Hasan Karademir

Hasan Karademir
@hasankrdmrr
- KİŞİLİK EĞİTİMİ VE İNSAN
Kişilik sahibi olmayan hiç kimse bir kişiliği eğitemez. Ayrıca bütün bir hayatın meyvesi olan kişiliği başarabilen çocuk değil, sadece yetişkindir. Kişiliğin başarılması, bütün bir bireysel insanın en iyi gelişiminden daha fazla bir anlam ifade eder. Giderilmesi gereken sonsuz çeşitlilikteki durumları öngörmek mümkün değildir. Bütün bir ömür; tüm biyolojik, sosyal ve ruhsal açılarıyla birlikte gereklidir. Kişilik, yaşayan bir canlının içsel mizaçlarının üstün biçimde farkına varmasıdır; hayatın yüzüne karşı yapılan büyük bir cesaret eylemi, bireyi oluşturan her bir şeyin kesin biçimde doğrulanması, kendi geleceğini tayin etme hakkının mümkün en büyük özgürlük olmasını akıldan çıkarmadan varlığın evrensel koşullarına en başarılı uyumudur. Bir insanı eğitmek, modern zihnin oluşturduğu kesinlikle en zor görevdir. Ve aynı zamanda tehlikelidir de; Schiller’in bu problemlere girişmesini sağlayan kâhince içgörüsüne rağmen, onun hiçbir zaman hayal etmediği derecede tehlikelidir. Kadınların doğum yapmasına el verme konusundaki doğanın cesur ve riskli girişimi kadar tehlikelidir. Eğer bir üstinsan bir cüceyi şişede büyütmeye teşebbüs etseydi ve sonra onun bir goleme dönüştüğünü görseydi, bu; Prometheus’un hatta Lucifer’inki kadar kutsal değere yapılmış bir saygısızlık gibi olmaz mıydı? Hal böyleyken doğa, her gün yapmadığı herhangi bir şeyi yapmazdı. Sevgi dolu bir annenin rahminde yatmamış olan korkunç bir insan ya da panayır ucubesi yoktur. Güneş, adil olan ve olmayan üzerinde parıldadığı sürece ve doğuran ve emziren kadınlar, olası sonuçları önemsemeden aynı şefkat ile bir yandan Tanrı'nın evlatlarını diğer yandan şeytanın kuluçkalarını doğurup gözettiği müddetçe; bu harika doğanın bir parçası olarak kalıp, bu tahmin edilemeyen şeyin tohumlarını içimizde taşımaya devam
Sayfa 198 - Çev. Duygu Olgaç: 2015, VII - KİŞİLİĞİN GELİŞİMİ, Kişiliğin Gelişimi, Pinhan Yayıncılık
Kişilik Psikolojisi
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çocuklarımızın "kişiliklerini" eğitmeye koyulduğumuzda bu şüphe bana son derece geçerli gözüküyor. Kişilik, yaşam boyunca sadece yavaş aşamalarla gelişebilecek bir tohumdur. Kesinliği, bütünlüğü ve olgunluğu olmayan hiçbir kişilik yoktur. Bu üç özellik çocuktan beklenemez ve beklenememelidir; çünkü bu özellikler onu çocukluğundan mahrum bırakır. Bu durum; bir "kürtajdan", prematüre bir "sahte yetişkinlikten" başka bir şey olamaz. Fakat modern eğitimimiz halihazırda çoktan bu gibi canavarları doğurdu; özellikle ebeveynlerin "çocukları için ellerinden gelenin en iyisini yapmak" ve "sadece onlar için yaşamak" gibi bağnaz amaçlar edindikleri vakalarda... Bu ısrarlı ülkü, ebeveynleri kendi gelişimleri hakkında bir şey yapmaktan etkin biçimde alıkoyar ve "en iyi" şeyleri çocuklarının boğazına dizmelerine yol açar. Bu sözüm ona "en iyi" şeylerin, ebeveynlerin kendilerinde ihmal ettikleri şeyler olduğu ortaya çıkar. Bu yolla çocuklar, ebeveynlerinin en kederli başarısızlıklarını başarmaya teşvik edilir ve hiçbir zaman giderilmemiş hırslarla yüklenirler. Bu gibi yöntemler ve ülküler sadece eğitim canavarlığına neden olur.
Sayfa 197 - Çev. Duygu Olgaç: 2015, VII - KİŞİLİĞİN GELİŞİMİ, Kişiliğin Gelişimi, Pinhan Yayıncılık
Kişilik Psikolojisi
Çocuklarımızda değiştirmek istediğimiz herhangi bir şey olduğunda önce o şeyi incelemeli ve onu kendimizde değiştirmemizin daha iyi olup olmayacağını görmeliyiz.
