hanabi

Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
hep böyle yaşadığım zamanın defterinden yılları koparıp buruşturup atarak mı geçireceğim ömrümü? hayatımın sonuna değin saklayacağım, üzerine titreyeceğim yıllarım, anılarım olmayacak mı? elimde hiçbir şey kalmayacak mı? her şeyi bozuk para gibi harcayacak, benim olanları yok mu edeceğim?
Hangi isme heveslensek içinde eski şeyleri anımsatan bir şey var. Eski şeylerin ne yasını tutmak istiyoruz, ne intikamını almak. Eski şeyler yinelenmesin yeter. ... Eski şeyleri yinelemekten başka bir işe yaramıyorlar..
Dilimizdeki başka kelimeleri düşünüyorum. Ve başka dillerdeki başka kelimeleri. Onları anlamaya çalışırken insan hayatın anlamını çözüverir. Ama o çözdüğü anlam da o an ayağına, hatta boynuna dolanıverir. O yüzden anlamlar da kelimeler de aslen tehlikelidir. Denizden, fırtınadan ve yalnızlıktan daha tehlikeli.
ikimizin hayatının başında bir orman, sonunda bir şehir var. Ortasında kocaman bir sirk. O, sirkin bir parçası olmak istiyor, ben sirkten korkuyorum. O kuşlar avlıyor, ben kanatlarındaki yaraları sarıyorum. O köpeklerden ölesiye korkuyor, ben onlarin sırtına binip dolaşıyorum, O sirki sevmiş, ben sirkten ürkmüşüm.