"İhtirasın Gölgesinde: İntibah’ta Aşk ve Güven Çıkmazı"
9/10
·142 syf.··
2026 4. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 07:01
İntibah’ı okurken, eserin "aşk" ve "güven" kavramları üzerine kurulu trajik bir kurguyla oluşturulduğunu görüyoruz. Kitap, aşkı bana göre bir ateş gibi tasvir ediyor: Uzaktan bakıldığında insana huzur ve gönlüne hoşnutluk veren o duygu durumu… Ancak insan bu ateşe yaklaşıp işin içine girdikçe, o ısının nasıl bir felakete dönüştüğünü ve kişinin tüm hayatını küle çeviren bir yakıcılığa sahip olduğunu Ali Bey’in trajedisinde bizzat görüyoruz. Eserin merkezindeki bir diğer kritik kavram ise güven. Bana kalırsa güven, aşktan bile daha belirleyici bir role sahip. Çünkü iki insanın birbirine duyduğu sarsılmaz bir güven, karşılaşılan pek çok sorunun onarılabilmesini ve gönüllerin tamir edilebilmesini mümkün kılarken bu dokunun içine sızan en ufak bir güvensizlik hissi , zincirleme bir reaksiyonla tüm hayatın alt üst olmasına, tabiri caizse "yıkımın" en acı şekilde gerçekleşmesine sebep oluyor. Namık Kemal, tutkunun ve güven eksikliğinin bir insanı nasıl bir uçuruma sürükleyebileceğini, dönemin ruhuyla harmanlayarak çok etkileyici bir şekilde gözler önüne seriyor. Genel olarak ilk defa Namık kemal okuyan biri olarak bir kaç durum hariç sıkmayan harika bir kitap.
İntibahNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,3bin okunma
10/10
·400 syf.··
2026 11. kitabı
İnceleme yapmak çok zor çünkü kendimi bir kitap okumuş gibi hissetmiyorum. Ben bir evreni yaşadım resmen... O adaya gittim ve verilen bütün savaşları, çabaları, ihanetleri,huzunleri, kayıpları ve bazen de o buruk mutluluklari yaşadım. Cidden inanılmaz bir devam kitabıydı, kelimelerim yetersiz kalıyor açıkçası şuan. Üçlü kitapların çoğunda 2. Kitap sıkıcı ve olmamış olur, çok fazla örneği var bunun FAKAT bu kitap kesinlikle onlardan biri değil. Bu kitap kesinlikle yazılmış en iyi ara kitaplardan birisi. Hani okuduğum üç kitaplık seriler arasında bir liste yapsam, en iyi üç devam kitabına girer. Okurken o kadar çok duyguyu yaşattı ki cidden feleğim şaştı. Birine güveniyorsunuz ve sizi sirtinizdan falan değil, direk yüzünüze yüzünüze bakarak bicakliyor. Birinden nefret edecek gibi oluyorsunuz ve bir anda onu anlarken kendinizi buluyorsunuz... Karakterlerin gelişimlerine ayrı bayıldım. Arm hariç ama ona bayilmadim maalesef, daha çok kahroldum. KİTAPTA KESİNLİKLE FAVORİM LUNU VE HODBİN OLDU!! Hodbin benim ideal tipim arkadaşlar ben de Lunu gibi kibirli korsanlardan hoslaniyormusum... Sonda yaşanan olaylarla birlikte final kitabı için inanılmaz heyecanlandım ve beklenti doldum. En kısa sürede tekrar seriye kosacagima eminim o yüzden.
