Harika Bir Hayat — İnceleme
Puan vermedi·376 syf.··
2026 44. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 14:50
Roman, I. Dünya Savaşı'nın son demlerinde, İstanbul'un işgal altında olduğu günlerde başlıyor. Mustafa Kemal'in Samsun'a çıktığı dönemde dünyaya gelen Harika Akırmak, idealist annesi Melek Hanım'ın sürekli "Harika bir hayatın olabilirdi ama sen eline yüzüne bulaştırdın" serzenişiyle büyüyen, sıradışı bir kadın. Çok dilli, çok yönlü, her işte yetenekli ama bir türlü "yetişememe" hissiyle boğuşan Harika'nın hikâyesi, aslında bir kadının kendini var etme mücadelesi. Harika'nın hayatı ilerledikçe, fonda dönemin tüm çalkantılarını izliyoruz: Mütareke yılları, Cumhuriyet'in ilanı, Harf Devrimi, Tek Parti dönemi, II. Dünya Savaşı yılları ve çok partili hayata geçiş. Yazar, Harika'nın her yeni uğraşında (şairlik, ajanlık, tiyatro) dönemin farklı bir yüzünü gösteriyor. Şair olmak istediğinde dönemin edebiyat çevrelerini, ajanlık yapmaya çalıştığında uluslararası siyasi dengeleri, tiyatroya yöneldiğinde Türkiye'nin hastalıklı sanat-toplum ilişkisini anlatıyor. Kitabın en dikkat çekici yanı, okuru sürekli "Acaba bu gerçek mi oldu?" sorusuyla baş başa bırakması. Yazarın girişteki uyarısı bile başlı başına bir edebi şov: "Bu biyografideki bazı kişiler ve olaylar (bize anlatılanlar doğruysa) hayal ürünüdür. Bazılarıysa (bize anlatılan doğruysa) gerçektir." Roman boyunca Sabahattin Ali, Nihal Atsız gerilimi, Nazım Hikmet, Peyami Safa, Halide Edip, Yakup Kadri, Sabiha Sertel, Suat Derviş gibi edebiyatımızın dev isimleri kurgunun içinde öyle ustalıkla yer alıyor ki, Harika'nın da onlarla aynı dünyada yaşamış olabileceğine inanmamak elde değil. Okurken sürekli Google'da araştırma yapma isteği uyandırması, romanın en büyük başarılarından biri. Harika Bir Hayat, adı gibi "harika" bir roman. Tam bir dönem romanı olmanın ötesinde, okuruyla oynayan, onu araştırmaya, sorgulamaya, gerçekle
Harika Bir HayatHikmet Hükümenoğlu · Can Yayınları · 20252,678 okunma
Mazlum Kardeşlerimiz : Doğu Türkistanlılar
Puan vermedi·256 syf.··
2026 31. kitabı
Kitabımız halkımızın unuttuğu ses çıkarmadığı kandaşlarımız Doğu Türkistanlı Türklerin yaşadıklarını çektiklerini ve tarihlerini anlatıyor. İslam'ı Çin'de yaşatmak istemeyen ve bu doğrultuda hareket eden Çin yönetiminin yaptıklarını okudukça bir burukluk oluyor içinizde. Kitabın dili çok akıcı. Ancak eleştirmemiz gereken bir nokta var o da kitapta yer yer 1930 da müslümanların çektiği veyahut harf devrimi bizi kopardı tarzı yazılar mevcut 1930 da hangi müslüman ibadet edememiş veyahut Atatürk ve çevresindekiler Çin benzeri birşey yapmış bunu yazara yakıştıramadım. Abdülhamid çarşafı yasakladı diye müslümanlara zulüm mu oldu mesela ? Gerçi kitapta Abdülhamid hakkında bahsederken bu tarz ifadeler yok. Yazarı bunlar dışında tebrik etmemiz gerekiyor böyle bir eser verdiği ve tekrardan bizlere Doğu Türkistan'ı hatırlattığı için.
Tarih
Kayıp Coğrafyanın İzindeTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 20251,107 okunma
Reklam
4/10
·80 syf.··
2026 41. kitabı
Akademik olarak zayıf olsa da genel kanı edinmek amacıyla iyi bir kitap.r. Kitabın sonunda yer alan kaynakça ise harf değişimi ile ilgili olumlu ve olumsuz kaynakları bir araya getirme açısından önem arz ediyor.
