10/10
·216 syf.·
2024 36. kitabı
Yüz yıldır bir tünelin içinde, hayatımdan kesitleri masal dinler gibi dinlemişim sanki. Sanki yedi uyurlardan biriydim ve bir mağarada yüzyıllardır uyuyorken, zaman mefhumumu yitirdim. Sanki gerçek dünyaya dönersem, hayata tekrar uyumlanmakta sorunlar yaşayacaktım. Hayat kadın beni çok etkiledi. Hayat kadar gerçekti. Bir ağaç kadar derindi. O hiç açılmamış mektubu kafamda türlü varyasyonlarla defalarca kez yazdım yazdım sildim. Şimdi akşam yemeği için hazırlık yapmam gerektiğini düşündüğümde, hayat çok mu anlamsız yoksa hafife alınamayacak kadar derin mi diye düşünceler içindeyim. Dondurulmuş hamsileri tavaya dizmeye hazırlanırken, onlardan biri oluyorum. Zamanın bir anında donmuşum, bütün ömrünü deryada geçirip, deryayı arayan bir balık gibi... Ve; "Ekmek almaya giden gelmeyen bebelere sessiz yakılır ağıt..." 'Kuş kaşlı, kış bakışlı çocuk..." Sen umudun yeşerdiği kocaman gövdeli bir ağacın dallarında çiçek açıyorsun şimdi her baharda elvan elvan... Gidenlere, kalanlara selam olsun...
Öksüz Ağaçların Çobanıİsmail Güzelsoy · Doğan Kitap · 2019321 okunma
İran Türklüğünün değişmeyen makus talihi
Puan vermedi·44 syf.·
2020 54. kitabı
Müstear Sanan Azer adıyla yazılan bu kitapçık esasen Azerbaycan kökenli merhum Mehmet Sadık Aran tarafından kaleme alınmıştır. Bu vesileyle haber vereyim birkaç güne kadar Mehmed Sadık Aran hakkında Erol Cihangir yönetimindeki Doğu Kütüphanesi güzel bir eser neşredecektir. Bu hatırlatmadan sonra şu küçük sayılabilecek eseri okurken düşündüm de o günden bugüne İran havalisinde Türklere yönelik siyasette bir değişiklik olmamış... Halbuki arada onyıllar var, Sanan Azer Pehlevi İran'ını hatta baba Pehlevi İran'ını eleştirirken yıllar bize oğlunu, oğlunun İngiliz ve Amerikalılara peşkeş çektiği yurdunu, İran İslam Devrimini, devrimden sonraki Karikatür krizini hepsini ,hepsini gösterdi. Onyıllardan beri İran'da Türklük adına değişen ne var? Şu Tebriz'de TraXtur takımı olmasa muhtemelen sloganlarını bile işitemeyeceğiz. Daha geçen ay Ermenistan'ın Azerbaycana saldırışları karşısında suskun kalan İran'ın Türkleri öğüten bir değirmen olduğunu düşünüyorum. Sadece Türkler değil Kürtler, Beluçlar, Gilekler, Lurlar konusunda da endişeliyim. Düşünün ki bir devletin adı İslam devleti ama orada bin yıllık hakim unsur olan Türklerin dili yasak, Kürtlerin Sunni olması hasebiyle dini işleri denetim altında, her şeyleri ile Türk olan Küresuniler Sunni oldukları için Van'a göçürülmüş buna mukabil Yeni Culfa, İsfahan bölgesindeki Ermeniler'in ibadet hakkı da teminat altında, dili de. Yazar bu hususlara ta o zamanlar dikkat çekmiş fakat bugüne kadar yaprak kıpırdamamış. Her neyse bu eseri Atsız Bey de okumuş ve fikirlerini bildirmişti. Ben de benzer hususlara itiraz edeceğim. Hatta şu hususlarda Atsız Beyle direkt olarak aynı fikirde olduğum için buraya kopyalamayı uygun buldum: "Burada en çok dikkate çarpan cihet, şimdiye kadar “Samanlılar” adı ile tanınmış olan maruf hükümdar
Tarih
İran TürkleriSan'an Âzer · Cumhuriyet Yayınları · 19423 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
ZeZe...
