Hamza Yasin Yolcu

Hamza Yasin Yolcu
@hamzaylcc
İlginç bir beta. Kendine Şair
Anadolu Üniversitesi
Temmuz 2024 tarihinde katıldı
Bir Ayrılış Hikayesi
Ve o gün her şeyin güzel olacağı umuduyla atmıştım adımlarımı, Güzel hayaller ve gerçeklerle yüzleşirken bir yanım, Diğer yanım içsel dünyamda takılı kalmıştı aslında, Takmıyordum hiç bir şeyi güzelliğe odaklanıp kalıyordum öylece, Görmek istemiyor ve irdelenmiş düşüncelere hapsetmiyordum benliğimi, O vardı çünkü bir his unutturamazdı her şeyi, Değiştiremezdi kimse böylesine sil baştan, Ve unuttum o kötü günleri, ve değiştim,  Nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde yeni ben vardı ortada, Mutluydu, sağa sola neşe saçan biriydi, Bir meşe ağacının altında otursa etrafında güller biterdi, Tıpkı onun gibi ismi gibi kalbi gibiydi baktığımda gördüğüm, Ve aslında kalbim sadece ona kördüğüm, Beni bırakıp gittiği gündü zaten öldüğüm, İki çift mısra! Belki bir kaç saniye içinde bitti ,
Şiir
Reklam
Aydınlık
Ay ışığının altında kendini düşüncelere bırakmak, arkadan çalan slow bir müziğin eşliğinde, negatifliklerle dolu diyarların diplerinde kaybolup gitmek gibiydi tüm hislerim. Her şey yolunda gidiyordu aslında niyeydi bu moralin düşüşü, çocuğun elinden şekerini düşürmesi gibiydi hayat ve tüm hayallerinin bir anda sönüşü; Tam olarak burda başlıyordu aslında her şey, Hayatı en incesine kadar sorgulamamı sağlayan o bakışlarında yatıyordu aslında İçimdeki bu gizem, Lakin içimde bir sızı işte, tüm bunlara dur diyip kesememekti, Düşerken dibe doğru, zihinden gelene dur diyememekti üzüntü misali, Nice duygular beslerken içlerde olan mutluluk yine firari, Ne aşk olur bu duruma deva, ne de iyileştirmeyen tedavi, Doğruyu, hakkı bulmak gerekir elbet, O da her daim Aşk-ı İlahi! Öyle ki saklı kalmak kaydıyla açığa çıkarılır içsel düşünce, Öldürür seni, biçimsiz bir sevdaya kapılıp gülünce, Onlarca düzün arasında artık mantık ters gelir bilince, Sahiden ne kadar zeki oluyoruz ki  her şeyi bilince? ve zihindeki onlarca lüzumsuzu silince, Sorgulamak diyarı, muktedir olur, beşer hakkın içine girince.
Edebiyat
Anlatamam, kilitli bir kafeste duygularım, Bu içimdeki adamı aheste aheste sorgularım, Bir cevap alamam, yapamam, Aşamam bu engelleri, kendi içimde kendi acım ve korkularım, Ne bir ışık huzmesi ne de bir çıkış kapısı, bu lanet olası iyilik olgularım! Sadece kendi dünyamı değil ki, Nice insanların hayatlarını kurgularım, Zor geliyor! Aşmak bu dert derelerini ve yavaş yavaş taşmak. Onca sıkıntı ve kederin içine, Zor geliyor yükseklerden bakmak, Boğulurken içine akan yaşların arasında, Hor görüyor yüreğim ve dur demiyor zihnim! Adeta kendi kafasını kendi ipine takmak, Bir kelam ile cihanları yekten yekten yakmak, Nasıl doğru görünür ki yapılan bir yanlışa tapmak?
Edebiyat
Başlangıç
Sessiz bir müzik gibiydi uzaklara bakmak, Ulu çınarların altında kestirip, hayaller diyarına dalmak, Lehçesi hiç duyulmamış bir çift söz dizesi ile, Taa diplerden çıkan ateşle, yürekleri yakmak, Nasıl ifade edilirdi ki bu söylem? Hiç bilmediğin bir nida ile etrafa mutluluk saçmak. Arsızca gelen kederi gamsızlıkla yarmak, Madem ki anlaşılmıyor düşsel düşüncelerle vücutları sarmak, Zihinleri pas geçip içsel yolculuğa çıkmak, Ah ile vahları uzaklara savurmak, O halde ne gerekirdi ki anlaşılmak için? Sade bir tebessüm ile belkilerin merkezine dalmak.. Onca mesafeye rağmen hep yanyana kalmak gibiydi yaşam döngümüz, Biz yüzlerce yalnızın arasından birbirimize Sürgünüz, Ah nazar değdiren insanlar! Yerlere batsın övgünüz,
Edebiyat
Boğulmamak İçin
Moralimizin bozuk olduğu günlerimizde her zaman mutluluk ararız. Bizi o anki berbat hislerden, berbat düşünce ve o çıkılması zor derinleştikçe daha da gerçekçi olan hayallerden bir nebze de olsa uzaklaşmak için bir bahane ararız, ama nereye bakacağımızı, nasıl bakacağımızı ve aslında ne kadar geniş baksakta mutluluğu göremeyeşimiz, görmemezlikten gelişimiz boğar bizi.           Hayatı anlamak isteriz, gayelerimizin neler olduğunu, düşlerimizin nasıl olacağını, nasıl daha ferah ve huzurlu bir hayat geçirebileceğimizi anlamak, bizi neyin daha mutlu ettiğini bulmayı ve ona nasıl ulaşacağımızı anlamak isteriz ama bunlar için gerçekten yeterli bir şekilde çaba sarfetmez, hepsinin bir gün olacağına inanarak yaşarız. Alışılmış çaresizlik içinde oluşumuz boğar bizi.                Sevgi isteriz, gerek herkes, gerekse seçtiğimiz veya istediğimiz kişiler tarafından sevilmek isteriz. Sevilmek için sevmek gerektiğini umursamaz işimizin olmadığı, samimiyetimizin fazla olmadığı insanları sevemeyiz. Hayatımızda hep karşılık beklediğimizden dolayı oluşan ruhani boşluk boğar bizi.                 Biz hep ulaşılması zoru isteriz. En ön planda olmayı, tanınmayı herkesin önümüzde saygıyla eğilmesini isteriz. Ömrün kısa oluşunda bu kadar çok şey istememiz boğar bizi.            Biz İnsanoğluyuz, en iyisi bile olsak, en sevileni, en zengini, en ünlüsü, dünyaya hükmeden bile olsak yinede birşeyler isteriz. Ezelden beri istedik ve ebede kadar  isteyeceğiz. Önemlisi, her şeyi isterken ne istediğimizi bilemeyişimiz boğar bizi.                                                                     
Edebiyat
Reklam