Varılabilecek son noktadır anlayabilmek. Kim bilir belki ben de anlarım kendimi. Anlayabilirim varlığımı. Ya da hepsinden vazgeçtim. Belki bir gün, bende anlayabilirim suyu,ateşi,toprağı,havayı… Yanlış anlaşılmasın! Ders almak değildir anlamak. Tecrübe asla! Kıyasla da varılmaz bu noktaya. Sadece anladığının farkında olmaktır gereken. Kim bilir belki ben de derim bir gün, “Kinyas’ı ve Kinyas hayatını anlayabilmekteyim.” Ancak sanmıyorum. Ne o kadar sabrım var, ne de anlamaya merakım… Ölümlü olduğunu unutamadıktan sonra ne gereği var anlamanın? Tutunsan da aşıklarına, zincirlesen de kendini dostlarına yine de gömülürsün toprağa. Firavunlara yaptıkları gibi. Anlayan şöyle der:
“Anlamasaydım da ölecektim. Daha çok anlamak yormayacak tabutumu taşıyanların kollarını. Çünkü ne daha ağır oldum, ne daha büyük!”