Hainin Mührü 2Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 2026272 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·416 syf.··
2026 39. kitabı
Bu nasıl bir kurgudur? Pascal Mercier kalemiyle ve tabii ki olay örgüsü yaratımıyla çok güçlü bir yazar. Lea’dan sonra bu kitabını da çok çok sevdim. Okurken kayboluyorsunuz. İkinci bölümden sonra olaylar adeta şaha kalkıyor ve kitap hızlanıyor. Hızlanıyor ama yine de dikkat gerektiren bir okuma da istiyor. Olay örgüsü uzun, aralarda yorgun hissediyorsunuz. Bundan mütevellit, zor bir okuma yaptığınız dönemden uzak bir zamanda okuyunuz. Giriş paragrafında da belirttiğim gibi kitabın ikinci bölümünden sonra olay örgüsü akmaya başlıyor. Bunu benim gibi birinci bölümde ben ne okuyorum bıraksam mı çelişkilerine kapılmış olanlara söylüyorum. Bırakmayın, birinci bölümden sonra kitabın devamı bahar bahçe. Benim canı sıkılıyordu diye yorumladığım ana karakterimiz Gregorius, kısaca Gre dersem tanıyın, lisede çalışan bekar bir antik diller öğretmeni. Gayet sakin bir hayat sürerken bir gün köprüde bir kadınla karşılaşıyor. Portekiz olduğunu bildiğimiz kadınla arasında geçen farklı bir muhabbetten sonra Gre, Portekizceye merak salarak sahafa gider. Orada denk geldiği doktor Prado’nun kitabı hayatını değiştirir. 45 yaşında vefat eden Prado’nun kitabı, Prado’nun kız kardeşi tarafından 1975’te yayımlandırılmıştır. Kitabın birinci bölümünde bu konuyu yakaladıktan sonra ilerleyen bölümde görüyoruz ki Gre, Prado’nun hayatını deşifre ediyor. Prado’nun eşi Fatima hariç kız kardeşi Adriana, en yakın arkadaşı O’Kelly, sırdaşı gördüğü kız arkadaşı Maria,ve doktorun aklını çalan kadın Estefania ile olan görüşmelerine tanıklık ediyoruz. Pek şanslı bir adam ki bu Gre, kapılar bir bir açılıyor ve bu kişilerle Prado hakkında konuşabiliyor. Doktorun hayatını ortaya koyarken bir yandan da Prado’nun bazı varoluşsal yazılarına denk geliyoruz. Bu görüşmeler kitabın adeta dinamiği ve inanılmaz
Lizbon'a Gece TreniPascal Mercier · Sia Yayınevi · 20212,198 okunma
Bitmemiş Hikâye
6/10
·83 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Bu kitap bir garip Bu kadar nesini abartmışlar asla anlamadım. Yine yahudilerin kötü zamanlarına değinen bir hikaye. Olay bir köylü çocukla başlıyor gemiye kadar da çocuk üzerinden gidiyor sonra birden bir adam çıkıyor ve hikayenin başı çöp oraya kadar geçen her şey gereksiz oluyor öncelikle sonra mevzu gemideki 25 senedir santranç oynamamış ama dünya şampiyonunu yenebilecek seviyedeki bu travma yaşamamış adam üzerinden yürüyor ve yaşadığı alman sorgulamaları falan anlatılıyor psikolojik işkence daha çok e tamam diyorsun tam olay kızışıyor adam kriz geçiriyor falan derken hop kendine geliyor ve hikaye öylece bitiyor Yani Mother(2017 yapımı) filmi vardı garip bir şekilde sonlanan aaa ne oldu ya bitti mi neden diye söylendiğim bu da kitap olarak o filmle yarışır öyle diyeyim. Hikaye başları hariç gemideki soylu adamın hikayesi kısımları açısından iyiydi lakin kitaplığımda yer almaz ama dinlediğime/okuduğuma pişman değilim diyebilirim.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,7bin okunma
7/10
·114 syf.··
2026 49. kitabı
