Hayırlı Cumalar
Hazer kıl kırma kalbin kimsenin canını incitme Esir-i gurbet-i nâlân olan insanı incitme Tarik-i ışkda bi-çareyi hicranı incitme Sabır kıl her beläya häne-yi Rahman'ı incitme Alvarlı Muhammed Lütfi Efendi
Deneme yazıyorken akla gelen güzel bir konu sizlerle:)
​Aile; bakmakla yükümlü olduğu hane halkı anlamına gelir. Peki bakmak sadece yiyip içmekten ya da ihtiyacını karşılamaktan mı ibarettir? Ya da ihtiyaçlar, bir aile olmanın getirdiği sorumluluklar mıdır? Biz aile oluyoruz ama ailenin içinde olamıyoruz. Şimdi diyeceksiniz ki: "Aile oluyorsak nasıl içinde değiliz ki?" Aile olmak demek emek demek, fedakarlık demek... İçinde olmak için de bu duyguları hissetmemiz ve hissettirmemiz gerek... ​Şöyle düşünelim: Bir beyaz kağıda ip baskısı yapıyoruz. Sen o ipi hangi renge boyarsan kağıda o renk çıkar ve şekli için uğraştığın kadar bir görsel kendini gösterir. Aile de bunun gibidir. Rengini ve şeklini boyalardan alan resim, ailesinin terbiyesini de karakterini de yine kendi kumaşından alır. Atalarımız şöyle demiş, çok da güzel demiş: "Armut dalının dibine düşer." Eee, portakal dibine düşecek değil ya... İşte aile de böyledir, o yüzden yetiştirmek bir o kadar önem arz eder. ​Haydi gelelim yetiştirmeye... Yahu ağaca su verirsen o da yetişir... Yetiştirmek öyle "su vereyim de bırakayım" demek değildir... Hepimize düşen görevler, sorumluluklar vardır. Bazen hatta görünmez pelerinleri giymemiz gerekebilir. Çünkü aile demek fedakarlık demektir. Yetiştirmek; "güzel okullarda okutayım, iyi yerlerde çalıştırayım" demek de değildir... O da gereklidir ama toplumumuz o kadar yobazlaşmış ki çocuk yetiştirmeyi sadece okutmaktan ya da iyi üniversitelere, iyi mesleklere yönlendirmekten ibaret sayıyor... Yapamayınca da olmayınca da "Sen de çok beceriksizsin" tabiri takılıyor... Ne kötü bir kelime! Her çocuğun bir becerisi vardır. ​Peki sen hiç çocuğunun hayallerini sordun mu? Ya da hayallerine ortak oldun mu? Ben söyleyeyim: Hayır. Sen sadece çevreden gelen sözlere kulak kabartttın. Ve başarısıyla övünen, başarısızlığıyla kendini kaybeden bir
Reklam
Abdest ve besmeleyi sever şanlıurfa Söylenceye göre urfa bu mağaralardan yapılan taşlardan yapıldı peygamberlerin atası Hz ibrahimin doğduğu mağara urfada kale üzerinde bir köy eskikale çemdin kale 20 hane mağarada yaşıyor Atlas sayı 160 temmuz 2006 Mehmet güzel derki mağaralarda yazıldı En güzel destanlar ve efsaneler Zeyno Nene küçük ilyas iki melektiler Halk onlar için yaptı nice çiğ köfteler Peygamberler Mağaraların içinde yaşadı Nemrut yenilince çiğ köfteler yapıldı Unutmayalım hirada Hz Muhammedi Analım Hz ibrahim peygamberi Allah versin Eyyüp peygamber sabrını Şu taşlar altında binlerce kefensiz kaldı Kul Nefsani derki bitiyor bir efsane Başlıyor yeni bir efsane Mehmet Güzelin kızıydı küçük isot Traktörü babasından aldı 17 yaşında Şanlıurfa’nın Tescilli Lezzeti İsotu Hasadı Yapıldı düğünlerle zurnalarla Geçti küçük isot başına Çok canlar yaktı genç yaşında Renkli görüntülere sahne oldu hasatlar Çalışan gayret eden emeğe sarılır yatar İsodu ekelim isodu toplayalım Ölmüş dedeleri nenelere dua okuyalım Mahmut budağı kızları hafize oldu Mağarada halka Kuraan okuttu
Şiir
Ger mürid-i rah-ı ışki fikr-bed-nami me-kon Şeyh-ı Sanan hırka-i rehn hane-i hammar daşt Hafız Türkçeye Çevirisi (İrademi aşk yoluna verdiysen adın kötüye çıkacak diye düşünme. Şeyh Sanan bile hırkasını meyhaneciye rehin vermişti.)
Alıntı
kör sağır dilsiz
Elli alem idi dertlendiğim, Hane hane , masa masa dolanıp dilediğim. Kabul görmek uğruna benliğimden verdiğim. Dert sanıp omzuma yüklendigim, Hastalandım sanıp şifalandığım İmtihanım mükafat imiş şimdi öğrendim. Divane derler lügatda adıma Malamat hırkasını henüz giymeyenler Oysa Akl-ı Maaş'tan geçmişim bilmeden Z.ÜNAL
Bir hurûşiyle eder bin hâne-i ikbâli pest Ehl-i derdin seyl-i eşk-i inkisârın görmüşüz
Reklam
Reklam