Hamza Ee

Hamza Ee
"Sonunda herkes bir yere gelir, ama dize gelmiş ve başı eğik olarak."
İstanbul
138 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
Doğanın, 'insan müdahalesinin yokluğunda istikrarlı ve zamansız bir denge hali içinde var olduğu görüşü, dengesizlik, bozulma ve sürekli değişimin karakterize ettiği fiziksel dünyaya dair derin bir yanlış anlamayı açığa vurmaktadır. Doğa tarihi henüz insanlar sahnede yokken bile, aşırı nüfus artışı, ölümler, soy tükenmesi ve iklim değişiklikleriylc doluydu. Şayet ekolojiyi değişmeyen bir doğayı koruma projesi olarak görüyorsanız, felaket tellallığı yapan bir nihiliste dönüşmeniz kaçınılmazdır: Doğayı olduğu haliyle korumanın veya eski saf haline döndürmenin hiçbir yolu yoktur; en azından bir taraftan da insan toplumlarını korumaya çalışırken mümkün değildir.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Rantların ve rantçıların varlığı, kapitalizmin savunucuları için her zaman biraz utanç verici bir şey olmuştur. Üretim araçlarını kontrol eden bir patronun gerekliliğini savunmak daha kolaydır, çünkü ideologlar en azından onların bir şeyler yaptığını iddia edebilirler; örneğin üretimi örgütlemek, ürünleri ortaya çıkarmak ya da basitçe ekonomik riskler almak. Rantçılarsa hiçbir şey yaratmamakta, hiçbir şey üretmemekte, hiçbir şey yapmamaktadır. Bu yüzden tarih içinde mülkle bir şeyler yapılarak elde edilen kârın aksine, salt mülk sahipliğiyle elde edilen rant gelirini vergilendirmeye dönük çağrılar olmuştur. 19. yüzyıl iktisatçısı Henry George’la başlayan ve bu politikayı kuram ve önermelerinin merkezine koyan koca bir entelektüel gelenek vardır. 1879’da yazdığı Progress and Poverty (İlerleme ve Yoksulluk) isimli kitabında George, ısrarla, gelir eşitsizliği sorununun “gerçek çare”sinin sadece ama sadece “toprağı ortak mülk haline getirmek”ten geçtiğini, böylelikle -kendi yaşadığı dönemdeki- en büyük rant kaynağının yok olacağını söylemiştir. George’un o dönemki takipçileri de benzer şekilde toprak “insan emeğinin ürünü olmadığı, fakat ... tüm üretim için gerekli olduğu”ndan, özel mülk olan tüm topraklardan edinilen rantların vergilendirme yoluyla mahsup edilmesi ve kamu yararına kullanılması gerektiğini savunuyordu. Rantçıların varlığı büyük iktisatçı John Maynard Keynes’i de rahatsız etmişti. Keynes, İstihdam, Faiz ve Paranın Genel Teorisi isimli kitabının meşhur bir bölümünde, faiz oranını -yani sermaye mülkiyetinin getirisini ele almış ve “günümüzde faizin, aynen toprak rantı gibi gerçek fedakârlığı hiçbir şekilde ödüllendirmediği”ni ileri sürmüştü. Ona göre faiz, sadece kıt üretici kaynakların sahiplerini ödüllendiriyordu. “Rantçının, işlevsiz yatırımcının
Sayfa 56·Kitabı okudu
Eski moda rantçı genellikle mütevazı bir gelire sahip birisi olarak resmediliyordu. Bu imge bugün, sabit bir gelirle hayatını idame ettirmeye çalışan ve kupon biriktiren emekli tipinde varlığını sürdürmektedir. Genellikle düşük devlet ve banka faiz oranlarını eleştirenlerin gündeme getirdiği bir figürdür bu. Oysa gerçekte rant geliri, her türden rant getirici varlık incelendiğinde görüleceği üzere, az sayıda zengin insanın elinde toplanmış haldedir. Rantlar sadece toprak ve devlet tahvillerini içermez, halka açılmış borsa portföyleri ile gittikçe daha ağırlıklı bir biçimde fikri mülkiyetle ilişkilenir. Fikri mülkiyet konusuna birazdan döneceğiz.
Sayfa 55·Kitabı okudu

Hamza Ee

, bir kitap okudu
10/10
·408 syf.·
Beğendi
·
2020 22. kitabı
David Burns
8.6/10 · 15,4bin okunma
Gelemem sevdiğim Dınıt dının dının Felek koymuyooor