Müstear Sanan Azer adıyla yazılan bu kitapçık esasen Azerbaycan kökenli merhum Mehmet Sadık Aran tarafından kaleme alınmıştır. Bu vesileyle haber vereyim birkaç güne kadar Mehmed Sadık Aran hakkında Erol Cihangir yönetimindeki Doğu Kütüphanesi güzel bir eser neşredecektir. Bu hatırlatmadan sonra şu küçük sayılabilecek eseri okurken düşündüm de o günden bugüne İran havalisinde Türklere yönelik siyasette bir değişiklik olmamış... Halbuki arada onyıllar var, Sanan Azer Pehlevi İran'ını hatta baba Pehlevi İran'ını eleştirirken yıllar bize oğlunu, oğlunun İngiliz ve Amerikalılara peşkeş çektiği yurdunu, İran İslam Devrimini, devrimden sonraki Karikatür krizini hepsini ,hepsini gösterdi. Onyıllardan beri İran'da Türklük adına değişen ne var? Şu Tebriz'de TraXtur takımı olmasa muhtemelen sloganlarını bile işitemeyeceğiz. Daha geçen ay Ermenistan'ın Azerbaycana saldırışları karşısında suskun kalan İran'ın Türkleri öğüten bir değirmen olduğunu düşünüyorum. Sadece Türkler değil Kürtler, Beluçlar, Gilekler, Lurlar konusunda da endişeliyim. Düşünün ki bir devletin adı İslam devleti ama orada bin yıllık hakim unsur olan Türklerin dili yasak, Kürtlerin Sunni olması hasebiyle dini işleri denetim altında, her şeyleri ile Türk olan Küresuniler Sunni oldukları için Van'a göçürülmüş buna mukabil Yeni Culfa, İsfahan bölgesindeki Ermeniler'in ibadet hakkı da teminat altında, dili de. Yazar bu hususlara ta o zamanlar dikkat çekmiş fakat bugüne kadar yaprak kıpırdamamış.
Her neyse bu eseri Atsız Bey de okumuş ve fikirlerini bildirmişti. Ben de benzer hususlara itiraz edeceğim.
Hatta şu hususlarda Atsız Beyle direkt olarak aynı fikirde olduğum için buraya kopyalamayı uygun buldum:
"Burada en çok dikkate çarpan cihet, şimdiye kadar “Samanlılar” adı ile tanınmış olan maruf hükümdar