Sen güli görür-iken dikene sunma elün
İy dost seni severem cân içre yirün vardur Gice gündüz uyunmaz aceb ahvâlim vardur Sen güli görür-iken dikene sunma elün Düşmenden ne korkarsın çün togru yârün vardur Düşmenler eydür bana söz dimek kandan sana Bana söz dimek kandan benüm üstâdum vardur Ele getürdügüni miskînlere harc eyle Nice çok yaşar-ısan sonucı ölüm vardur Bunda kendözin gören ol-durur girü kalan Benüm bir karıncaya vallah istâdum vardur Yûnus Emre kendözün topraga urgıl yüzün Ma'şûkaya yaraşuk bir miskînligüm vardur
Tasavvuf
"Bir ev; bir sokak, bir şehir ya da tuğla ve harç gibi yapay şeyler değildir. Ev, insanın ailesinin olduğu yerdir, öyle değil mi?"
Sayfa 48·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“ Kadınlar, iç çamaşırlarının ve ayakkabılarının marka etiketinden aldıkları destek nispetinde özgüvenliydiler. Erkekler, otomobillerinin modeline bağlı psikolojik bir hiyerarşi içinde trafikte seyrediyordu. Rekabet kızışmıştı. Kimliği belirsiz düşman, topluma kendi karakterini vermişti. Köleliğin adı konmamış biçimleri devredeydi. Kula kulluk almış yürümüştü. Bir sinir harbi evrenindeydik. Kainat, bütün tuzakların toplamı olan bir tuzağa dönüşmüştü. Sahtelik, aldatma ve avuntuyla karılmış harç, hayatın temelini teşkil ediyordu. Göstermelik neşe, süreğen blöf ve sentetik nezaket prosedürü, bu temel üzerinde yükseliyordu. Neşe deliliğin, blöf ihanetin, nezaketse cinayetin bariz ve doğal ipucuydu. Korku, kozmosun çatışıydı. Bu çatı altında renk, ses ve biçimleri suiistimal etmekten başka yöntem bilmiyorduk. Ebedi biçareliğimizi, taşıyamadığımız mesuliyetler dengeliyordu. Şov devam etmeliydi... şov... kaybedişin kaçınılmazlığı ve kayboluşun kesinliği adına...”
1000Kitap
"Atlar doğuyor, sütçü beygiri oluyor. Eşek, adam taşıyor, kum, harç, küfe taşıyor da sahibini adam ediyor. Sinek doğuyor, bakkala yanaşıyor. Hamam böcekleri hamamları, arılar şehir bahçelerini, serçeler at pisliklerini, kumrular merhametli evleri, merhametli insanları buluyor. Ama o insanoğlu ona ne iş var ne güç. Onun böcek bile olamayışına keyifle bakıyorlar.
Sayfa 32·Kitabı okuyor
Alıntı
Ur
‘Gelin Yeni bir şehir inşa edelim desem Herkes eski şehrinin hüznünü harç getirmiş olur.’
Sayfa 62 - TÜN·Kitabı okudu
1000Kitap
“Bir ev; sokak, şehir ya da tuğla ve harç gibi yapay şeyler değildir. Ev, insanın ailesinin olduğu yerdir, öyle değil mi?”
Sayfa 46·Kitabı okudu