‘hayattan çok az şey istedim ama o, o kadarını bile esirgedi benden. azıcık güneş, kırlar, bir lokma ekmek, bir lokma huzur, canımı fazla yakmayacak bir yaşama bilincim olsun ve bir de ne kimseye muhtaç olayım ne el âlem bana muhtaç olsun. bu kadarı bile esirgendi benden, hani yüreğimizin katılığından değil de paltomuzun düğmelerini açmaya üşendiğimiz için dilenciyi başımızdan savarız ya, işte o şekilde. Şimdi bu baştan savılmış halimle ne yapacağım dünyada?’
Sayfa 23·Kitabı okuyor
2. Sayfa .. hani nerede benim dopaminim :/
Ara sıra ortaya çıkan bu durum öyle bir hissiyat yaratır ki beyninizin içinde bir karadelik varmış ve her şeyi yutuyormuş gibi hissedersiniz.
Reklam
Boğazı düğümlenmek derler ya hani ... İnsan anlatamadıkça bir düğüm atılır boğazına . Ve o düğümler birikir , artık çözülmez hale gelir ... Bunu ben çok iyi biliyorum.
Sen de Türkgibi ol Bak neler neler değişir.
Sayfa 601 - Cinius yayınları·Kitabı okudu
"Olgular konuşur; hani derler ya: Hayatın sonuna doğru olgular itiraflarını, işkence sandalyesindeki sanıklardan daha yüksek sesle haykırır. Sonunda her şey yaşanıp biter, ortada yanlış anlaşılacak bir şey yoktur. Fakat kimi zaman olgular yalnızca sonuçların zavallı tezahürleridir. İnsan yaptığıyla değil, bu yaptığının arkasındaki amaçla kendini suçlu hale getirir. Her şey amaçta saklıdır."
Sayfa 61 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Bir kız gülünce gök Tanrı güler mi? Bu kız gülünce gökler ışıldıyor, Bir başka aydınlık oluyor bozkır Bir kız ağlayınca Gök Tanrı ağlar mı? Bu kız ağlayınca, Göğün gözyaşları, Göğün yaşlı gözünden akıyor, Şakır şakır yağan yağmur Sicim sicim dereler Koca koca gök köpüklü ırmaklar Devinen dönen sular oluşuyor... Şenlik var...
Sayfa 555 - Cinius yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Reklam