Serencama esas a ekola femînîstiyê di sala 1929an de bi pirtûka Odeyek Ji Odeyên Xwe² Virginia Woolf daye destpêkirin. Woolf di vê pirtûkê de dide zanîn ku mêr, her gav bi çavekî biçûkxistî li jinan dinêrin û ew mêr in ku cihê jinan pênase dikin. Çimkî hemû saziyên siyasî, îqtisadî, civakî û edebî di bin kontrola wan de ne. Ji ber salên sekan ên îqtisadê û herwiha salên herba duyemîn a cîhanê ku bala mirovahiyê çû ser meseleyên din, belavbûna fikra femînîstiyê di nav civakê de dereng ma. Lê belê ev serencam di sala 1949an de ji aliyê Simon de Beauvoir ve bi çapa pirtûka bi navê Zayenda Duyemin careke din femînîzm hişyar kir. Ew di wê baweriyê de bû ku civakên rojavayî yên pederşahî wisa dizanin ku kontrol û îdareya wan di destê mêran de ye. Mêran hemû wateyên ku li ser jinê hatine danîn, pênase kirin û di vê pênaseyê de ji jinan re "ewa din" a mêran hat gotin. Li gorî wê divê jin ji bo felata xwe şêwaza civaka pederşahî û mefhûma "ewa din" daynin aliyekî û xwe ji nû ve pênase bikin.
Bütün yapı ustalarını başına toplayarak bu Rumeli Hisarı’nı kûfî hat üzere Mehemmed ismi resminde yapmıştır. Anadolu Hisarı bağları dağından görülür ki kûfi hattı üzere Mehemmed ismidir
Sakarya’dan dönüşünde, Çankaya’da:
-Ben galiba en iyi gene şu askerliği yapabiliyorum, demişti.
“Bu savaşta iki şey buldum. Daha iyi atılmak için çekilmeler yaptığım sırada, sırt vere vere ta Ankara kapılarına geleceğimizi göz önünde tutarak, bu hat da elden giderse hangi hattı savunacağız, diye benden üzülerek soran bir komutana, “Vatanı korumakta hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. Bu satıh baştanbaşa vatanın bütün yüzüdür. Vatan sathı en son kayasına kadar düşmanla boğuşularak müdafaa edilecektir,” cevabını vermiştim. Bu formülü bir gündelik emirle bütün orduya bildirdim. İkincisi de bana Sakarya’da gelen şu düşüncedir: Hiçbir zafer, gaye değildir. Zafer ancak kendisinden daha büyük bir gayeyi elde etmek için gereken en belli başlı vasıtadır. Gaye, fikirdir. Zaferin, bir fikri kazandırdığı kadar değeri vardır. Bir fikri kazandırmaya yaramayan zafer kalamaz. Her büyük meydan savaşından sonra yeni bir âlem doğmalıdır. Yoksa başlı başına zafer boşuna bir çaba olur.”
"Wer Wissenschaft und Kunst besitzt,
hat auch Religion;
wer jene beiden nicht besitzt,
der habe Religion!"
"Kim bilim ve sanata sahipse / sahiptir dine de; / Kim yoksunsa ikisinden de / sarılmalıdır dine!"
_Goethe_
"Bırak ölüler kendi ölülerini kendileri gömsün." dogmasını öğrettiler bize, bu dogmayı hemen kavradık ve seve seve kabullendik. Geçen yüzyılın ünlü, büyük idealist şairi bir şiirinde kendine özgü biçimde şu özgürlükçü dizeyi haykırmıştı: "Und der Lebende hat recht." Ama biz daha da ileri gittik: Ölülerden pek kurtulamadık, yaşayanların hakkını yeterince savunmadık geriye bizleri varlıklarıyla rahatsız eden ve dogmaya göre gömülen ölülerden daha çok rahatsız etmeyi sürdüren sağlar kaldı.
İnsanın hissləri tez-tez təkrar olunan təəssüratın təsiri altında sürətlə kütləşərsə, alışmadığı gözəllik və nəfəsliyi şişirtmək də onlara xas olan bir şeydir. Bir şey yenidirsə, deməli, əvvəl olanların hamısından yaxşı olmalıdır. Özümüzü əhatə etdiyimiz xarici aləm həyata olan münasibətlərimizi necə tez-tez dəyişir! Bir adam kasıbdırsa, varlanmaq sanki onu müvəqqəti olaraq xoşbəxt edir. Əgər yad görüşlü adamlar arasındadırsa, əlverişli mühitə düşdükdə bir müddət düşünməlidir ki, onun bütün çətinlikləri həll olunub. Bu maddi şəraitimizdə heç bir dəyişikliyin sarsıda bilməyəcəyi daxili sakitliyin bizə nə qədər yad olduğunu göstərir.