Puan vermedi·144 syf.··
2026 41. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 07:55
Ben bu eseri okurken başta basit bir hikâye gibi ilerledim. Aç bir eşeğin daha iyi bir hayat istemesi… İlk bakışta neredeyse masum bir arzu. Ama ilerledikçe bunun sadece bir hayvan hikâyesi olmadığını çok net hissediyorsun. Aslında bu, insanın haddini bilmemesi üzerine kurulmuş çok katmanlı bir eleştiri. Beni en çok etkileyen şey, eşeğin yaşadığı dönüşüm değil; o dönüşümün ardındaki düşünceydi. Çünkü eşek, kendi doğasını sorgulamaya başladığı anda trajedi başlıyor. Başkasının hayatına özenmek, kendi gerçekliğini inkâr etmeye dönüşüyor. Şeyhî burada çok ince bir şey yapıyor. Açık açık öğüt vermiyor ama seni düşündürmeye zorluyor. “Yerini bilmek” fikrini sadece bireysel bir mesele olarak değil, toplumsal bir denge meselesi olarak da kuruyor. Ve bunu yaparken de oldukça sert bir sonuçla yüzleştiriyor. Okurken bir noktada şunu fark ettim: Bu hikâyede asıl mesele eşek değil. Asıl mesele, insanın kendi sınırlarını zorlaması ile kibir arasındaki o ince çizgi. Çünkü eşek aslında daha iyi bir hayat istemiyor; başkası gibi olmak istiyor. Ve tam da burada her şey kırılıyor. Metnin dili klasik ve yer yer ağır ama altındaki anlam çok net. Bu yüzden okurken sadece kelimeleri değil, ima edilenleri de takip etmek gerekiyor. Çünkü asıl mesaj satır aralarında gizli. Benim için bu eserin en çarpıcı yanı şu oldu: Küçük bir arzunun, yanlış bir bilinçle birleştiğinde nasıl bir yıkıma dönüşebileceğini göstermesi. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan cümle şu oldu: İnsan bazen daha fazlasını isterken, elindekini de kaybeder.
1000Kitap
HarnâmeŞeyhi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025247 okunma
8/10
·110 syf.··
2026 48. kitabı
Edebiyat dersinde görünce ilgimi çekmişti, sağ olsun Edebiyat hocam tüm metni açıp okumamıza izin verdi. Eserin Künyesi: · Yazar: Şeyhî (Germiyanlı Şeyhî) · Tür: Mesnevi, Fabl (Hayvan masalı), Hiciv (Yergi) · Yazılış Dönemi: 15. yüzyılın başları (Osmanlı Dönemi) . Türk Edebiyatında ilk fabl olarak kabul görmektedir. Harname, görünüşte basit bir hayvan hikayesi gibi anlatılsa da ardında güçlü bir toplumsal eleştiri ve hiciv barındırır. Eserin yazılış amacıyla ilgili yaygın görüş, Şeyhî'nin, tedavi ettiği Çelebi Mehmed'den (veya II. Murad) yeterli bahşiş alamaması üzerine bu eseri yazdığı ve padişahı eleştirdiği yönündedir. Bu bağlamda eser, bir "şikâyetname" niteliği taşır.
HarnâmeŞeyhi · Kapı Yayınları · 2021247 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2025 13. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mart 2025 22:07
Harnâme’yi sonunda okuyabildim. Lisede edebiyat dersinde gördüğümden beri okumak istiyordum, bugüne kısmetmiş. Okuması keyifli bir mesneviydi, okunmasını tavsiye ederim. Kitapın sol kısmında Latin harfleriyle mesnevinin orijinali yer alırken sağ tarafında da çevirisi yer alıyor. Ayrıca kitabın sonunda sözlük ve Arap alfabesiyle mesnevinim tıpkıbasımı da yer alıyor. Bu özellikleriyle güzel bir edisyon olmuş.
