Ağaçlar, güneşe aldanarak yapraklarını zamanında dökmeyi ihmal ettiler. Şimdi yağmurlar içinde yeşil yapraklarıyla kalan bu zavallılar, yaz kıyafetiyle çamurlarda sürüklenen, vaktinde ölmeyi bilmemiş, düşkün bedbahtları ne kadar andırıyor!
Sayfa 53·Kitabı okuyor
Alıntı
Günlerle ölen hâtıralar… her şey râkid, Her bir şeyi pür-hande yapan mâzî-i mes’ûd… Bir lahza sevilmiş, unutulmuş, keder-âlûd…
Sayfa 96
Şiir
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Aşkın bu karanlık gecesinde Hicranımı duydum, seni andım, Firkatzede bülbül gibi yandım...
Sayfa 88
Hiçbir beygir, hiçbir arı, hiçbir sinek başının ağrıdığını veya midesinin bulandığını bize söyleyememiştir. Fakat bu türden bir ıstırabın gözü, başı, ağzı olan bir mahluka yabancı olabileceğini zannetmek ne merhametsizliktir.
Sayfa 16·Kitabı okudu
Ruh tahlillerinde eşsiz olan bir feylesofun dediği gibi, dikkat, intizar, tayakkuz vaziyetinde, yay gibi gerilmiş duran adam esneyemez. Esnemek, harp ve müdafaa vaziyetini terk etmiş, tam bir emniyet içinde olduğunu hisseden vücudun, mesut teslimiyetidir.
Sayfa 41·Kitabı okuyor
Alıntı
Zulmün kendisi dahi, zulüm korkusundan daha zalim değildir.
Devlet otoritesi kurulsun istiyoruz, fakat jandarma dayağı ile otorite tesisinde kalkışanlar, vatandaşla devleti karşı karşıya ve hasım haline getirmek gibi kötülüklerin en büyüğünü yapmış olurlar dayakla ve zulümle hiçbir mesele halledilemez. Aksine daha vahim sosyal çıbanlar sarar milli bünyeyi. Devletin asayiş organlarında görev alanlar, en küçüğünden en büyüğüne kadar, şu gerçeği iyi bilmelidirler: İnsanların yüreğine zulüm korkusunu sindirerek başarı sağlanamaz. Zulmün kendisi dahi, zulüm korkusundan daha zalim değildir. Faik Suad ( 31 Ekim 1964'te Diyarbakır'ın Çermik ilçesine bağlı Haraba ve Musikan köyleri arasında yaşanan çatışmalara devlet mudehalesi üzerine Faik Suad'ın "Söz Gelişi" isimli yazısından...)
Sayfa 155 - Ulus Gazetesi (1964)·Kitabı okuyor
Gazete Alıntısı