Fransızların Gözünden Harf DevrimiOctave Feuillet · Temel Tarih Kitaplığı · 20252 okunma
9/10
·317 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Banarlı'ya göre bir kelime, kökeni ne olursa olsun (Arapça, Farsça vb.) eğer Türk halkı tarafından benimsenmiş, telaffuzu Türkleşmiş ve asırlardır kullanılıyorsa o artık " öz " Türkçedir. Dilin tasfiyecilik (uydurmacılık) yoluyla fakirleştirilmesine karşı çıkar. Bir kelimeyi bir dile ait kılan şey o dildeki kullanımıdır. Eğer bir kelime halk nezdinde bir anlam kazanmışsa artık o dilin bir unsurudur. "Fakat, yine şiir adı altında kelimelerle yapılan diğer güzel bir sanat, "raks"dır. Lisan, her dilde rakseder ama ben onun Türkçedeki mûsıkîli hareketlerine vurgunum." "Türk milleti tarafından fethedilmiş topraklar nasıl Türk vatanı olmuşsa aynı millet tarafından fethedilmiş kelimeler de öyle "Türk kelimesi" olmuştur." "Türkçe, bir mecazlar ve cinaslar lisanıdır. Onda her kelimenin birçok manası olmuş, her kelime birçok başka sözle birleşerek, zengin bir mana âlemi, bir kelime ailesi kurmuştur. Türkçeden, Türkçe veya Türkçeleşmiş bir kelime atmak çok kere bir kabile halkını toptan öldürmek kadar kabarık sayıda bir harcayıştır."
1000Kitap
Türkçenin SırlarıNihad Sâmi Banarlı · Kubbealtı Neşriyatı · 20242,911 okunma
Bir Kalkınma Reçetesi
8/10
·196 syf.··
2026 7. kitabı
Atatürk bu kitabı neden önerdi? Bu soruyu sorarak okumaya başladım ve kitabı bitirince de net şekilde anladım. Atatürk, Cumhuriyet’i kurduğu dönemde Osmanlı’dan kalan en büyük mirasın savaş yorgunu, eğitim seviyesi düşük ve üretim gücü zayıflamış bir toplum olduğunu görüyordu. “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” ise benzer zorluklar yaşamış olan Fin milletinin eğitim ve toplumsal sorumluluk bilinciyle ayağa kalkışını anlatıyordu. Muhtemelen Atatürk’ün bu kitabı önermesinin temel nedeni, Finlandiya’nın yaşadığı zihniyet dönüşümünün Türkiye için de mümkün olduğunu düşünmesiydi. Kitapta sıkça vurgulanan “aydınların halka inmesi” fikri, Atatürk’ün uygulamalarında somut karşılık bulmuştur. Harf Devrimi sonrası Millet Mekteplerinin kurulması ve Atatürk’ün bizzat halkın karşısına geçerek ders vermesi, bu anlayışın en güçlü örneklerinden biridir. Aynı şekilde eğitim birliğini sağlayan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve köy odaklı kalkınma hedefi, kitabın eğitim merkezli toplum modeliyle büyük ölçüde paralellik gösterir. Bunun yanında kadınların eğitim ve sosyal hayata katılması, meslek ahlakının teşvik edilmesi ve üretken birey anlayışının yaygınlaştırılması da Atatürk reformlarının kitapta anlatılan kalkınma modeline ne kadar yakın olduğunu gösterir. Ancak Atatürk bu modeli birebir kopyalamak yerine Türkiye’nin tarihsel ve kültürel şartlarına uyarlamayı tercih etmiştir. “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” bu açıdan sadece Finlandiya’nın hikayesi değil, aynı zamanda Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini anlamak için de önemli bir anahtar niteliğindedir. Kitap, bir milletin gerçek gücünün savaş meydanlarında değil, eğitimli ve bilinçli bireyler yetiştirmekte yattığını hatırlatan güçlü bir toplumsal manifesto olarak okunabilir.
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · İndigo Kitap · 2020124,7bin okunma
Puan vermedi·257 syf.··
2026 3. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2026 09:14
Kitabın adı:Laklikten Şeriata mı? Yazarın adı: Meriç Velidedeoğlu Sayfa sayısı:257 Kitabı okurken Ulu Önder Atatürk gözümün önüne geldi gerçi hiç kaybolmuyor gözümün önünden ama öyle demek geldi içimden. Neden mi Atatürk? Atatürk tekke ve zaviyeleri kaldırdı halifeliği kaldırdı Türkiye cumhuriyeti'ni modern bir ülke haline getirdi yanmış kül olmuş Bir ülkeyi baştan yarattı. Okuryazarlık oranı artsın diye harf devrimi modern bir Türkiye için şapka devrimi yaptı ama sonrasında ne dedi?"ben bu dünyadan göçüp gittikten sonra biri gelip benim bu yaptıklarımı geri kaldırmaya çalışacak tekke zaviyeleri geri açacak" ne oldu önce örtülü olarak (1980) sonra yayılarak (1990) yol alan şeriatın adımları 2000'lerde inanılmaz bir şekilde doruğa tırmanmaya geçmiş sonrasında da bütün kaleleri zapt etmiş gibidir. Yalnız örnek alınan komşu ülkelerin kadınları da başlarını sıkma başlıktan kurtarmak için savaş vermektedir ve saçlarının yarısını açık olarak örtmektedirler devlet büyüklerinin eşleri de aynı şekilde saçlarının yarısı açık şekilde örtün örtülüdür. Kitapla kalın....
Laiklikten Şeriata mı?Meriç Velidedeoğlu · Cumhuriyet Kitaplığı · 20083 okunma
Reklam
Reklam