"BÖCÜKNAME"
Yıllar geçti ben sayısız böceğin dilini anladım ve kâğıda döktüm. Böcek konuşmaları ise, apayrı bir toplam oluşturdu. Konuşmalar, genellikle cinsel serüvenler üzerineydi. Tahtakurusu "iki insanın en meşgul olduğu süre" diyordu. Böcekler hem bizim evin, hem komşu evlerin yürür ve uçar böcekleri, düzenli olarak toplanıp söyleşiyorlardı.
Böcükname, böceklerin dilini çözmek için irili ufaklı, konik, hunimsi almaçlar icat ederek sonunda bilimsel böcek-dinler’e ulaşarak, böceklerin dilini çözmeye çalışan Kenvizade Zekeriya Beyin yayımlanmamış bir eseridir. Bir eve girmesi ya da bir evin bahçesinden bodrumuna çatısında yaşayabilmesi mümkün sayısız yürürböcek ve uğurböceğin bir dizi toplantısını anlatır eserimiz.
Orhan Kevnoğlu, dosyayı iliştirdiği mektupta yapıtın kendisine dedesinden, Kevnizâde Zekeriya Beyden kaldığını belirtmiştir.
Rapor, okuyanı alıp götüren bir tür bildirmece (tecessüs, teaser) yapısındaydı. Hani, "Hakkı Bey, şunu uzun uzadıya ele alın da ayrı bir kitap yapalım," denilecek türden bir rapordu.
Batının fabl geleneği (Aisopos, La Fontaine vd) ve Doğunun insanlara laf dinletme isteğiyle hayvanlara çok özel yaşam alanları yaratan, Batıya da kaynak olan klasikleri ( Pança, Fantra, Tutiname, Kelile ve Dimne -hani Beydeba denilmişti ya-, Mantık'ut Tayr, Harname...) ile bahname geleneği, tadına doyulmaz bir senteze ulaşıyor.
Orhan Kevnoğlu, dosyayı iliştirdiği mektupta yapıtın kendisine dedesinden, Kevnizâde Zekeriya Beyden kaldığını belirtmiştir.Orhan Kevnoğlu, her türlü denetime açık olduğunu göstermek için, aktarımının yanına yapıtın el yazısı aslının bir fotokobisini de eklemiştir. Tarafımdan incelenmiştir ve sahihtir.
Zekeriya "İnsektofobi" hastalığına tutuluyor. Ailesi onu Mardik Paşaya götürerek gerekli tedavinin uygulanmasını ister.