“Herkesi babama benzetirdim. Ya da hiç kimse babama benzemezdi.Evimizde yapraklardan bir çınar ağacıydı. Gölgesi yazın serinlik, kışın sıcaklık verirdi. Yüreğimde karıncaların yürüdüğü bir yeni zamandı. Kim birazcık ona benziyorsa gizlice seviyordum. Bütün erkeklere mavilik veren bir gökyüzüydü. “
Ruhunuzla ilgili gerçek şudur: Yeni olan her şey -iyi bile olsa- tanıdık hale gelene kadar rahatsızlık verir.
Beynimiz de o davranışlar, alışkanlıklar ya da ilişkiler aslında toksik ya da yıkıcı da olsa tanıdık olan şeyleri iyi ve konforlu olarak algılamamız açısından aynı şekilde çalışır.
Bu yaratılan kadına bütün tanrıların armağanı anlamına gelen pandora adını verirler. O zamana kadar insanlar, kötülüğü, hastalığı sıkıntıyı bilmiyorlardı. Yeryüzüne, bütün kötülükler bir kutunun içinde gönderilmişti. Tek yapılacak hata kutunun açılması olacaktı. Pandora da merak edip yanında getirdiği kutuyu açınca; acılar,dertler,hastalıklar,yaşlılık, kıskançlık, delilik, ahlaksızlık, açlık yeryüzüne yayıldı. Kutudan tam umut dışarı çıkmak üzereydi ki, Pandora kutuyu kapattı. Kutuyu sadece umudu sokabilmişti. Umut hâlâ insanlara, kötülüklere karşı durma, acılarını hafifletme cesaretini veriyor.