9/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2020 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2020 10:54
Hayat zıtlıkları ile vardır... Çok ağladığınızda en son raddeye gelince sinirden gülmeye başlarsınız. Çok güldüğünüzdede karnınıza ağrılar girince de sinirden gözününüzden yaşlar gelmeye başlar. Zezé... hepimizin çocukluğundan bir parça var onda... yaşadığım şehirde orta yollu bir mahallede doğdum ilkokulda okul çıkışı bir gün işportacı balıkçı yokuş yukarı arabasını çıkarmaya çalışırken uzaktan izlerdim... en son dayanamayıp tablasının tutamak yerimden bende olanca gücümle tuttum yokuşu birlikte çıktık. "Bana bugün benimle beraber gel dediğinde ürktüm önce, lakin yaptığı iş bildiğim işti balıkçılık. Abimde balıkçının yanında çalışırdı o zamanlar. O günün akşamına kadar onunla dolaştım adını şimdilerde pek hatırlayamıyorum. Akşam oldu tüm balıkları (hamsileri:) ) sattık. Bir çeşmenin başına yanaştık. Tablanın üzerinde 3 veya 4 kilo kadar balık kalmıştı. Önce onları bir güzel ayıkladı. Ikiye parçaya böldü yarısı ona yarısı bana olacak şekilde... sonra tablayı yıkadık beraber yaz havası akşam serini tarifi imkansızdı... beni aldığı yere geri götürürken 3 somon ekmek aldı. Poşete koydu balıklarıda ayrı poşete. Ben eve girdim annem beni dövmedi.:) balıkları pişirdi. 5 kardeş 7 kişi hep beraber o günün öğününü beraber yedik... niye anlattım. Zezé'de çok şey buldum çocukluğumdan... Çevirmene teşekkür etmeden geçmeyeceğim... akıcı ve betimlemeler harika...
Edebiyat
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2025275,3bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2018 29. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2018 15:47
Hayatımın olumsuzlukları arasında duvarlara çarpa çarpa ilerlerken tam da olması gerektiği anda karşıma çıkan güzel kitap,seni yazan iyi ki yazmış ve sen iyi ki karşıma çıkmışsın. Konusu açısından değil ama verdiği mesaj açısından hayatıma da zihnime de bambaşka bir perde açtın. Yaşadığım şu zor döneme rağmen “bir kez daha sana şükürler olsun rabbim. Evet,zor bir dönem geçiriyorum ama çok şükür ki dibe vurmadım henüz. Hala oynayabileceğim hamlelerim var. Ve biliyorum ki;inanırsam ve çabalarsam,elimdekini almanın karşılığında bana daha iyisini vereceksin. “ dememe bir vesile oldu bu kitap. Hem de bu sefer canı gönülden inanarak söyledim. Başka bir kitapta,hasta bir kızın babası şöyle dua ediyordu:”bugün hasta olarak uyanmana çok sevindim. Çünkü hastaysan,hala yaşıyorsun demektir.”. Çıktığım uzun hayat yolcuğunun yarısına bile gelmeden geri dönüyor olabilirim baba ocağına ama canım sağ hala. Gelelim kitaba;ismine bakınca aşk kitabı gibi dursa da çerez diye anılan kitapları andırsa da aslında çok özel bir konusu var:Meme kanseri. Müthiş inandırıcı bir olay çerçevesi içinde vermiş yazar. hayatlarında yaraları olan 4 kadının bir rastlantı eseri bir araya gelerek birbirlerinin yaralarına çare olmalarını ve birbirlerine umudu aşılamalarını çok akıcı bir biçimde yazmış yazar. Tek kötü kısmı;ani tarih atlamaları...ama bu bile akıcılığı bozamamış. Uzun lafın kısası; tutunduğunuz dal umutsa ve hala nefes alıyorsanız başarabileceğinizi görmeye ihtiyacınız varsa,mutlaka okuyun. Pişman olmayacaksınız.
Pamuk İpliğinden HayallerMarie Bostwick · Arkadya Yayınları · 2014718 okunma