Yusuf Kaplan Hocamızın sayesinde MTO okumalarından muazzam bir kitabı takdim ediyorum. Bu kıymetli eserin yazılış amacını giriş kısmında ki şu söz ile aktarmak çok net olacaktır.
“Bu kitabın hedefi: Tarihin bakış açısının değiştirilmesi gerektiğini göstermek; sömürgeciliğin sona ermesinden sonra, tarihi inisiyatif ve hamlenin tek merkezi, değerlerin tek yaratıcısı sanki Avrupa imişçesine, insanlık tarihine sadece Avrupa gözüyle bakmanın artık imkânsız olduğunu anlatmaktır.”
“Bu kitap, tarihin kaçırılmış fırsatlarını ve insanın kaybedilmiş boyutlarını bizimle birlikte aramaya katılmak isteyen kimselere sesleniyor.”
Bu kitapta günümüzde özellikle batı tarafından bizlere empoze edilmeye çalışılan birçok düşünce yıkılmaktadır. Batı bize her şeyin onlardan çıktığı, onların bulduğu şeklinde bir tarih dayatmaktadır. Bugün birçok konuda kendilerini en iyi olarak gördükleri aşikâr peki bu gerçekten böyle mi? Şuan öne sürdükleri birçok bilimin, ilimin temelleri yüzyıllar öncesinde kimler tarafından atıldı? Batı Zihniyetinin temel amacı “ben tabiata aitim değil tabiat bana ait” düşüncesini herkese kabul ettirmektir. Bu kıymetli eser bize daha doğrusu bütün insanlığa geçmişini ve medeniyetini hatırlatmak istiyor. Bu kitabı okuduktan sonra geçmişimize sahip çıkmanın önemini anlayacaksınız. Sıkıcı bir tarih anlatımı olmadığını, aksine başlıklar altında özü aktaracak şekilde birçok ilgi çekici bilgi ve düşündürücü hususun fevkalade bir düzenle aktarıldığını bütün samimiyetimle söylemek istiyorum. Mesela Avrupalılarca bulunduğu iddia edilen birçok şeyin Çinliler tarafından yüzyıllar önce bulunduğunu veya zaten kullanıldığını göreceksiniz. İslam biliminin ne denli gelişmiş olduğunu ve İslam’ın Altın Çağının insanlığa ne denli katkılar sağladığını, geliştirdiğini göreceksiniz.
Bu kitaba nasıl bir yorumla başlanır diye düşünmeden üstadın kitabın sonunda bir yazısından küçük bir alıntı yaparak başlamak gerek diye düşünüyorum…!
”Bu eser, benim bütün varlığım, vücut hikmetim, herşeyim,… Ben, arının peteğini hendeseleştirmeye memur bulunması gibi, bu eseri örgüleştirmek için yaratıldım. Şiirleri de, piyeslerim de, hikayelerim de, ilim ve fikir yazılarım da sadece bu eserin belirttiği bina etrafında bir takım “müştemilat”dan başka bir şey değil…”
Üstadın bu sözü üzerine ne söylenebilir ki bilmiyorum. Ama tek gerçek hakikat var: Türkün, Türkiye toplumu ve ferdinin ve Müslümanın en büyük sorunu ve özelliği okumamaktır, cahilliktir eğitim eksikliğidir. Halifül melanimiz ortada. Cahilliğin olduğu yerde insanlar radikalleşmeye başlar. Cahillikten dolayı. Bir şeye kendini ait hissedip o şeyi ölümüne savunmaya başlarsın. Çünkü artık analitik düşünce yapını kaybetmişsindir, yok olmuştur o. Bir noktadan bakarsın herşeye at gözlüğü ile bakarsın.
İdeolocya ÖrgüsüNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 20152,734 okunma
“Ah! Evet, varoluş, bir Yitik Cennetin ortaya çıkarılışı davasıdır. Kavgamızın, iç ve dış kavgamızın sebebi bu. Ölümle hayat arasında iki yana da çarpa çarpa dönüşümüz ve bu baş döndürücü hunide kendimiz gibi dünyamızı da döndürüşümüz bunun için.”
Peygamber hayatlarını farklı bir bakış açısıyla sunmuş Sezai Karakoç… 8 büyük Peygamber ve 8 Cennet Kapısı… “Ademin” yitirmiş olduğu Cenneti tekrar kazanabilmek için bedeller ödemek gerek. Toprağın karşısında Adem, Tufanın karşısında Nuh, Ateşin içinde İbrahim, Kuyunun dibinde Yusuf, Firavun karşısında Musa, Saltanatın içinde Süleyman, inandığımız davayı savunmada kellemiz gidecek olsa da testereyle biçilecek olsak da Yahya ve Zekeriyya olmak lazım… Böylece Yitirdiğimiz Cenneti hakkederek bulabiliriz… Ve Hz. Muhammed (s.a.v)’i Cennet’in kapısı değil, cennetin ta kendisi olarak ifade eder Ûstad.
Kısa ama anlamları bir ansiklopedi ağırlında olan bu eseri düşünerek, sindirerek okumak daha faydalı olacaktır.
️
Her çağda, şartlar ne kadar ağır ve umutsuz olursa olsun inananlar içim bir Nuh’un Gemisi vardır.”
🌪 ️
Mutlaka okuyun, okutun..! Kitapla kalın. Keyifli okumalar…
Kitap 68 sayfalık incecik ama her satırı tekrar tekrar okunması gereken dopdolu kıymetli bir eser. Bir çok altını çizdiğim cümle olsa da davanın tanımı yaptığı yer beni çok etkiledi. Diriliş eri olma şuurunu öyle güzel cümleler ile anlamış ki Sezai Karakoç, hayran olmamak elde değil. Hala okumadıysanız benim gibi okuduktan sonra geç kalmışlık hissi yaşatmanız muhtemel. O sebeple geçilmeden okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
~hasanocean yorumu:
İnsanlığın Dirilişi, Sezai Karakoç’un en önemli eserlerinden.
Gerek İslam cephesinden gerekse insanlık cephesinden çekilmesi gereken bir çok çileyi çekmiş ve çok Memiş fikir savaşları vermiş bir isim KARAKOÇ.
Okunması gereken fikir adamlarının en önlerinde geliyor.