HarnâmeŞeyhi · Kapı Yayınları · 2021247 okunma
10/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2024 309. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2024 17:23
"BÖCÜKNAME" Yıllar geçti ben sayısız böceğin dilini anladım ve kâğıda döktüm. Böcek konuşmaları ise, apayrı bir toplam oluşturdu. Konuşmalar, genellikle cinsel serüvenler üzerineydi. Tahtakurusu "iki insanın en meşgul olduğu süre" diyordu. Böcekler hem bizim evin, hem komşu evlerin yürür ve uçar böcekleri, düzenli olarak toplanıp söyleşiyorlardı. Böcükname, böceklerin dilini çözmek için irili ufaklı, konik, hunimsi almaçlar icat ederek sonunda bilimsel böcek-dinler’e ulaşarak, böceklerin dilini çözmeye çalışan Kenvizade Zekeriya Beyin yayımlanmamış bir eseridir. Bir eve girmesi ya da bir evin bahçesinden bodrumuna çatısında yaşayabilmesi mümkün sayısız yürürböcek ve uğurböceğin bir dizi toplantısını anlatır eserimiz. Orhan Kevnoğlu, dosyayı iliştirdiği mektupta yapıtın kendisine dedesinden, Kevnizâde Zekeriya Beyden kaldığını belirtmiştir. Rapor, okuyanı alıp götüren bir tür bildirmece (tecessüs, teaser) yapısındaydı. Hani, "Hakkı Bey, şunu uzun uzadıya ele alın da ayrı bir kitap yapalım," denilecek türden bir rapordu. Batının fabl geleneği (Aisopos, La Fontaine vd) ve Doğunun insanlara laf dinletme isteğiyle hayvanlara çok özel yaşam alanları yaratan, Batıya da kaynak olan klasikleri ( Pança, Fantra, Tutiname, Kelile ve Dimne -hani Beydeba denilmişti ya-, Mantık'ut Tayr, Harname...) ile bahname geleneği, tadına doyulmaz bir senteze ulaşıyor. Orhan Kevnoğlu, dosyayı iliştirdiği mektupta yapıtın kendisine dedesinden, Kevnizâde Zekeriya Beyden kaldığını belirtmiştir.Orhan Kevnoğlu, her türlü denetime açık olduğunu göstermek için, aktarımının yanına yapıtın el yazısı aslının bir fotokobisini de eklemiştir. Tarafımdan incelenmiştir ve sahihtir. Zekeriya "İnsektofobi" hastalığına tutuluyor. Ailesi onu Mardik Paşaya götürerek gerekli tedavinin uygulanmasını ister.
Edebiyat
BöcüknameHulki Aktunç · Ender Şeyler Yayıncılık · 20248 okunma
Üç Eşek
Puan vermedi·95 syf.··
2023 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2023 17:28
64-66. beyitlerde bahsedilen üç eşek: Nuh Peygamberin eşeği Meşhur eşeklerin evveli Hz. Nuh'un gemisine aldığı eşektir. Onu meşhur eden özelliği ise şeytanı gemiye sokmasıdır. Şeytan gemiye binmenin yollarını arar ve sonunda gemiye binmek için sırasını bekleyen eşeğin kuyruğuna yapışır. Sıra eşeğe gelir ancak kapının önünde adeta çakılı kalır, adım atıp de içeri girmez. Hz. Nuh bir defa der, iki defa der, üçüncü defa da söylediği halde içeri girmeyince; Ne beklersin melun, girsene içeri! Diye bağırınca eşek yavaşça yerinden kalkar ve içeri adımını atar. Tüm hayvanlar içeri alınır, kapılar kapanır ve tufan başlar. Birkaç gün sonra gemide şeytanı gören Hz. Nuh şaşırır ve "Sen nasıl içeri girdin bre melun?" diye çıkışır. O da eşeğin kuyruğuna yapıştığını, gir içeri melun, deyince de içeri girdiğini söyler. Hz. Nuh eşeğin neden içeri girmediğini anlar ama artık geç kalmıştır. Kaldı ki nerede insan varsa mutlaka şeytan da olacaktır. Şeyhî'ye göre meşhur olan ilk eşek budur. Üzeyir peygamberin eşeği İkinci meşhur eşek Hz. Üzeyir'in eşeğidir. Bakara 259. ayette de geçer Hz. Üzeyir'in eşeğinin hikayesi. Yahut altı üstüne gelmiş ıpıssız bir şehre uğrayıp: "Allah, bunu bu ölümünden sonra nereden diriltecek?" diyen kimse gibi. Bunun üzerine Allah, onu yüz yıl öldürdü, sonra diriltti ve: "Ne kadar kaldın?" diye sordu. O: "Bir gün veya bir günden eksik kaldım." dedi. Allah: "Hayır, yüz yıl kaldın. Öyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! Bunlar, seni insanlara karşı gücümüzün bir canlı delili yapmamız içindir. Hele o kemiklere bak, onları nasıl birbirinin üzerine kaldırıyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" Bu şekilde hak kendisine apaçık belli olduğunda: "Allah'ın her şeye gücü yettiğini şimdi biliyorum." dedi. Ayet-i kerimede geçen
HarnâmeŞeyhi · Kapı Yayınları · 2021247 okunma
Harname
Puan vermedi·95 syf.··
Beğendi
·
2023 3. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2023 11:53
Harnâme, 15.yy Divan edebiyatının gerek ele aldığı konu gerek anlatılış tarzıyla en farklı ve dikkat çekici eserlerinden biri. Eseri daha da ilginç kılan şey ise mesnevi türünde yazılması ise birlikte edebiyatımızda fabl türüne yakın ilk eser olması. Eserde Şeyhi, kahramanımız eşek üzerinden toplumdaki farklılıkları hak ve adalet çerçevesinde sorguya çekerek sosyal eşitsizlik ve kanaatkârlık kavramlarını öne çıkarmış. Mizah unsurunu da ekleyerek tadına doyum olmayan bir başyapıtı vücuda getirmiş. Kitabın baskı kalitesi, Enis Batur'un ön sözü, sayfalardaki çizimler de oldukça başarılı.
HarnâmeŞeyhi · Kapı Yayınları · 2021247 okunma