Hamza Gök

Fräulein Salome, ümitsizliklere ilaç, ruhlara doktor yoktur.
Sayfa 18 - Ayrıntı yayınları, 58.basım, çev: Aysun Babacan·Kitabı okudu
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Niceleri kendi zincirlerini çözemezler de, dostlarının azatçısıdırlar. Kendi alevinle yakmaya hazır olmalısın kendini: Önce kül olmadan nasıl yeni olabilirsin ki? Böyle Söyledi Zerdüşt
Felsefe
Sessizlik
Sohrab'ın suskun olduğunu söylemek, yanlış olur. Suskunluk, huzur içeriyor. Sakinlik, dinginlik. Yaşam düğmesinin sesini kısmak gibi. Sessizlik ise düğmeyi kapatmak. Kesmek. Tamamen durdurmak.
Sayfa 321 - Everest yayınları midi boy, çev: Püren Özgören
Yalnızlık
Hayat
Her şey bir yana, yaşam bir Hint filmi değil. Afganların en sık yinelediği deyiştir: Zendagi migzara. Hayat devam ediyor. Başlangıcı, sonu, kemyah, nah-kam, bunalımları, sevinçleri önemsemeksizin, ağır, tozlu bir kervan gibi ilerliyor.
Sayfa 317 - Everest yayınları midi boy, çev: Püren Özgören
Hayata Dair
Nasreddin hoca evrenseldir :)
Bir süre sustuk. Tam uykuya daldığını sanırken, Ferit kıkırdadı. "Ağa, Nasrettin Hoca'nın kızıyla ilgili hikâyeyi biliyor musun? Hani bir gün kızı eve gelmiş, kocasının onu dövdüğünden yakınmış?" Karanlıkta gülümsediğini hissedebiliyordum; benim de yüzüme bir tebessüm yayılmaktaydı. Yeryüzünde, kurnaz Hoca'ya ilişkin birkaç fikra bilmeyen tek bir Afgan yoktur. "Evet?" "Hoca bunun üzerine kızı bir güzel pataklamış, sonra da evine yollamış, ama önce sıkı sıkı tembihlemiş: Kocana de ki, Hoca'yla başa çıkamazsın. Kızını her dövüşünde, Hoca da senin karını pataklayacak!" Güldüm. Kısmen şakaya, kısmen de Afgan mizahının hiç değişmemesine. Savaşlar çıkmış, internet icat olmuş, bir robot Mars'ta gezinmişti ve Afganistan'da biz hâlâ aynı Nasrettin Hoca fıkralarına gülüyorduk.
Sayfa 238 - Everest yayınları midi boy, çev: Püren Özgören
Edebiyat