10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Altı Harfli Bir Tatlı Bu kitabı okurken gerçekten kendimi bir ailenin salonunda oturuyormuş gibi hissettim. Hani çaylar konmuş, herkes aynı odada ama kimsenin içi tam olarak birbirine açık değil ya… İşte tam o atmosfer. Çok tanıdık, çok bizden. Dışarıdan bakınca sıradan bir aile gibi görünüyorlar ama sayfalar ilerledikçe o suskunlukların, yarım kalmış cümlelerin altında neler saklı olduğunu fark ediyorsun. Küçücük bir sözün yıllarca nasıl taşındığını, bir bakışın bile insanın içinde nasıl iz bıraktığını anlatıyor. O “altı harfli tatlı” aslında sadece bir şeyin adı değil; sevilmek, kabul edilmek, anlaşılmak… Belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey. En sevdiğim tarafı şu oldu: Kimse tamamen suçlu değil, kimse tamamen masum değil. Birine kızıyorsun, sonra onun içini görünce yumuşuyorsun. “Tamam ya, o da böyle büyümüş” diyorsun. Bu da kitabı çok gerçek yapıyor. Çünkü gerçek hayatta da böyle değil mi zaten? Sermin Yaşar’ın dili yine çok sade ama o sadeliğin içinde kocaman duygular var. Bağırmıyor, dramatize etmiyor ama bir cümleyle kalbine dokunuyor. Ben okurken kendi ailemi düşündüm, çocukluğumu düşündüm.. Bitirdiğimde böyle tatlı bir hüzün kaldı içimde. Çok ağlatan bir kitap değil belki ama insanı içten içe yakalıyor. Gerçekten samimi bir aile hikâyesi okumak istersen, hiç düşünmeden öneririm. #altıharflibirtatlı #şerminyaşar #cansununkitapligi #reels #books
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma
9/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Bugün Orhan Kemal’den bir kitapla geldim 72. Koğuş gerçekten insanın içine oturan bir kitap.. Hani böyle okurken “ay çok üzüldüm” deyip geçemiyorsun, içinden bir şey eksiliyor gibi oluyor. Orhan Kemal öyle büyük büyük cümleler kurmuyor, kimseyi kahraman yapmıyor. Sadece o koğuşun kapısını açıyor ve “buyurun, bakın” diyor. Açlık var, çaresizlik var, gurur var… Ama en çok da insan olma mücadelesi var. Açlığın insanı nasıl değiştirdiğini görmek beni en çok sarsan şey oldu. Bir lokma ekmek için verilen mücadele insanın içini acıtıyor gerçekten. Şunu düşündüm okurken: Bu insanlar kötü değil ki… Sadece şartlar kötü. İnsanın onuru ne kadar dayanabilir? Açlık karşısında herkes aynı kalabilir mi? Kitap bitti ama o sorular kalıyor. Kısacık bir kitap aslında ama etkisi hiç kısa değil. Okuduktan sonra bir süre başka kitaba geçmek istemedim ben. Hâlâ bazı sahneleri aklıma geliyor. Gerçek, sert ama çok samimi bir hikâye. Eğer insanı anlatan, iç burkan ama bir o kadar da gerçek metinleri seviyorsan, bunu mutlaka oku derim. Ben gerçekten iyi ki okudum #cansununkitapligi #orhankemal #72.koğuş #okudumbi̇tti̇ #kitap
72. KoğuşOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20247,5bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
