• Der hâne-i mûr şebnemî tûfânest..
  • Birinci Hâdise:
    Ehl-i siyer ve hadîs, müttefikan haber veriyorlar ki: Kureyş kabilesi, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ı öldürtmek için, kat'î ittifak ettiler. Hattâ insan suretine girmiş bir şeytanın tedbiriyle, Kureyş içine fitne düşmemek için, her kabileden lâekal bir adam içinde bulunup, ikiyüze yakın, Ebu Cehil ve Ebu Leheb'in taht-ı hükmünde olarak, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın hane-i saadetini bastılar. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın yanında Hazret-i Ali vardı. Ona dedi: "Sen bu gece benim yatağımda yat." Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm beklemiş, tâ Kureyş gelmiş, bütün hanenin etrafını tutmuşlar. O vakit çıktı, bir parça toprak başlarına attı. Hiçbirisi onu görmedi, içlerinden çıktı gitti. Gàr-ı Hira'da iki güvercin ve bir örümcek, bütün Kureyş'e karşı ona nöbetdar olup, muhafaza ettiler.
  • "Benim Rabb-i Rahîm'im dünyayı bana bir hane yaptı. Ay ve güneşi, o haneme bir lamba; ve baharı, bir deste gül; ve yazı, bir sofra-i nimet; ve hayvanı, bana hizmetkâr yaptı. Ve nebatatı, o hanemin ziynetli levazımatı yapmıştır."
  • Namaz iyidir. Fakat her gün her gün beşer defa kılmak çoktur. Bitmediğinden usanç veriyor." Ey şikemperver(boğazına düşkün)
    nefsim! Acaba, her gün her gün ekmek yersin, su içersin, havayı teneffüs edersin; sana onlar usanç veriyor mu?
    Mâdem vermiyor; çünkü ihtiyaç tekerrür ettiğinden usanç değil, belki telezzüz ediyorsun(lezzet alma). Öyle ise, hâne-i cismimde(beden) senin arkadaşların olan kalbimin gıdâsı, ruhumun âb-ı hayatı ve latîfe-i Rabbâniyemin hava-i nesîmini cezb ve celb eden namaz dahi seni usandırmamak gerektir.
  • Nasıl lonca sistemi kentsel sanayinin ve kent toplumunun temel taşı kabul ediliyorsa, çift-hane de tarımsal üretimin ve kır toplumunun temeli olarak görülmekteydi. İmparatorluk sisteminin ancak bu iki temel kurumun korunmasıyla yaşayabileceğine inanan Osmanlı bürokratları şehirlerde lonca sistemini, köylerde de re'aya çiftlik'lerini büyük bir titizlikle destekliyorlardı.
  • Bugün kalbime uğradım
    Kapısında aynı yazı duruyordu:
    Bu sevgi bir Çile
    Bense bir Çile Hane
    İçeri girmek istersen
    Sevgiye Çilem diyeceksin
    Bana ise Çilem'Hane

    Abdulselam GÖZÜTOK
  • EFENDİ HZLERİMİZİN HANE-İ SAADETLERİNİN Değerli hocalarından ŞEFİK KOCAMAN Hocamız bu akşam yatsı namazından sonra MEDİNE İLİM VE İRFAN Derneğinde sohbet edecektir. Bütün kardeşlerimizi bekliyoruz.

    Din Nasihattir

    Ebu Rukayye Temim bin Evs ed-Dâri (ra)’dan rivayet edilmiştir: Resulullah aleyhisselatu vesselam buyurdu ki: “Din nasihattir.” Biz “Kimler için?” diye sorunca şöyle buyurdu:

    Geri

    Ebu Rukayye Temim bin Evs ed-Dâri (ra)’dan rivayet edilmiştir: Resulullah aleyhisselatu vesselam buyurdu ki:
    “Din nasihattir.” Biz “Kimler için?” diye sorunca şöyle buyurdu:


    “Allah için, Kitabı için, Resulü için, Müslümanların imamları (idarecileri) ve bütün Müslümanlar için.” (Müslim, Ebu Davud, Nesai)


    Nasihat, sözlükte samimi davranmak, öğüt vermek ve elbiseyi iyice dikmek manalarına gelen “Nush” kökünden gelip birçok manayı ihtiva eden veciz bir kelimedir.