Sayfa 197 - Çev. Duygu Olgaç: 2015, VII - KİŞİLİĞİN GELİŞİMİ, Kişiliğin Gelişimi, Pinhan Yayıncılık
Pedagoji
- “İÇİNDEKİ ÇOCUK” VE HİS
Biz "çocuk" derken, yetişkinin içindeki çocuğu kastetmeliyiz. Çünkü her yetişkinin içinde gizlenen bir çocuk vardır; her zaman orada olan, hiçbir zaman tamamlanmayan ve sürekli ilgi, dikkat ve eğitim isteyen "ebedi bir çocuk" (puer aeternus). İnsan kişiliğinin gelişmek ve bir bütün olmak isteyen kısmı, bu çocuk kısmıdır. Fakat günümüz insanı aslında bu bütünlükten çok uzak; kendi eksikliklerinden belli belirsiz bir şekilde şüphelenerek çocuk eğitimini ele alıyor ve kendini coşkuyla çocuk psikolojisine adıyor. Kendi yetiştirilmesinde ve çocukluk gelişiminde bir şeylerin yanlış gittiğini ve bunların gelecek nesilde ayıklanabileceğini varsayıyor. Bu, aslında son derece tavsiye edilir bir yaklaşımdır; fakat hâlâ yapmaya devam ettiğimiz bir hatayı çocukta düzeltemeyeceğimiz psikolojik bir gerçek olduğundan, bu yaklaşım başarısızlıkla sonuçlanır. Çocuklar bizim hayal ettiğimizin yarısı kadar bile aptal değildirler. Neyin gerçek, neyin sahte olduğunu çok güzel bir şekilde fark ederler. Hans Christian Andersen’in "Kralın Yeni Elbiseleri" masalı, ölümsüz bir gerçeği içerir. Çocuklarını kendi çocukluklarındaki mutsuz deneyimlerden sakınmak amacıyla kaç ebeveyn geldi bana... Ve ben, "Bu hataların üstesinden geldiğinize emin misiniz?" diye sorduğumda, hasarın çoktan onarılmış olduğuna tamamen inanıyorlardı. Ama aslında gerçek öyle değildir. Eğer o ebeveynler çocuk olarak çok katı bir şekilde yetiştirilmişler ise kendi çocuklarını zevksizliğin sınırında bir tolerans ile şımartırlar; eğer çocukluklarında belirli konular onlardan acı dolu bir şekilde saklanmışsa, bunlar sır tutma eksikliği ile ortaya çıkar ki bunun kendisi de bir o kadar acı doludur. Bu ebeveynlerin yaptığı tek şey en uca gitmektir; bu da eskiden işlenen bir günahın trajik biçimde artakalmasının kanıtıdır, her ne
Sayfa 196 - Çev. Duygu Olgaç: 2015, VII - KİŞİLİĞİN GELİŞİMİ, Kişiliğin Gelişimi, Pinhan Yayıncılık
İnsan Psikolojisi
- İDEAL EĞİTİMCİ VE KİŞİLİK EĞİTİMİ
Birilerini eğitmek isteyen herhangi bir kimsenin, önce kendisinin eğitimli olması gerekir. Ama papağan gibi kitap ezberlemek ve mekanik şekilde yöntemi dayatmak bugün hâlâ uygulanıyor; ve bu, ne çocuk ne de eğitimci için herhangi bir eğitim niteliği taşımıyor. İnsanlar sürekli çocuğun kişiliğinin eğitilmesi gerektiğini söyler. Bu yüce amacı takdir ederken "kişiliği kimin eğittiği" sorusunu sormadan da edemiyorum. Her şeyden önce ve en önemlisi; çoğunlukla kendileri yarı çocuk olan ve yaşamları boyunca öyle kalan sıradan, yetersiz ebeveynler vardır. Tüm bu sıradan ebeveynlerin "kişilikler" olması nasıl beklenir ve onlara birer kişilik aşılamak için yöntemleri düzenleme düşüncesini kim verebilir? O durumda doğal olarak, "psikoloji"ye doymuş, çocuğun yetiştirilmesi ve çocukla başa çıkılması konularında uyumsuz görüşlerle dolu olan pedagoktan, eğitimli bir profesyonelden mükemmel şeyler bekleriz. Kariyer olarak eğitimle uğraşan genç insanların eğitilmiş oldukları varsayılır; ama onların hepsinin aynı zamanda "kişilikler" olduğunu iddia etmeyi hiç kimsenin göze almayacağını söyleyebilirim. Genellikle bu genç eğitimciler de öğretmekle yükümlü oldukları bahtsız çocuklar ve sorumluluklarındaki küçük "kişilikler" gibi, çoğunlukla aynı hatalı eğitimden muzdariptirler. Tüm eğitim problemimiz; çocuğa karşı tek taraflı yaklaşımdan ve eğitimcinin eğitimsizliği üzerindeki aynı derecedeki tek taraflı vurgu eksikliğinden çıkar. Müfredat programını tamamlamış herhangi biri kendini tam olarak eğitilmiş hisseder; diğer bir deyişle "büyümüş" hisseder. Bunu hissetmelidir ve var olma mücadelesinde hayatta kalabilmek için kendi yeterliliklerine karşı sağlam bir inancı olmalıdır. Yoksa herhangi bir şüphe ya da belirsizlik duygusu, kendi otoritesine olan inancını boşa çıkarıp profesyonel bir
Sayfa 195 - Çev. Duygu Olgaç: 2015, VII - KİŞİLİĞİN GELİŞİMİ, Kişiliğin Gelişimi, Pinhan Yayıncılık
Kişilik Psikolojisi