her insan, zihninin elinde bir mahkûm. İşte bu mahkûmiyet nefesin sınırlandırılmasını da içeriyor. Ancak zihninin izin verdiği kadar nefes alabiliyorsun. Zihinden özgürleştiremedikçe nefesini, gerçekten nefes alması mümkün değil insanın.”
Her an, her şey tam. Tam da olması gerektiği gibi. Eksik diyen senin zihnin. Ve aşk kendi tamlığını hissetmeden yaşanamaz. İhtiyaç hissi sevginin bilmediği bir konu.
Yeniden doğuş, yeniden çocuk gibi olmaktır; spontan ve özgün... ama bir farkla; bu kez özgürlük bilgelikle gelir.
Özgür ve masum çocuğun yerini, özgür ve bilge -çocuk gibi-yetişkin alır.
Ehlileştirilmenin tutsaklığından özgür, duyguların yaralarından özgür olarak zihniniz iyileşir.
Affetmek, iyileşmenin tek yoludur. Affetmeyi seçmek kendimize şefkat duymak demektir. İçimizde birikmiş tepki ve kızgınlıklara “Yeter! Bana kötülük yapan Yargıcın işine son veriyorum. Artık kendimi cezalandırmaya ve incitmeye son veriyorum. Artık Kurban olmayacağım” diyebiliriz.
Affetmeye anne ve babamızdan başlayarak, kardeşlerimizi, arkadaşlarımızı ve Tanrıyı affetmeye ihtiyacımız var.
Tanrıyı affettiğinizde kendinizi affetmiş olursunuz. Kendinizi affettiğinizde öz-reddediş sona erer, öz-kabul başlar ve öz-sevgi öylesine büyür ve gelişir ki nihayet kendinizi olduğunuz gibi kabul edersiniz.
Bu, özgür bir insan olmanın başlangıcıdır. Anahtar, affetmektir.