    İbni Hacer’in Hattabi’den, İbni Allan’ın da Fakihani’den naklettiğine göre Arap dilinde bu kelimenin manasını karşılayacak başka bir kelime yoktur. Zira İslami bir terim olan “Nasihat”, halis bir niyetle kendisi için nasihatte bulunulanın her yönden hayrını istemektir. Yırtılan elbisesini iğneyle dikip ıslah etmeye çalışan adamın yaptığı gibi nasihat eden kişi de bal mumundan arıtılmış halis bal gibi olan halis bir niyetle nasihat edilenin dağınık işlerini bir araya getirip ıslah etmeye çalışır. İşte bu manadaki nasihat, Allah azimuşşan’ın yüce kitabında insanlığın rehberleri olan peygamberlerini (aleyhimüsselam) onunla övdüğü mukaddes bir görevdir.


    Nitekim Allah-u Teâlâ Hz. Nuh aleyhisselam’ın: “(Ey kavmim!) ben sizin için nasihat ediyorum.” (A’raf: 62) Hz. Hûd aleyhisselam’ın da “… ve hiç şüphesiz ben sizin için güvenilir bir nasihat ediciyim” (A’raf: 68) dediğini buyurmuştur.
    Yukarıda zikrettiğimiz hadis-i şerif, nasihatin bütün kısımlarını içerdiği için âlimler onun hakkında “Bu hadis İslam’ın medarıdır” demişler.


    Ebu Davud “Bu hadis fıkhın, üzerinde döndüğü hadislerden biridir” derken, Hafız Ebu Naim “Bu hadis için büyük bir makam ve rütbe vardır” demiştir. Muhammed bin Elsem et-Tûsi de “O, dinin dörtte biridir” demiş. İmam Nevevi ise “Bu hadis tek başına dinin bütün maksatlarını tahsil eder” demektedir.


    Hadis şerhlerine göz attığımızda bu zatların bu hadis-i şerif hakkındaki beyanatlarında ne derece haklı olduklarını görmekteyiz.


    Hadis-i şerif’in birinci cümlesinde “Din nasihattir” buyruluyor. İbn-i Hacer’in Fethül-Bari adlı eserinde belirttiği gibi bu cümleyi iki şekilde açıklamak mümkündür:


    Birincisi, mecazi manadır. Yani “Dinin önemli bir bölümü nasihattir, zira nasihat dinin direği ve onu ayakta tutandır.” Buna göre “Hac arefedir” hadis-i şerifinde olduğu gibi “Din nasihattir” tabiri mecazdır. Nasihatin önemine binaen cüz’î ifade yerine küllî ifade kullanılmıştır. Çünkü din, nasihatin dışında başka hasletleri de ihtiva eder. (F. Bari. D. Falihin)
    İkincisi, cümlenin ifade ettiği zahiri ve asıl manasıdır. Yani “Dinin tamamı nasihatten ibarettir.” Zira ihlâslı olmayan ameller nasihat olmadıkları gibi dinden de değiller. Buna göre nasihat, İslam, iman ve ihsanın üçüne de şamildir ve bunların tümüne din denir. (F. Bari, C. Ulum)


    Allah azze ve celle bizi nasihatten hakkıyla istifade edenlerden eylesin. Âminnn
    Kimden nasihat alcaz yahu Kur'an-ı Kerim konusmuyor okumasini bilir hocalardan öğrenirsen belki okurda anlarsin bize nasit edende hoca bunlarda hoca sadece ALLAH katinda üstünlük takva ile ALLAH sever ve sevdiğini sevdiği kullarina sevdirir inşaAllah
    Vesselâm.✒☝️🌹