Onun gözleri bendeki kalbin emaneti
°Yağmur Öncesi Bulutlar°
Yağmur öncesi bulutlar gibisin sevdiğim, Ve ben seni kendimden çok sevmişim Ne sen benimsin ne ben seninim Sevmek için sahip olmak gerektiğini söyleyen kim? Malik mi de yıldızlara, fütursuzca seviyor insan? Biliyorum sevdiğim artık bensizlik en güzeli Biliyorum, benimle mutlu son yok, biliyorum Şimdi sen sadece sevsen de yeter... Suç mu? Ağlayarak geldiğimiz şu dünyada, Mutlu bir hikayemiz olsun istedim... Suç mu? Sensizdim, yurdu sen olan hayaller kurdum. Suç mu bu sevdiğim? Ben seni her şeyden çok sevdim... Bak sevdiğim! Ufukta görünen yine sensizlik. Korkma, ben sensizliği de seveceğim. Sensizlik bile utanacak yokluğuna. Şimdi yaşamak gibi bir kaygım da yok. Günün ve saatlerin ehemmiyeti kalmadı. Dikili seni sevmek için seneler karşımda. Takvimler eskir sevdiğim sen zamana kanma. Perde perde sevgim, sonsuzluğun da ötesi Dudaklarım ebediyet yeminini çoktan etti. Sonsuz uçsuz sevginin notaları geziniyor,
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gördüyse göz sevdiyse gönül Sevdaya düşmek hak mı haram mı? Çaresiz kalacaksa bu yürek bu dil, Bu sevgi Aşk mı savaş mı?
Şiir
Acı olan ise Akın akın harama koşmak
Haram hızlıdır, Helal ise sabır ister Bekliyorsan sevdan temizdir,
Alıntı
Nefisle Mücadele, Tevazu ve Hakiki Kurtuluş
İnsan hayatındaki en büyük mücadele, dış düşmanlarla değil; kendi nefsiyle verdiği mücadeledir. Çünkü nefis; kibri, gururu, hevâyı, dünya sevgisini ve kötülüğü insana süslü gösterir. Terbiye edilmediğinde insanı helâke sürükler; terbiye edildiğinde ise Allah Teâlâ’ya yaklaştırarak kurtuluşa erdirir. Bu yönüyle nefis terbiyesi, insanın kötülüklerden iyiliğe, gafletten şuura doğru çıktığı bitmek bilmeyen bir manevi hicret yolculuğudur. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurur: “Nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. Onu kirleten ise ziyana uğramıştır.” (Şems, 9-10) Bir başka ayet-i kerimede ise nefsin bu amansız yönüne şöyle dikkat çekilir: “Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis, Rabbimin merhamet ettiği hariç, kötülüğü emreder.” (Yusuf, 53) Bu yüzden Mü’min, nefsine asla güvenmez; onu her an adeta bir elekten geçirir gibi hesaba çeker ve durmaksızın terbiye etmeye çalışır. Kibir: Şeytanın İlk Günahı Kibrin ve “benlik” davasının tarihteki en büyük ve en ibretlik örneği şeytandır. Allah Teâlâ, Âdem Aleyhisselâm’a secde edilmesini emredince şeytan gururuna yenik düşerek şöyle dedi: “Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten, onu çamurdan yarattın.” (A‘râf, 12) Şeytanın asıl problemi ateş ve çamur değil, kendisini üstün görme yanılgısıydı. Kendini kıyasladı, kibirlendi ve neticede Allah’ın rahmetinden ebediyen uzaklaştı. Bu yüzden insan; ilmiyle, makamıyla, malıyla, ibadetiyle, soyu ve güzelliğiyle asla kibirlenmemelidir. Nitekim ecdadımız bu hakikati ne güzel dile getirmiştir: “Kibirlenme padişahım! Senden büyük Allah var!” Nasıl ki olgunlaşan bir meyve tatlandıkça ve ağırlaştıkça ağırlığından dolayı başını aşağıya eğerse; gerçek bir Mü’min de ilmi, yaşı, tecrübesi ve manevi olgunluğu arttıkça o nispette mütevazı olur, kibirden uzaklaşır. Nitekim Hazret-i Muhammed
Hayat ve İnsan
Yaşadığı gibi inanan insanların devri geçti,yaşamak istediği gibi inanan insanların devri başladı. Haram-helal ölçüsü de ona göre yapılıyor.
1000Kitap