşümden ziyade, Amerikan kamuoyuna sunulan bir "zafer ambalajı" olabilir. Eğer yeni gelenler sadece daha sert ve daha gizli bir ajandaya sahip isimlerse (Kuzey Kore’deki gibi kapalı devre bir askeri konsey), bu durum bölgeyi on yıllarca sürecek
1000Kitap
​1. "Sorumluluk Paylaşımı" mı, "Yalnızcılık" mı? ​Trump’ın "Boğazı kullanan ülkeler gidip açsın" ifadesi, aslında müttefiklerine ve enerji bağımlılığı yüksek olan ülkelere (başta Çin, Hindistan ve Avrupa) yönelik sert bir resttir. ​ABD'nin Enerji Bağımsızlığı: Trump, ABD'nin artık Orta Doğu petrolüne eskisi kadar muhtaç olmadığını, bu yüzden "başkalarının petrol yolunu" korumak için Amerikan kanı ve parası harcamayacağını savunuyor. ​Maliyet Analizi: Pentagon, Hürmüz’ü tamamen güvenli hale getirmenin 4 ila 6 hafta sürecek çok maliyetli bir operasyon olduğunu öngörüyor. Trump, bu maliyeti üstlenmek yerine, "Ben askeri gücü kırdım, gerisini siz halledin" diyerek faturayı dünyaya kesiyor. ​2. Askeri Kapasite: "Yok Ediş" mi, "Asimetrik Direniş" mi? ​Trump’ın "tam bir yok ediş" (total obliteration) iddiasına rağmen, sahadan gelen bilgiler daha karmaşık: ​İran'ın Stratejisi: İran, konvansiyonel donanmasının büyük darbe aldığını kabul etse de, mobil füze bataryaları ve kamikaze İHA’lar (Şahid serisi) ile "asimetrik" tehdidini sürdürüyor. ​Hürmüz'ün Durumu: Boğaz şu an "otomatik" olarak açılmış değil; aksine İran'ın kıyı füzeleri ve deniz mayınları nedeniyle sigorta şirketleri ticari gemilerin geçişine onay vermiyor. ​3. Zamanlama ve İç Politika ​Trump’ın "orada çok fazla kalmayacağız" vurgusu, Amerikan kamuoyundaki "sonsuz savaşlar" karşıtlığını yatıştırmaya yönelik. ​Seçmen Mesajı: Trump, 2026 ara seçimleri veya genel siyasi atmosfer içinde, bu savaşı "hızlı, etkili ve kısa" bir operasyon olarak paketlemek istiyor. ​Ekonomik Baskı: ABD'de galon başına benzin fiyatlarının 4 dolara yaklaşması, yönetimi savaşı bir an önce "zafer" ilan ederek bitirmeye zorluyor. ​Analiz Notu: Trump’ın bu yaklaşımı, uluslararası hukuk açısından "seyrüsefer serbestisi" ilkesini (Freedom
1000Kitap
Asıl Savaş Başka Yerde
Herkes İran'ı konuşuyor. Hamaney'i konuşuyor. İsrail'i konuşuyor! Ben başka bir şey görüyorum. Asıl savaş başka yerde. Size iki olay göstereceğim. Aralarında hiçbir bağlantı yok gibi görünüyor. Ama aralarında bir bağlantı var size anlatacağım. Birinci olay. ABD Venezuela'ya operasyon düzenledi. Maduro yakalandı. Herkes "diktatör devrildi" dedi. Alkışladı. Bazıları uluslararası hukuka aykırı dedi. Ama kimse şu soruyu sormadı: Venezuela'nın en büyük petrol müşterisi kimdi? Çin. Venezuela günde 800 bin varil petrolü doğrudan Çin'e satıyordu. Maduro gitti. O hat kesildi. İkinci olay. ABD ve İsrail İran'ı vurdu. Hamaney öldürüldü. Herkes "nükleer tehdit bitti" dedi. Bazıları alkışladı. Bazıları Uluslararası hukuka aykırıdır dedi. Protesto etti. Kimse şu soruyu sormadı: İran'ın en büyük petrol müşterisi kimdi? Çin. İran günde 1.5 milyon varil petrolü doğrudan Çin'e satıyordu. Savaş başladı. O hat kesildi. İki farklı ülke. İki farklı kıta. İki farklı bahane. Ama aynı müşteri. Çin. Tesadüf mü? Hayır. Anlatıyorum... Ray Dalio'nun tezi net: Yükselen güç mevcut güce yaklaştığında çatışma kaçınılmaz. Bu film daha önce çekildi. Almanya yükseldi. İngiltere'yi geçiyordu. Sonuç: Birinci Dünya Savaşı. Japonya yükseldi. Pasifik'te Amerika'ya yaklaşıyordu. Sonuç: İkinci Dünya Savaşı. Sovyetler yükseldi. Amerika'ya meydan okuyordu. Sonuç: Soğuk Savaş. Şimdi Çin'in mevcut durumuna bakalım.
Hayat ve İnsan
İSLÂM'IN ŞİA DİYE BİR MEZHEBİ YOKKK!..
2013'te Erdoğan Hamaney'e "Suriye'de 100 bin sivil öldü, bu akan Müslüman kanıdır, bunu durduralım" dediğinde "isterse 5 milyon ölsün Suriye bizimdir" demişti. İranlı milislerin Hamaney fetvalarıyla tecavüz ettiği Suriyeli Müslüman kadınlar kardeşiniz değil miydi? Hayırdır len it dalaşı başladığından beri Şia güzellemesi yapmaktan sıkılmadın mı? Bir de utanmadan Şianın tüm bu iğrenç yakın geçmişini unutmamızı ve Yahudiye karşı birlik olmamızı tavsiye ediyor... Ne farkı var Şiayla Yahudinin hepsinin ortak düşmanı Sünnî İslâm ve Müslümanlar niye illâ birinden taraf olacağım... İkisi de beni kâfir görüyor ikisi de benim değerlerime saldırıyor... Sen körsün diye yada Şia aşığısın diye mutlak doğrumu oluyorsun... İki lânetli millet bir tezgâh kurdular bunu sergiliyorlar... 2-3 güne Kudüs vurulup mescidi aksa yıkıldığında görürsün şia kardeşlerinin işbirliğini... Şia'ya muhabbet duyanla asla kardeş değiliz ismimiz bile aynı cümlede anılamaz... Yeter be! Sürekli bir mezhep mezhep deyip duruyorsunuz. İslâm'ın Şia diye bir mezhebi yokkk!.. Caferî diye bir mezhebi yok, Alevî diye bir mezhebi yok… (Bunlar Şia'nın mezhepleri) Hanefî, Şafiî, Hanbelî, Malikî, ne bir eksik ne bir fazla 4 hak mezhebimiz var Müslüman mahallesinde salyangox (şia ) satılmaz! Hele de küfür ve hakaret ederek iğrenç dilinle İslâm hiç anlatılmaz... Bir yerlerinizden element uydurup İslâm'a yamanmaya yamamaya çalışmayın… -FATİH ZIRIH, "İslâm'ın Şİa Diye Bir Mezhebi Yokkk!" facebook.com/fzirih, 22 Mart 2026-
Şia Tehlikesi