İnsan daima sevdiğiyle beraberdir.Bu ölçü o kimseye aittir ki, kendisinde Allahla olmayı sevmekten başka alâka bulunmasın... Ve Allahtan başka kimsenin yüzünü görmeğe iktidarı olmasın...
Benim, kemâle kabiliyetli kardeşim!..Hak, muradınızı gerçekleştirsin.. Bu dünya, sadece âhiret ekininin tarlasıdır. Yazıklar olsun o kimseye ki, bu dünya fırsatını kaçırır, kabiliyet toprağını ekmez ve fazilet tohumlarını hebâ eder.Tarlanın boş bırakılması veya hebâ edilmesi, ya ona bir şey ekmemek ve onu kendi haline bırakmakla, yahut ve en fenâsı, kötü tohum atmakla olur ki, ikincisi ilkinden, kıyas kabul etmiyecek derecede zararlı ve fesatlıdır. Tohumun kötü ve zararlı olması gibi sapıtır.
Mevlânâ Hazretleri Mesnevî'de şöyle buyuruyor:
"Dünya ehline yolu anlatmaya çalışmak ne yazık!.. Aşk sırrı gibi onu gizli tutmalı...Ben şunun için açıklıyorum ki, yol görünsün ve ona hasret çekenler yönünü seçsin..."Size ve bütün doğru yolda gidenlere selâm olsun...
Murad etmekle o kadar derece aşılmıştır ki, eğer mürid Nuh'un ömrüne malik olsa, kendisine müyesser olup olmıyacağı bilinemez.Belki bu nokta "murad"a, irade edilene mahsustur; "mürid", irade eden ona erişemez.
Sevenler mihnet yüküne katlanırlar; lâkin sevilenler için acıya katlanmak zordur. Bu meselenin de sonu olmadığı açıktır.
Mısra:
"Aşk hikâyesi kesilmez; sonu yoktur."