"Yeryüzünde kimi kimsesi olmayan bir adamdım... Bu, benim en büyük kuvvetimdi. Halbuki şimdi bir sürü insana baba oldum. Elim, ayağım bağlandı. Bir köşede ayaklarımı uzatıp rahat rahat ölmeye hakkım yok..."
Bir düşüncem var. Sakat belki ama bunu andırıyor. Hep anne babam yaşadığı sürece rahat rahat ölmeye bile hakkım olmadığını düşündüm. Rahat rahat küsmeye, rahat rahat üzülmeye... Yani benim fedakarlığım da bu çeşit. Onları istedikleri manada mutlu edemiyorsam da benim isteidğim ya da istemediğim gibi de mutsuz olamıyorum. Karışık bir iş.
Yeşil Gece Reşat Nuri'nin çok sevdiğim bir romanı. Büyük ihtimalle Ortaokul sıralarında okudum ilk. Çünkü lisede daha çok popüler kitaplar okuduk. O da mecburiyettendi. Yani kafa patlatacak kitaplardan ziyade okumak için okumalık. O yüzden benim blokajım sağlamdır ama üstüne bina etme işi sonradan, düzgün tuğla örme işi çok sonrandandır. Klasiklerle ve iyi yazarlarla bağım maziye dayanır kısacası.
Reşat Nuri Güntekin de ortaokul sıralarında tanıştığım ve çok sevdiğim bir yazardır işte. Çalıkuşu'nu ilk okuduğumda çarpılmıştım. Budur demiştim. Hem de öyle aşk meşk işlerini görmemiştim bile kitapta. Tamamen Anadolu'yu okumaktı benim için. Yakup Kadri'nin Yaban'ı da öyle, Halide Edip'in çoğu romanı da. Ama Reşat Nuri bence bu ikisinden farklı. Onun gerçekleri nasıl desem biraz daha çıplak elle tuttuğuna ve tarafsızlığına inanıyorum. Nihayetinde Halide Edip kadın olması Yakup Kadri de aşırı olması ile bence ondan ayrılıyor. Neyse bunun değerlendirmesi benim söylediklerimle olmaz zaten , geçiyorum....
...
Herkesin aksine diyeceğim yine, benim okuduğum ilk Reşat Nuri "Bir Kadın Düşmanı"dır. Çalıkuşu, Yaprak Dökümü, Dudaktan Kalbe, Acımak ve diğerleri sonradır.
Yeşil Gece; Yeşil Türbe hissi uyandırıyor insanda. Zaten amaç da o. Yeşil