Guillermo Rosales şizofren uzun süre adına bakımevi denen akıl hastanesinde kalır kendi kaldığı bakımevine benzeyen tersine Amerikan rüyası olan yerin mezarı olacağına gördüğü an karar verir.. 47 yaşında intihar eder yazar.. Bu akıl hastanesinin rahatsız edici yanlarını sıradan bir şekilde anlatır... Başındaki kişi Curbelo hastaların üzerinden para kazanmak için hiçbir şeyden çekinmez 23 kişinin kaldığı yere 11 kişilik ucuz ve çok kötü yemekler getirir.. çorbayı kendi yapar.. çarşaflar havlular sabunlar hep pislik içindedir.. Bazı sorunlu hastalara günde 1 sigara verir.. nede olsa fazlasını talep edemezler ederlerse kapı orda diye tehdit eder... posta arabası hastalar için ödenen çeki her ay getirir.. yan haklar için ödenen parayıda 1 kişi hariç (eski burjuva yeni felaketzede) tabi ki hastalara eksik verir ve kalanı cebine indirir..Curbello hastalardan çarptığı paralarla burjuva hayatı sürmeye devam ederken Arsenio onun yardımcısı olup hastaneye hükmeder.. Eski burjuva İda çocuklarının birgün kendisini alacağını hayal ederken.. tek gözlü Reyes'in gözünden daima irin akıyor.. Castano her yere işemeye devam edip ölmek isterken Eddy 3ncü dünya Savaşının çıkmasını bekliyor... ama William Francisle kendi evine çıkma hayalini tam gerçekletireceği sırada Curbelo onu polise şikayet etmiş başka bir akıl Hastanesi'ne kapatılmasına sebep olmuş Francis'e verilen ağır ilaçlardan dolayı durumu kötüleşmiş ve ablası onu alıp götürmüştür.. Diğer hastaneden doktor onun durumunda birşey olmadığını düşündüğü için onu Curbelo ile konuşmaya getirir ama umutları Francis'in olmayışla suya düşer...
Felaketzedeler EviGuillermo Rosales · Jaguar Kitap Yayınları · 20173,428 okunma
Güçlü Bir Kadının Hikâyesi
9/10
·626 syf.··
2026 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:00
Toplanın Jane Eyre 'in incelemesini yapıyorum. Okuduktan sonra sevdiğim birçok kitabın pabucunu dama atan kitabın yani. Hayruş ✮⋆˙ bunun için en sevdiğim İngiliz klasiği demiştii, muhtemelen benim de bir süre öyle olacak. Konusuyla başlayalım, Jane Eyre öksüz yetim bir kızdır. Kimsesiz kalınca dayısı ona sahip çıkar, onu öz çocuklarından ayırmaz. Ama dayısı Mr. Reed de ölünce, Jane de kendisini en başından beri istemeyen yengesi Mrs. Reed ve üç kuzeniyle bir başına kalır. Hep dışlanır, erkek kuzeninden şiddet görür, iftiraya uğrar ve bunun sonucunda cezalandırılır. En büyük isteği bu evden bir an önce ayrılmaktır. Mrs. Reed, on yaşına gelen Jane'i Lowood ismindeki yatılı okula yollar ve tatillerde dahi orada kalmasını ister. Lowood'un imkanları da şahane değildir ama Jane, yengesi ve acımasız kuzenleriyle yaşamaktansa buradaki yoksulluğa ve disipline katlanır. Pek çok zorluğa rağmen burada eğitimli, yetenekli, hanımefendi bir genç kız haline gelir. Altı yıl öğrencilik, iki yıl ise öğretmenlik yaptıktan sonra on sekiz yaşına geldiğinde, en sevdiği öğretmeni de evlenip okuldan ayrıldığında kendisini Lowood'a bağlayan hiçbir şey olmadığına karar verir. Halihazırda çok özgür ruhlu olan Jane buradan ayrılmak, daha uzak yerlere gitmek ve bağımsız bir şekilde hayatını sürdürmek ister. Gazeteye verdiği mürebbiyelik ilanına aldığı cevapla Thornfield Malikanesi'ne doğru yola çıkar. Burada, aslen Fransız olan Adèle Varens ismindeki küçük bir kıza mürebbiyelik yapacaktır. Tabii malikanenin sahibi olan Mr. Rochester ve o hayatına girdikten sonra yaşayacaklarından bihaberdir. Burada duralım ve yorumlara geçelim. İngiliz edebiyatı eserimiz Victoria döneminde geçiyor. Bazılarımızın bugünlerde; tarzıyla, giyimiyle, verdiği nostaljik hisle "keşke o zamanlarda yaşasaydık" dediği
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,3bin okunma