Türk Edebiyatı deyince akla gelen ölümsüz isimlerden biri Tanpınar. Duru ve tane tane anlatımıyla karakterleri ustaca konuşturmayı biliyor. Çok net tipler çizmiş. Ayrıntıları paragraf yaparken de bunu, sıkmadan kotarmış. Çatıyı kurmuş evi yapmış içinde huzurla oturuyorsunuz. Saatleri Ayarlama Enstitüsü de keyif aldığım bir okuma sunmuştu. Huzur da tatmin edici. Dil biraz eski kelimelerle yüklü olsa da google sağ olsun hemen imdada yetişiyor ve keyifli bir dil ziyafetine dalıyorsunuz. Kendimizi okumak, etrafınızı saran bir ipi tutarak yürüdüğünüzü hissettiriyor. Yabancı olmadığınız bir çevrede güven duymamız gibi.
Bu romanda, bir imparatorluğun arta kalanlarından doğan yeni ülke ve sosyal manzarası, Mümtaz ve Nuran’ın aşk hikayesinin panaroması olmuş.
Tanpınar cumhuriyetin ilk aydınlarından. Öğretmen, şair, romancı, öykücü, bilim insanı. Edebi yönü oldukça güçlü bir kişilik. Yahya Kemal’in öğrencisi ve fikirlerinde onun etkisi malum. Ayrıca Proust’u çok sevdiğini de -eğer Proust tecrübeniz varsa- gözlem ve karşınıza kelimelerle bir film sahnesi çizebilme gücünden anlıyorsunuz.
Sayfalar arasında Tanpınar’ın kendi hayatından motifler de gözden kaçmıyor. Musikiye düşkünlük, tasavvufî dünya görüşü, yaşadığı/gezdiği şehirler ve manzarları bittabii ki İstanbul;
İstanbul da bir canlı gibi zamanda yüzer Tanpınar’da…
İstanbul yürür gözlerinizin önünde, işveli bir kadın gibi, adımlarını sayar, bakışlarınızı ayıramazsınız ondan.
Huzur romanında da şiirsel bir dille nefis bir ziyafet sizi bekliyor. Youtube’dan da ‘Mahur Beste’yi açın, takın kulaklığınızı, oh…!
Güzel eserler hakkında fazla gevezeliğe mahal yok. Zamanla dem alan kalıcı eserlerden biri. Hülasa okunmalı…
Zaman mefhumu Tanpınar’ın eserlerinde en çok hesabı tutulan, muhakemesi yapılan, vurgulanan ve üç noktayla