5/10
·432 syf.··
2026 12. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 21:57
İlk olarak şunu söylemeliyim ki, rs döneminde okuduğum için inanılmaz sardı, bu yıl için bir ilk bile olabilir bir kitabı bir günde bitirmiş olmak benim icin... Sırf hızlı okunduğu ve dusunmemi gerektirmediği için kitaptan keyif aldım. Fakat bu kitaba yüksek puan vermemi sağlayamıyor maalesef çünkü tamamen vasat, hatta daha eleştirisel bir gözle okumuş olsaydım vasat altı bir kitap olduğunu söylemek zorundayım. Öncelikle karakterlerimiz inanılmaz cringe (şu kelimeyi kullanmayı sevmiyorum ama cidden öylelerdi) lottie özellikle o kadar aptal bir karakter ki, Wattpad klisesinde yazılan o tatlı ve aptal kızlardan birisi. Tek farkı onun 28 yaşında yetişkin ve "olgun" bir kadın olması. Aynı şekilde erkek karakterimiz de inanılmaz kasıntı ve zorlama bir karakterdi bence. Aralarındaki diyaloglar çok saçmaydı, tanışma sahneleri ve sahte bir ilişkiye başlama sebepleri inanılmaz boştu. Hani hiç normal ve yaşanılabilir bir yanı yoktu. Kitap olduğunun farkındayım ama sonuçta bu bir romantizm kitabı, distopya ya da fantazi okumuyoruz. Bu kadar olağandışı şeyler absürt duruyor maalesef. Erkeğin iç sesi... Hatta ikisinin de iç sesleri... Smut sahneler.... DİGER CİFTLERLE VE İNSANLARLA KONUSMA TARZLARİ offf felaketti gaoendn şuan fark ettim ki tek iyi yanı hızlı okunmasiymis... 5 puan bile çok bu kitaba da işte rs den cikartti gibi o yüzden degistirmicem puanimi
Sevimsiz Bir TanışmaMeghan Quinn · Ren Kitap · 20221,242 okunma
Puan vermedi·213 syf.··
2026 6. kitabı
Kitabı beğenmeme karşın okurken, yayınevine olan sinirimden dolayı hiç zevk alamadım. Bu yayınevinden bence okumamalısınız. Cünkü her çeyi çevirmemişlerdi kitapta fransızca gibi farklı dillerde de diyaloglar geçiyordu fakat bu diyaloglar oldugu gibi bırakılmış çevrilmemişti. Hani ilk başta okurken 1 -2 defa çeviriden yapayım diyorsunuz ama kitap bunlarla doluydu o yüzden basarısız bir basım olmuş. Keske bu kadar güzel bir kitabı böyle bir yayınevinden okumasaydım. Ona rağmen kitap gerçekten çok güzeldi. Spoiler- Ana karakterimiz olan Aleksi hep Polinanın onu sevmesini istedi. Ağzından çıkacak iki kelime için uçurumdan atlardı. Kitabın sonunda Polinanın da aslında ana karakterimiz olan Aleksiyi sevdiğini öğreniyoruz. Ama Aleksi o kadar kumar düşkünü ki ve bunu o kadar görmüyor ki, heralde şöyle düşündü “ya Polina da beni seviyormuş ama cebimde de metelik yok bari iki üç kuruş kazanıp yanına öyle gideyim.” Ana karakterimiz yıllarca bunu duymuş olmayı beklemesine rağmen koşarak polinaya gideceğine tekrar bir kısır dönüye girerek cebindeki son parayla kumara başlıyor. Blanche onun için ne demişti:” Çok bilgili bir öğretmen olabilirsin, ancak çok aptal bir erkeksin.”
