Ben, benim!!
Puan vermedi·148 syf.··
2026 23. kitabı
·
1780 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 14:49
Siddhartha, modern insanın bitmek bilmeyen "Ben kimim?" ve "Hayatın anlamı ne?" sorularına verilmiş naif ama çok güçlü bir cevaptır. Kitap bize hayatın doğrusal bir hat değil, bir nehir gibi kıvrımlı, bazen coşkun bazen durgun bir süreç olduğunu hatırlatır. ​Hermann Hesse, Siddhartha’nın şahsında okuyucuya şu fısıltıyı bırakır: Kendi yolunu çizmek zorundasın. Hatalarınla, günahlarınla, arayışlarınla sen, sensin. Ve aradığın o nihai huzur, uzak bir öğretide değil, nehrin sesinde; yani kendi içindeki akıştadır. ​"Dünyayı olduğu gibi kabul etmek, onu sevmek ve ona ait olmaktan gurur duymak... İşte nehrin bana öğrettiği budur."
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202447bin okunma
9/10
·764 syf.··
2024 14. kitabı
serinin üçüncü ve feyre bakış açısı ile yazılan son kitap bu kitap. bu açıdan bir hikayenin sonuna gelmiş hissettiğimden bu kitaba yorum bir türlü yazamıyorum. yazarın bu seride okuduğum kadarı ile, olaylardan daha çok ilişkileri örmek ve onları anlatmakla ne kadar doğru bir karar verdiğini tekrar tekrar iliklerime kadar hissettim kitap boyunca. üç bölüme ayrılmış kitap, ki bence ilk bölüm "leşlerin prensi" tam olarak adını hak ediyor. tamlin'in hırsı yüzünden olayların nereye varacağını gördüğümüz nokta ile biten 2. kitap, feyre'nin gözü dönünce neler yapabileceğini gözler önüne serdi bu bölümde ki - yaptıklarından bir yerde pişman olduğuna kesinlikle eminim- ama yine de yaptıklarını, gözlem gücünü oyun kurmasını ve bir saray yöneticisi gibi davranmasını oldukça sevdim. rhys ile yaşadıkları şey hat safhaya çıkarken, feyre'ye duyduğu saygı gerçekten göz yaşartacak cinstendi. (belki de standartları bu denli düşük olan her kıza bi ufak mesaj da içeriyor olabilir bilemedim. :d) bu arada amren ile varian arasındaki gelişme gerçekten çok hoş değil miydi ? yaz sarayındakileri ve hellios'u gerçekten diğer saraylarda en sevdiğim karakterler oldu. lucien'i bile bu denli sevmediğim aşikar. pis tilki. (şaka şaka) kemik oymacısı, dokumacı ve kütüphanedeki korku karakteri de oldukça iyi düşünülmüşlerdi ve tabi ki oymacının istediği o ayna. her sayfasını merakla okudum ama evrenin giderek genişlemesi ve her karakterin bu denli detaylarla anlatılması savaştan daha çok dikkatimi çektiği açık söylemek gerekirse. zaten bu seriyi okumayı zevkli kılan kısım da, o arkadaşlıkların derinliklerine kadar görebiliyor oluşumuz değil mi. tüm planlı olayların hepsinin mantık hatasına yer bırakmadan ilerlemesi ve tüm o duyguyu okuyucuya geçirmesi (yazara alkışlar burada gidiyor.)... bu kitap bir
Kanatlar ve Küller SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20183,510 okunma
Reklam
Sonsuz Şükür: Yalvaç
Puan vermedi
Sana selam sana ışık olsun. Karanlıktan Gelen’in sesi sarıp sarmalamış Yalvaç’ı. Pek çok hayattan süzülen arı duyguları birer birer koynuna düşürmüş. O ses bir şekilde, nasıl olduğunu asla anlayamadığımız haliyle, en iyi bildiği şeyin peşinden gitmeye devam ediyor. Giderken de soluğuna dokunduklarını ışığın yoluna savuruyor. Hatırlıyoruz; ses, karanlıktan geliyordu ancak su gibi akışkandı. Sözler verdik ve yeminler ettik, karanlık ormanlardan geçtik. Kendi yolumuzda, kendimizce idrak ettiklerimiz, gördüklerimiz bizi sürükledi geceler ve gündüzler boyu. Sürükledi ışığa ve ışık olacak olana. Bizler O’nun ve yolculuğunun kutsal şahitleriyiz. “Yalvaç” büyümüş ve kendi başına bir hat, bir merkez olmuş. Masumiyetin yok olduğu ya da baştan yazıldığı kimi anıları ve yaşanacak sayısız hayatları kendisine çeker olmuş. Onun yolu Baba’nın yolu. Baba’nın tozlu ve kasvetli, sitemkâr, yer yer acıyla ve türlü işkencelerle süslenmiş görkemli kurtuluş yolu... Ne mutlu ona ki Yalvaç’a ses olan pembeli sesi, onu yazan narin elleri bu hat üzerinde ölümsüzlükle müjdelenmiş. Kutlu olsun, yolu bahtı açık olsun. Gece’nin duaları Sinestezi’den beri susmadı, durulmadı. Mırıltıları şehrin tekinsiz sokaklarında ve ölü bakan insanların ruhlarında yuvalanmaya devam ediyor. Kim bilir belki de Yalvaç onu duymuştur. Ne mutlu Yalvaç’a soluk olana ki göğsünü kendisi dikmiş; Alva’da ve Livia’da hayat bulmuş. “Korkma, karanlıktan gelen seni koruyup kutsayacak. Yoluna ışık, ruhuna esenlik verecek. Matemin, kederin dağılacak, seni üzen küf kokulu bedenlerden arınacak, kendini bulacaksın… Küf gece, sen ciğerimi delen; mühürlendik sonsuza kadar gecede, karanlıklar prensi bize şahitken.” Sana, Baba’ya, Bütüne ve Kaynağa sonsuz ışık, sonsuz şükür olsun. Yalvaç Selda Uygur
Edebiyat
YalvaçSelda Uygur · Bilgi Yayınevi · 20265 okunma
7/10
·324 syf.··
2026 5. kitabı
Soylular seriyası sevgi, intiqam və bağışlanma mövzularını əhatə edən təsirli bir trilogiya idi. Hadisələr boyunca Ivy və Santiago çətin sınaqlarla üzləşir və keçmişləri ilə hesablaşırlar. Kitablar maraqlı və axıcı idi.
