Irvin Yalom, bir sosyal bilimci olarak okumaktan asla bıkmayacağım kadar güçlü, pratik kazanımlar sunan, samimi ve üstün bir kaleme sahip. Çoğu kitabını okumuş olmakla beraber her kitapla beraber gittikçe gelişen uzmanlığını, insani yönlerini tamamen hissettirdiği terapilerinin gücünü çok derinden hissetme şansı buluyorum. Bir önceki okumam olan Ölüm Kalım Meselesinde eşinin kanser sürecinde ölüm sürecini, yas tutma, eş kaybıyla gelen yalnızlık hissi ve kendi ölümüne yaklaşma konularına eğilirken bu kitapla ise ölüm konusunu daha fazla derinleştiriyor. Birçok terapi seansından faydalı örneklerle ölümün o yakıcı, ışıklar saçan yüzüne doğrudan bakabilmeyi anlatıyor ve ölüm konusunun aslında hayatımızın temelini oluşturabilecek çoğu anksiyete ve kaygının da zemininde oturduğunu ifade ediyor. Örnek vakalarla beraber kendi içsel muhakemenize dalıyor, ölümün sizin için de aslında neler ifade ettiğini bulmaya çalışıyorsunuz. Hiç farkında olmadan bizi korkutan, kaygılandıran ve hayatımızı anlamsızlaştıran çoğu olgunun ölümle ilgili çıkmazlara gittiğini hissediyorsunuz.
Kitabı, ölümle buluşmadan önce hayatını anlamlandırmak isteyen, hatta bizzat da bu nedenle okuması gereken herkes okumalı. Yazarın da birkaç kez belirtmiş olduğu gibi ölümün yüzüne bakabilmek hayatı daha anlamlı yaşamamızı sağlayan büyük bir uyanış olabilir.