KumarbazFyodor Dostoyevski · Olympia Yayınları · 202088,7bin okunma
Veyl 1 - Ucube erkek karakter ve sorunlu diger kadro
4/10
·480 syf.··
2026 4. kitabı
Merhabalaarr! (Biraz spoiler verecegim, emin degilim ama bilerek okuyun) Veyl 1 romanıyla ilgili birkaç düşüncemi belirtmek istiyorum. Hikayenin ana fikri çok güzel, suçluları suçlularla cezalandırmak falan guzel bir fikir. Ancak karakterlerimiz o kadar kotu ki okumayı iskence haline getiriyor. Zaten erkek karakter wattpad camiasındaki tum karakterlerin ozeti gibi. Hepsi birbirine benzer o ayrı da bu karakterimiz yani Kunter arkadaşımızdan bayagı nefret ediyorum. Kızımızı resmen zorla yancısı yapıyor ve bunu romantize ediyorsunuz PUHAHWBAHWHNSHE bu durumun aynısını Beyaz Leke’de de görmüstük. Bu Kunter adam zaten Beyaz Leke Tugay’ın yan sanayi hali. Bence kardesi de olabilir o ayrı mevzu, burada Kunterin etnik kokenini veya akrabalık bağlarını tartışmıyoruz. Bence cok rahatsız edici bir karakter. Kitabı okuyalı nerdeyse 7-8 ay oldu o yuzden cok detaylı hatırlamıyorum her seyi ama kunter sağ olsun iğrenc insan aklımdan cıkmamıs. Benim hayatımda veya cevremde öyle birisi olsaydı muhtemelen sikayet ederdim bir yerlere. Seni ucube kunter bu haraketlerine hicbir kız ‘dusmez’ kaba tabirle. Bilmiyorum neden bu kadar kin güttügümü sorarsanız en basta ana karakter kızımızı zorla kendi bölgesine alıyor, yine zorbalıkla yonettigi bu kaos ortamında üstüne onu yancısı yapmaya calısıyor, ve sonunda kızımızı cok seviyor herkesi asıp kesiyor ama yoook kıza gelince süt dökmüs kedi gibi onu sahipleniyor. Cok rahatsız edici bilemiyorum artık ama. Kurgu da zaten klasik wattpad plot olarak devam ediyor, güclü kadın diye yine duygusuz, tiksinilen tarzda erkekler gibi herkesi bicen bir savas makinesi iteliyorlar ilerleyen bolumlerde yan karakter olarak. Guclu kadın bu değil yazar arkadaşlar lutfen kliselerden başınızı kaldırıp bi’ sokun şunu kafanıza, anlayın artık. Tek sorun bu değil
Veyl - Kötülerin ŞehriFatma Şamata · Artemis Yayınları · 2025501 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 22. kitabı
"Herkesin adını duyduğu ama kimsenin kolay kolay gitmeye cesaret edemediği İstanbul'un o semtinde gece yarısı silah sesleri duyuldu." Ölenler konuşmaya, olayı anlatmaya başladı... Hani deriz ya, "Anlatsam roman olur." Aslında her hayat, başlı başına bir roman; her insanın ardında anlatılmayı bekleyen bir hikâyesi var. Anlamadıklarımızı ise, ardımızdan biri kaleme alsa nasıl bir metin olurdu? Salya sümük ağlatır mıydı, yoksa gülmekten okuyucuyu bayıltır mıydı? Bir yanım bunu düşünürken, kitaptan aldığım eşsiz keyifle her bir karakteri tek tek zihnimde tekrar canlandırıyorum. Hâkim, Hannas, Muhsin, Fikri Hoca, Tuncay, Makul, Münşi ve Kangallı Lessie... "Ve ben öldüm... " ile biten hikayelerinizde bende ölümsüz oldunuz 2011 Vedat Türkali ilk roman ödülü sahibi Ölüler Kıraathanesi, insanların yarım kalmış hikâyelerini ve geride bıraktıkları izleri etkileyici bir dille anlatıyor. Farklı hayatlara, acılara ve farklı umutlara tanıklık ederken aslında her karakterin yaşamın tam kalbinden doğmuş olduğunu fark ediyoruz. İnsan olmanın kırılgan yanlarını özgün bir kurguyla okuyoruz. Beni bir duygudan diğerine savuran, zaman zaman hüzünlendiren, uzun uzun düşündüren çok etkileyici bir okuma deneyimi oldu. Fatih Gezer'den okuduğum ikinci kitaptı ve yine beni yanıltmadı. Kitabı bitirdiğimde sadece bir romanı tamamlamış olmadım. Zamanın ve yaşamın değerini yeniden düşünmeye başladım. Bu yönüyle, benim için yalnızca keyifli bir okuma değil, aynı zamanda güçlü bir düşünme ve hissetme yolculuğuydu.
Ölüler KıraathanesiFatih Gezer · Everest Yayınları · 2026689 okunma