Handan

Handan
@handann1940
Aykırı Optimist
10.köyün yerlisi
7 Nisan
292 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
Senden farklı olanı anlamak…
Puan vermedi
Dikkat spolier içerebilir Duygu Asena’nın 2004’te ilk kez basılan kısa romanı.Bu aralar okuma motivasyonumu kaybettiğim için kendime kısa bir kitap seçmek istedim karşıma bu kitap çıktı.İyi ki de okumuşum. Duygu Asena biliyorsunuz feminist bir yazar ancak bu kitapta maskülist yanını da keşfedebiliyorsunuz.Yazarın en beğendiğim özelliği çok cesur ve baskı tanımaz oluşu.1986’da “Kadının Adı Yok”gibi bir kitabı yayınlamak gerçekten Duygu Asena gibi cesur bir yazarın harcı.Bu kitapta da bu cesareti görebiliyorsunuz.Yazar herkesin bildiği,deneyimlediği,arka planda onayladığı ama toplumsal baskılar yüzünden farklı bir Persona çizmesi gereken insanların yapamadığını,kimsenin söyleyemediklerini gözümüze gözümüze sokuyor.Çoğu kitabı adeta bir başkaldırı.LGBT+ların toplumdan nasıl dışlandığını,ötekileştirildiğini,kamusal alanın her bir noktasında nasıl itildiğini,yalnızlaştırıldığını,bazı konularda toplumun normlarına uymak zorunda bırakıldığını çok güzel bir hikayeyle anlatmış.Bu kitapta vurgulanmak istenen her şeye katılıyorum ancak son zamanlarda bu durumun pompalanması fikrine karşıyım.Bu uğurda zaman zaman kendi olma mücadelesi verirken sadece olduğu gibi varolmaya çalışırken ağır bedeller ödeyen Mabel Matize ve İrfan Değirmencioğluna da selam olsun. Kitabı 18 yaşından büyük herkese tavsiye ediyorum.Kitap okumak bizden farklı olanı da anlamaya çalışmaktır…Tercih edeceklere keyifli okumalar diliyorum.
ParamparçaDuygu Asena · Doğan Kitap · 2012547 okunma
Reklam
Puan vermedi·68 syf.··
2024 8. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2024 16:41
Daha önce Anton Çehov’un bir eserini okumamıştım,bu ilk deneyimim oldu.Kitap kısa bir hikaye niteliğinde ancak sanki bu kitap ilk başta çok uzun tutulacakmış ve hikaye genişletilecekmiş de vazgeçilmiş gibi geldi,karakterin birdenbire öldürülüp hikayenin akışının bıçak gibi kesilmesi de bunun en büyük kanıtı.İlk defa bir inceleme yazısında spolier vereceğim ama bundan kesinlikle bahsetmem gerekiyor.Yine bir kaç inceleme yazısını da okuyup öyle değerlendiriyorum.Kitap kısa olmasına rağmen bir çok mesajı içeriyor.Hayatın anlamsızlığı,bir hastanede tıkılıp kalmakla dışarıda normal bir hayat sürmenin,bir deliyle bir akıllının hayatının farklı olmadığı herkesin bu hayatı yaşayarak aynı anlamsızlık denizinde yüzdüğü vurgulanıyor.Benim ilk çıkarımım buydu.İkincisi; çok kuralcı,saygın bir doktor olsanız dahi günün birinde sisteme karşı dimdik durmaya çalışırken yalnız olduğunuzu anladığınızda mücadeleden pes edebilirsiniz,üçüncüsü Rus hükümetinin o dönemde halk ne kadar perişan olursa olsun devlet büyüklerinin uzaktan sadece bu durumu seyrediyor oluşları,dördüncüsü ise acı,sadece gerçek bir acı yaşayanlar için kötü ya da acıyı hissedebilmek için aynısını yaşamaya gerek yok zaten bu tahmin edilebilir bir şey.Benim tüm çıkarımlarım bu yöndeydi,eseri aman aman beğendim diyemem özellikle akışta birden bire kesilmesi benim hevesimi biraz kırdı açıkçası ve devam etmesi gerekiyor hissini uyandırdı.Ama Anton Çehov’un önemli bir eseri olduğu için özellikle okumanızı tavsiye ediyorum.Tercih edeceklere keyifl okumalar diliyorum.
