Bu dünyanın varlığı
Gel imdi Miskin Yunus, nen var Hakk'ka harc eyle Gördün elinden gider, bu dünyanın varlığı Yunus Emre
Şiir
Cömert olalım :))
Şol kahr ile kazandığın, bir gün kalısar körlüğe Şol mal ki körlüğe kalır, şaylığa harc etmek gerek Şaylığa : hayır işine Körlüğe : dünyaya Yunus Emre
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ayıp mı oldu...
Harç yaptığım yere süpürgelik koymam. Kenarı yarım yer bırakmadım ki örteyim(!) Neyse O... 💯
Duygu ve Düşünce
Nahoş olamayan bir arsızlıkla Kalıplar altında da kalacağımı bile bile Yollar aşkla kesişince Gel dedim... İnsan olana, insan gibi gülümsedim Ruhum üflenirken yaradılışa boyun eğdim Kelamları sevgiyle harç ettim Emirleri hıfzettim... Yalanları yaşayanlarla yorulmadım, soluklanmadım, Hayatına dokunduğum, hayatıma dokunanların cümlesine yenildim Olsun... Ben seni sevdim. Zira, yüreğime dokunan bir tek sendin. Dündar Öztürk
Şiir
İz bırakanlar, is bırakanlar...
Her ademoğlu dünyadan gelip geçer de, kimi ardında takip edilesi iz(ler) bırakır; hoş bir sedâ, hoş bir eda, dik duruş ve güzel davranış, güzel koku ve renk gibi...kimi de kapkara "is" bırakır, kötü kokan, kazıyınca çıkmayan zift karası... Bu dünyanın en büyük ve yalın hakikati... Dünya dediğimiz bu han, herkesin konup göçtüğü, ama duvarlarında mutlaka kendinden bir parça bıraktığı muazzam bir hafıza mekânıdır. İz bırakanlar, bu kubbede hoş bir sedâ bırakmayı dert edinenlerdir. Onların gidişiyle yeryüzü eksilir belki, ama geride bıraktıkları ışık, yıllar sonra bile yollarını kaybetmiş bedbahtlara pusula olur. Bir tebessümle gönül alanlar, adaletin safında dimdik duranlar, rüzgâra karşı bile eğilmeyenler... Onlar dünyayı güzelleştiren, insanlığın mayasını taze tutanlardır. Göçüp gitseler de kokuları kalır sokaklarda; adları her anıldığında içe çekilen derin bir nefes gibi ferahlık verirler. Bir de "is" bırakanlar vardır... Geçtikleri her yeşili kurutan, bastıkları her toprağı çoraklaştıranlar. Onlar bencilliğin, hasedin ve zulmün zifiri karanlığıyla yürürler. Arkalarında bıraktıkları tek şey, temizlenmesi nesiller süren kirli bir pastır. Hatırlandıklarında sinelere bir ağırlık çöker, yüzler ekşir, ruhlar daralır. Ne acıdır ki, ömür gibi aziz bir sermayeyi, sadece etrafı karartmak için harcayıp gitmişlerdir. Tarih de, gündelik hayat da bu iki zıt kutbun canlı şahitleriyle doludur. Biri baktıkça içimizi ferahlatan ve insanlığa olan inancımızı tazeleyen bir "iz", diğeri ise hafızalardan silinmek istenen kirli bir "is"tir. Gelin, bu iki insan tipini hayatın içinden somut örneklerle karşılaştıralım: İz Bırakanlar (Aydınlatanlar): İnsanlığın ortak mirasına harç koyanlar, ömürlerini bir hakikatin veya faydanın peşinde tüketenlerdir. Onlar, sadece kendi dönemlerini değil,
Rahmi Koç ve gibileri
Para, insanın içindeki boşlukları dolduran bir harç değil; aksine o boşlukların derinliğini gösteren bir aynadır. Karakterle dengelenmeyen maddi güç, kişinin erdemlerini değil, kusurlarını besler. Büyük bir servet, olgunlaşmamış bir ruhta sadece kibri, görgüsüzlüğü ve içsel yetersizliği daha görünür hale getirmeye yarar.