Kâbil'e girişlerini ilk gördüğüm günü anımsıyorum da. Nasıl da sevinmiştik! Ölümler bitti, dedik. Vah vah! Tıpkı şairin dediği gibi: "Aşkın en pürüzsüz göründüğü an, dertler bastırıverdi!"
Sakat eliyle direksiyonu ustaca çevirirken, önünden geçtiğimiz köyleri, yıllar öncesinden tanıdığı kişilerin yaşadığı, çamur damlı kulübeleri gösteriyordu. "Bu insanların çoğu," dedi, "ya öldü ya da Pakistan'daki göçmen kamplarına sığındı. "Ölenler daha şanslıydı," diye ekledi.
.. yaşamımın cazibesine kapılıp geri dönmekten, kendimi o büyük, engin irmağa bırakmaktan, unutmaktan, son birkaç günde öğrendiklerimi elimden bırakıp dibe çökmelerini beklemekten korkuyordum. Kendimi akıntıya bırakıp yapmam gereken şeyden uzaklaşmaktan..