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2024 6. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2024 20:13
Kitabın ismini pandemi döneminde çok fazla duymuştum.Uzun zamandır da okumayı hedefliyordum,kısmet bu zamanaymış.Neden ismini özellikle pandemi döneminde bu kadar sık duyduğumu da okuduktan sonra anladım. Kitabın akıcılığını çok beğendim ancak asla bana uygun bir içerikte değil.Stoa felsefesi deyince ilk akla gelen isimlerden Marcus Aurelius,kitabı 2.yüzyılda yazmış.Aırelius aynı zamanda Roma imparatorudur.Kitap çoğunlukla şükürcü,kaderci,boyun eğmeyi güzelleyen,köleci bir zihniyetle yazılmış.Eğer değilse de en azından bende öyle bir etki bıraktı.Okurken tasavvufi baharatlar da tattım.Araştırmalarıma göre bu kitap hakkındaki görüşler genel olarak 3’e ayrılıyormuş:1.görüş;kitabın tamamen bir avuç avuntu güzellemesinden ibaret olduğu yönünde.2.görüş; stoa felsefesi ve bu kitap köleliği güzelliyor(sonuçta yazarı da bir komutan olduğu için itaat iklimi oluşturma amaçlı)3.görüş;başımıza her geleni kabullenmeliyiz çünkü doğaya uygun olan budur(Yani stoa felsefesini benimseyenler) Açıkçası ben ilk iki görüşe katılıyorum.Ben kitabı çok severek okudum ancak akıcı olduğu için :)Ama felsefesinden çok uzaktayım.Bu arada bazı bölümlerde evrensel değerlerin önemine vurgular yapılmış,o kısımlara sonuna kadar katılıyorum.Ancak hepsi bu kadar. Meraklılarına tavsiyemdir.Felsefesini benimsemeseniz de mutlaka okunması gereken bir kitap.Tercih edeceklere keyifli okumalar diliyorum
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,9bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2024 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2024 10:19
Tahakküm,iradenin ve hakimiyetin karşı cinse ait olması,iş ve sosyal yaşamda her daim bir adım geriye itilmesi,köleleştirme,itibarsızlaştırma,ötekileştirme vs.21. yüzyılda bile kadınların başına gelen ve daha kim bilir kaç zamanı kapsayacak bir süreci içerdiğini bilmediğimiz ve maruz kalacağımız olgular bütünü.Feminist okumalarda rastladığımız bu tanıdık olguların hepsi var bu kitapta,peki “neyi farklı geldi ve tercih ettin?” derseniz.Dili diye cevap verebilirim.Aslında çok beğendiğim bir tarzda yazılmamış ancak sade olduğu için tercih edilebilir.Kitaba;üye olduğum bir YouTube kanalında rastladım.Aşırı beğendiğimi söyleyemem ancak kitap kapak tasarımını çok çok beğendim diyebilirim.Sayfa sayısının az olması ve dilinin sade,anlaşılır olması nedeniyle tavsiye edebilirim.Tercih edeceklere keyifli okumalar diliyorum :)
Kadınların KöleleştirilmesiJohn Stuart Mill · Bilge Kültür Sanat · 2017234 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2024 3. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mart 2024 15:09
Nietzsche’nin okuduğum üçüncü kitabı.Ezber bozan filozof bu eserinde de doğru bileğimiz yanlışları ve yanlış bilip doğru sandığımız(kendine göre)gerçekleri açıklıyor. Eser tam bir başkaldırı niteliğinde.Özellikle Hristiyanlık inanışının öğretilerini altüst ediyor.Nietzsche’yi okumayı çok seviyorum,en çok da bu yönü beni cezbediyor.Tanrının bile sorgulanabilir oluşu ya da olması gerektiğini eserlerinde çok iyi yansıtıyor.Dinî kökenli bir aileden gelmesine rağmen bazı şeyleri derinlemesine irdelemesi ve yerinde itiraz naraları savurması oldukça şaşırtıcı.Yaşadığı dönemde bu denli sorgulayıcı olabilmesi çok cesurca.Yazarlarda benim en çok aradığım bir çok yön Nietzsche’de var:Dönemine gerektiğinde kafa tutması,cesur olması ve ezber bozması.Bana göre Nietzsche’yi Nietzsche yapan bu özellikleri zaten.Bir tek özelliğini sevmiyorum:Kibrini ve kendinden ve düşüncelerinden aşırı emin oluşunu. “ Öldürmeyen acı,güçlendirir “aforizmasının yer aldığı önemli bir eser Putların Alacakaranlığı.Tüm putları yıkan ve neredeyse idealar dünyasına karşı bir pencereden yazılmış.Eserin başka bir özelliği de Nietzsche’nin çoğu eserinde olduğu gibi dağınık bir anlatıyla yazılmış olması.Bazen insanlar “ya Nietzsche’yi okuyorum ancak hiç bir şey anlamıyorum”diyor.Bu oldukça normal değil mi?Adam çoğu eserini delirmeye yakın yazmış(bu eseri gibi)ayrıca bir çok metin kız kardeşi tarafından sonradan derlenmiş.Ben sebebin tamamen bundan kaynaklandığını düşünüyorum.Yoksa bana göre bazı eserlerinde felsefî bir derinlik içerdiğinden değil.Ama tabi ki bu bize sıradan bir yazar olduğunu göstermez yalnızca gereğinden fazla abartmamak lazım diye düşünüyorum. Ben eseri çok beğendim,felsefeyle ilgilenen ve Nietzsche’yi merak eden herkese tavsiyemdir.İlgilenenlere keyifli okumalar
Putların AlacakaranlığıFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20218,3bin okunma
Reklam