Ruhun YakarışıA. Zavarelli · Prime Kitap · 2025250 okunma
8/10
·120 syf.··
2026 41. kitabı
Atları Da Vururlar - Horace McCoy Çeviren:Emirhan Burak Aydın Amerika'da büyük buhran dönemi. Gloria ve Robert isimli iki genç. Gloria aktrist olmak istiyor, Robert da yönetmen. Ama işsizlik, ekonomik kriz hat safhada. Kapitalizmin gücü de aynı şekilde. Yiyecek yemeği ve hatta yatacak yeri dahi olmayan gençlerin başvurduğu bir dans yarışması başlar ve Robert ile Gloria da bu yarışmaya başvurur. Yarışmanın şartları ağırdır. 1 saat 50 dk dans, 10 dk mola. Ama gençler dışarıda o kadar kötü şartlardalardır ki, yarışmada bu tempoya rağmen düzenle yemek ve yatacak yer olduğu için kilo bile alırlar. Okuyunca ne kadar etkili bir hikaye değil mi? Bu hikayede özellikli Gloria'nın cümleleri bize dönemin gençlerinin içinde bulunduğu bunalıma, ruh hallerini, hedefsizliğini çok güzel anlatıyor. Bazı eserlerini neden kült olduğunu okuyunca daha iyi anlıyorsunuz. Tersinekitap iyi ki yeniden basmış bu seriyi. Normalde okuduğum kitapların filmini/dizisini izlemeyi sevmem ama o kadar güzel yorumlar var ki, hemen filmi izlemeye gidiyorum. Siz daha duruyor musunuz? Önerimdir, okuyun efendim.
Atları Da VururlarHorace McCoy · Tersine Kitap · 2026556 okunma
8/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 22:28
#KitapYorum #CenkKayakuş #SonFiravun #KanonYayınları #Kitabaaşıkokumayasevdalı Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere Kanon Yayınları'ndan çıkan, Cenk Kayakuş'a ait "SON FİRAVUN" isimli tarihi romanı tanıtmaya çalışacağım. Cenk Kayakuş kitaplarını okumak bana göre ayrıcalık. Öncesinde "KAYIP KITA", "UÇUŞ 345" isimli eserlerini okumuş çok beğenmiştim. İçimden de gizliden diğer kitaplara talibim düşüncesi altın yaldızlı hazine notluğuna okunmak üzere eklemiştim bile. Hepsinde heyecan, gizem, merak, adrenalin, gerilim tavan. Elinizdeki kitaplar bittiğinde, ne okurum derdi sarmışsa, sıkılıp bunaldıysanız, arayıştaysanız eğer zulanuzda Cenk Kayakuş kitapları varsa çok şanslısınız, kurtardınız günü diyebilirim. Hani yemek sonrası en sevdiğiniz tatlıya sıra gelir ya!.. Tam da bu iştahla "SON FİRAVUN" a tutundum desem mübalağa etmiş olmam. Her sayfa heyecan, gizem, aksiyon, gerilim. Tüm duygularınız fişini elektrik prizine takmışcasına aydınlanıyor. Kendinize geliyorsunuz. Hani çok susarsınız su ılık gelir, o sıcakta bir işe yaramaz. Yavandan mideye yuvarlarsınız. Bu eser tüm dıyguların hakkını veren cinsten. Yani o soğuk suyla dirilişiniz bu kitapla kavilli. Cenk Kayakuş tarihsel olayları günümüze bağlamayı seven bir yazar. Okurun nabzını biliyor. Nokta atışlar hükmünde. Hadi şimdi Mısır'a gidelim, kızgın çöllerde kahramanımız Hakan Geda neler yaşamış konuya ekmek bandıralım. "SON FİRAVUN" Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı fethi, II. Dünya Savaşı ve günümüzü birleştiren gizemli bir hazine avını konu alan bir macera romanı. Topkapı Sarayı’ndaki "tılsımlı gömlekler" gibi somut tarihi ögeler ve Herihor hazinesi gibi arkeolojik mitler kurgunun omurgasını oluşturuyor. Temposu yüksek, kronolojik katmanlar arasında köprüler kuran, tarihsel gerçekliklerle kurguyu harmanlayan sürükleyici
Son FiravunCenk Kayakuş · Kanon Kitap · 202241 okunma
Reklam
Reklam