Mösyö Jourdain’in kendini soktuğu durumlar acınası bir komiklikte, ancak olayların fazla abartılı olması, hikâyeye tam anlamıyla bağlanmamı zorlaştırdı. Karakterin bu kadar ölçüsüz bir şekilde cahil ve görgüsüz gösterilmesi onu karikatürize bir hale getiriyor. Bu tür absürt anlatımlarda kendimi hikâyenin içinde bulmakta zorlanıyorum çünkü karakterlerin davranışları çoğu zaman inandırıcılıktan uzak geliyor.
Yine de eserin sahne için yazılmış olması, onu tiyatroda izlemeyip öyle değerlendirmem gerektiğini düşündürüyor. Oyun olarak sergilendiğinde, karakterlerin beden dili, mimikleri ve sahne etkileşimiyle mizahın çok daha etkili hale gelebileceğini düşünüyorum. Belki de Mösyö Jourdain’in tavırları ve çevresindeki insanların onu kandırması, sahnede daha canlı ve akıcı hissedilecektir. Bu yüzden, kitabı okumaktan çok tiyatroda izledikten sonra değerlendirmek daha mantıklı olacaktır. O zaman komedinin gücü ve olayların absürtlüğü daha da anlam kazanabilir.