Kutup yıldızı terk eder yerini
Terk eder yerini okçularım
Tutmadan bırakırlar elimi
Nehirleri silinmiş haritalarım
...
Kulelerden gözetlenir beklenen
Köprüler indirilir ya kalelerden
Kalelerin benim olmadığını
Köprüler çekilince anlarım
Bir göl nasıl uyandırılır bilmem
neresine dokunulur
bir taş atsam korkup sıçrar mı
bilmem bir göl nasıl uyandırılır
Düş mü görür kâbus mu
acaba saati mi
belki derindir uykusu
balıkları kırılır
bir göl nasıl uyandırılır bilmem
beni karşısında görmek ister mi
rüzgâr eğmişse kaşlarını
kapısı mı vurulur
Yorgunsa nasıl kıyılır
bir göl nasıl uyandırılır
Sözlerim sana karmaşık mı geliyor? Birinin beni anlaması için yanımda elli yıl geçirmesi gerek Şebnem.
Keşke, içimizdeki bitki örtüsünü çürümeye terk etmek zorunda olmasak.
Kendimizi emanet edebileceğimiz kişiyi bulana kadar canımız çıkmasa.