Aslında acının en uç noktasına ulaşmak için, acının bütün ruhu kaplaması ve ruhun hareket özgürlüğünü elinden alması gerekir. Çok kötü bir haber aldığımızda bu yüzden felç olmuş gibi en ufak bir hareket yapmadan yerimizde kalırız. Hemen ardından kendimizi gözyaşlarına ve yakınmalara bıraktığımızda ruh kendini özgürleşmiş, bağlarından kurtulmuş ve rahatlamış hisseder.
Oysa insanlar sanki her şeyi önceden biliyormuş gibi bir tavırla kedere özel bir yer ayırmayı alışkanlık haline getirmişler. Kederi akılla, erdemle, bilinçle donatıyorlar. Ne aptalca ve çirkin bir süsleme! İtalyanlar akıllıca düşünüp ona "kötülük" demişler. Çünkü kederli olmak, her zaman zararlı, her zaman delice bir varoluş tarzı.
İnsanın hayallerinin peşinden koşması gerektiğini, bu süreçte karşısına zorlukların çıkabileceğini ve bunların üstesinden sabırla,azimle gelinebileceğini anlatan bir kitap.Sürükleyici ve insan kitabı bitirince ''Benim Kişisel Menkıbe'm ne acaba?'' diye düşünüyor.