Işte bak! Artık onun adına halkla ortaksın ve sen erdeminle, halktan ve sürüden biri oldun! Şöyle deseydin keşke: "dilegelmez ve adsızdır o gönlüme acı ve tat veren, karnımın da açlığı olan." Ko erdemin, adların senli benli olamayacağı bir yüksekliğe dursun ve ondan söz açman gerekirse, kekelemekten utanma. Şöyle konuş ve kekele: "Bu benim iyimdir, budur sevdiğim, böyle hoşuma gidiyor o, ancak böyle istiyorum iyiyi. Tanrı yasası olarak istemiyorum onu, insan buyruğu ya da gereği olarak istemiyorum onu: o benim için, yerötesi ülkeler ve cennetler yolunun işareti olmayacaktır. Yersel bir erdemdir benim sevdiğim: kurnazlık azdır onda, hele ortak us daha da azdır. Ama bu kuş, yuvasını benim yanımda kurdu: bu yüzden onu sever, okşarım, — işte yanımda kuluçkaya yatmış altın yumurtaları üzre." Böyle kekelemelisin işte ve erdemini övmelisin. Tutkuların vardı bir zamanlar ve onlara kötü derdin. Oysa yalnız erdemlerin var şimdi: bunlar senin tutkularından ürediler. En yüksek ereğini bu tutkuların bağrına sunmuştun: der- ken senin erdemlerin ve sevinçlerin oldu bunlar. İster öfkeliler, ister şehvetliler, ister bağnazlar, ister kinci- ler soyundan ol. Sonunda bütün tutkuların erdemlerin oldular, bütün şey- tanların da meleklerin. Mahzeninde azgın köpeklerin vardı bir zamanlar: ama bun- lar, sonunda kuşlar ve sevimli türkücüler oldular. Ağılarından kaynattın kendi iksirini sen; ineğini, derdi sağ-dın, — memesinin tatlı sütünü içiyorsun şimdi. Ve senden artık kötülük doğmaz, meğerki erdemlerinin çatışmasından doğan kötülük ola..