Daima bulutlara, gökyüzüne çekiliriz. Bulutlar ülkesine: Yumurcaklarımızı bulutların üzerine yerleştirip tanrılar, Üstinsanlar adını veririz: Onlar hafiftir, tam da bu oturaklara göredir onlar! O tanrılar, Üstinsanlar!
Kitapta yapılan çıkarımların fazlaca geleneksel bir yapısı var. Ana fikrinin kadercilik olmasıyla beraber hikayelerde iyilik yapanın veya kadere teslim olanın ödüllendirilmesi kötülük yapanın veya kaderine karşı çıkanın ise cezalandırılması masalsı bir yön katmış. Melekler ve mucizeler de bu yönü destekleyen diğer unsurlardan. Tanrı ve kulluk kavramları fazlasıyla ön planda.
Kaç yalnızlığına dostum: Her yerini zehirli sinekler sarmış. Havanın sert, sağlam olduğu bir yer bul kendine!
Yalnızlığına kaç! Sen küçük ve zavallı kişilerle çok iç içe yaşadın. Onların görünmez intikamlarından kaç! Onlar için bir intikamdan başka bir şey değilsin.
Kovmak üzere elini kaldırma artık! Sayıları bilinmez. Senin kaderin, sinek kovalamak değil.
Nietzsche'nin tezat kavramları ustaca bir arada kullanabilmesi hayranlık uyandırıcı. Toplumca benimsediğimiz doğruları bir cümlede mantık çerçevesinde aşağılayıp 'acabalara' sürüklüyor, çoğu zaman. Bazen de aynı cümle içinde kavramı hep yerip hem yüceltebiliyor. Aslında yaşadığımız dünyanın zıtlıkların dünyası olduğunu bu yolla anlatıyor.
Örneğin, Böyle Buyurdu Zerdüşt kitabının 33. sayfasında şöyle diyor, "İnsan aşılması gereken bir şeydir: Bunun için tutkuyla bağlanacaksın erdemlerine; çünkü onlar yüzünden yok olacaksın."
Daha üstün bir senin doğabilmesi için senin yok olman lazım. Bunu da senin katilin olan erdemlerini hayatının merkezine alarak yapabilirsin ancak🤓
Böyle Buyurdu Zerdüşt, Friedrich Nietzsche