Kitabı oldukça uzun bir sürede okumamdan mütevellit baya özümseyerek ve baya bire bir yaşayarak okudum. Solaninden sonra ilk defa içindeymişim gibi hissettiğim eser olması ile berberinde kimi zaman Raif'in Maria ile tanışmadan hali gibi hissediyorum kimi zaman Maria'nın yerine. Kitabın başında bize hayatı gayet sıkıcı dışarıdan içi dışı bir adam tanıtıyor, ilk başta bu adama içim ısınmıyor sonrada o Raif sen oluyorsun o kız ise sürekli akılından çıkmayan kız. Kız kitapta olduğu gibi kimi zaman en yakınımızda kimi zaman resimlerde kimi zaman ise asla ulaşamayacağın asılına bakarsak biz aşık olma düşüncesine aşığız Raif'in Maria ile yaşadığı o yakınlığa sıcaklığa aşığız bu düşünceyle yanıp tutuşuyoruz.
Bende bu düşünceyle yanıp tutuşanlardanım kitabın başındaki Raif'te bunu düşünüyordu zaten her gün görmek için can attığı tablo benim her gün yanıp tutuştuğum kişimdi neyse...
Sabahattin Ali'nin Kitabın başında sonuna kadar yaptığı en iyi şey en azından benim açımdan akıcılık hayatımda bu kadar okuduğumda sürüklediğim bir kitap hatırlamıyorum .
Bence kitabın kokusu: kan portakalı :)