Mücahid Aksüt

Dünya Ağrısı
8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2020 64. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2020 23:09
Küçük bir şehrin babadan kalma otelinde geçen bir hayat serüveni... Hayatın anlamını sorgulayan bir ömrün adım adım sessizleşmesi... Sükutun anlamından kelimeler yığınının üstüne yıkılmasına varan bir yol... Babasının ona verdiği evin reisliği rolünü hiçbir zaman benimsememiş bir adam. O elbiseyi çıkarıp atacağı günü beklemiş hep. Mürşit, ömrünü ablaların okumasi için hiç istemediği otel binasına mahkum etmiş ama ablaları evlenerek ona ihanet ettiğini düşünüyor. Çalışıyor gibi gözükse de her gün oteli de kendisini de çürümeye bırakmış. Babasının zamanındaki bakımlı gözde otel, bakımsız , kokan, kirli bir hale dönmüş. Oğlu ile yaşadığı iletişim krizi ise romanın ana noktalarindan biri. Oğlu otelin kendisi için son şans olduğu için otele tutunmak isterken, mürşit ise oğlunun otele bu kadar bağlanmasına anlam veremiyordu. Halbuki babasının kendisine yaptığını o oğlu üzerinde hissettirmeye çalışıyordu . Ama babasina göre daha , hissettirmeden bunu yapıyordu. Anlaşılmamanın insanın ölümü olduğu yerde dinleyen bir kulağın anlayan bi insan için büyük nimet olduğu gerçeğinden yola yola çıkarak Mürşit de adı Uzay olan madenci bir mühendisi yoldaş olarak buldu. İkisi, kimseye söyleyemediklerini anlatıyor. Ve geçici bir rahatlama yaşıyorlardı. İkisinin de benzer tanık oluyoruz. Ömür boy taşımak zorunda kaldıkları vicdanin yükü altında eziliyorlar. Bu hamallık arzu ettikleri bir şey olmasa iti buna mecbur olduklarini da gayet iyi... biliyorlardi. Konuşmalarinin bir çok yeralt çizilecek yerler. Dünya ağrısı dinmek bilmeyen bir acı. Bunu bilenler kitabı daha derinden hissedecekler Kitap bittiğinde bu ağrıyı sizler de hissedeceksiniz. Hayırlı Okumalar...
Edebiyat
Dünya AğrısıAyfer Tunç · Can Yayınları · 20216bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yoksulun Kokusu
Mürşit oteldeki müşterilerin peynirlerden daha kötü koktuklarını düşündü. Yoksulluk ve çaresizliğin dayanılmaz bir kokusu var, ayda yılda bir yıkanıyor olmanın yol açtığı bir koku değil bu, daha derin, daha içerden, sessiz bir çığlık gibi, yoksulluğun damgası gibi, yoksullar kokularıyla işaretleniyor, bu koku insanın içini eziyor, insanı uzaklaştırıyor onlardan, yoksullardan ve itilmişlerden.
Sayfa 79 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Bitmedi...
Nutkun sonunda, babam iyileşinceye kadar dayanmalıyım dedi kendine, borçlar bitene kadar, hayat yoluna girene kadar dayanmam lazım. Babası iyileşmedi, borçlar bitmedi, hayat yoluna girmedi. O da ait olduğunu sandığı yere dönemedi.
Sayfa 85 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Yükleri Ağır Olan Kadınlar
O gün yaşlı kadının bakkalın annesi değil, karısı olduğunu öğrenmiş, çok şaşırmış. Kasketli, öfkeli bir adam girmiş içeri “Beyin nerde?” diye sormuş. “Köye gitti,” demiş kadın “odun kestirecek.” “Kadının sesini ilk kez duydum,” dedi. “Sesi çok gençti ama yüzü çok daha yaşlı gösteriyordu.” Mürşit “Buralarda kadınlar çabuk yaşlanıyor,” dedi “yükleri çok ağır.” Şükran'ı düşündü sonra, o da çabuk yaşlandı, Mürşit'i taşımaktan. “Bu memleketin her yerinde kadınlar çabuk yaşlanıyor,” dedi Madenci.
Sayfa 91 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Suçun Genişliği
Mürşit zihnindeki kaos görüntülerinin etkisinden çıktı. Suç böyle bir şey diye düşündü, asla kendisiyle sınırlı kalmaz, geçmişi de ortaya döker, yeniden yazar, kuyruğuna başka şeyler takılır, devasa bir günah haline gelir
Sayfa 92 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat